TEVAZU

262

Alp TEKİN

Kendini yenmişlik hali olan tevazu Rahman’ın kullarının hareket tarzıdır. Bilirler; insanlarıküçümseyerek onlardan yüz çevirmenin kibir, kendini kalabalıklarda gizleyebilmenin tevazuolduğunu. Bilirler; Allah’ın mütevazileri er ya da geç yücelteceğini, mütekebbirleri alçaltacağını.Farkındadırlar; kibrin imana engel, küfre sebep olduğunun ve korkarlar kibirden, zira bilirler; Allah’ın mütekebbirleri cehennemle tehdit ettiğini.

Kendini bilmezlerin söz ve tavırlarından incinseler de incitmezler kimseyi, “Selam!” der;yollarına devam ederler. Düzeltmek için yanlış anlamaları, bazen anlatmak zorunda kalsalar da kendilerini; asla uğraşmazlar, kendilerini överek temize çıkarmayla. Çünkü; iman etmişlerdir, kötülüklerden uzak duranı Allah’ın bildiğine ve bir gün mutlaka Allah’ın ak ile karayı herkese göstereceğine.

Açıktırlar eleştiriye, tavsiyenin kimden geldiğinden çok içeriği ile ilgilenir, negatif eleştirileripozitif eleştirilerden daha faydalı görürler. Unutmazlar; insan olduklarını, insanın hatasızolamayacağını ve bu yüzden; memnuniyetle karşılarlar hatalarının söylenmesini. Öğrenmişlerdirilahi beyandan; insanların hayırlısının hiç hata yapmayan değil; hata yaptıktan sonra düzeltenolduğunu. Düzeltmenin hatayı fark etmeden mümkün olamayacağını. Fark edemediği hatasınıgösterenin, kendilerine iyilik yaptığını.

Tevazuyu zillet, kibri vakar zannetme aldanmışlığına düşmezler. Gerektiği kadar kullanırlar; vazifenin yapılabilmesi için gerekli olan vakarı, vazife dışında genel karakterleridir tevazu.Mütevazi olmaları; kabiliyetlerinin farkında olmalarına ve kabiliyetleri ile büyük işlerbaşarmalarına engel değildir. Zira; kabiliyetleri verenin de; o kabiliyetlerin kendilerine yüklediğisorumlulukların da farkındadırlar. Sükûnetleri, gerektiğinde kükremelerine engel değildir; hattaşaşırtırlar düşmanı tevazudan fışkıran izzetleriyle.

İman kaynaklıdır tevazu, her fazilet gibi. Yoktan yaratıldığını, sahip olduklarının kendisinekarşılıksız verildiğini ve bir gün geri alınacağını anlamadan; kurtarması zordur insanın, yakasınıkibirden. Yaptıklarını, Allah’ın izni ve yardımı ile yaptığına inanmayanın; O’nsuz varlığını dahidevam ettiremeyeciğini kavrayamayanın, hakiki tevazuya ulaşması mümkün değildir.

En kısa yoldur tevazu; insanı hedefe ulaştıran. İstifade eder insan tevazuyla; en küçüklerden bileve ulaşır istediği hedefe. Engel olur kibir istifadeye; peygamberlerden bile. Her güzel ahlak gibiyüceltir tevazu insanı ve her kötü ahlak gibi alçaltır kibir insanı.

Şartıdır gül bitirmenin toprak olmak ve remzidir toprak, tevazunun maddi alemde. Sebebidirhakir görmek toprağı, üretememenin bir diken bile.

Haldir tevazu, tavır değil. Görünen; içtekinin arzu edilmeyen ve engellenemeyen yansımalarıdır. İçte olmadan gösterilen mütevazi tavırlar en hafif ifadesi ile riyadır ve riya; küçük şirktir.

Haklı göstermemelidir hiç bir sebep kibri. Ne zamanın ne de zeminin değişmesi değiştirirfaziletleri. Zâhir’in fatihleri’nin tavırları kirletmemeli zihinlerimizi. Bâtın’ın fethidir aslolan vekalıcı olacaktır ancak; bâtın’ın fatihleri’nin yaptığı zâhirî fetihler.

Zirveleşmiş insanlara ve bizim dünyamıza mahsustur galibiyet anındaki tevazu. Mekke’yifethetmek kadar büyüktür; İnsanlığın İftihar Tablosu’nun(AS) Mekke’ye girerken, bineğininüstündeki hali. Ve O’nun(AS) tilmizlerinden Hz.Ömer’in(RA) Kudüs’ün anahtarlarını almayagiderkenki seyahati, Kudüs’e vardığında üstündeki elbisesinin hali. Ve O’nun(AS) aşıklarındanYavuz Sultan Selim’in Mısır seferi dönüşünde, halkın alkışlarından saklanmak için İstanbul’agece girmeyi tercih etmesi.

Önemlidir sünnetin bâtını ve peşinden koşulmalıdır, en az zâhiri kadar. Efendiler Efendisi(AS) gibi su içme, uyuma ve yürümenin sünnet oluşu kadar önemsenmeli, anlaşılmalı ve yaşanmaya çalışılmalı; O’nun(AS) duyguları.

Yayınlarımızın devamı adına, sizleri destek vermeye davet ediyoruz.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here