Hizmet Hareketi Ve Asıl İdeolojisi

516

Ortaokul birinci sınıfta tanıdım Hizmet hareketini.

İmam Hatip Lisesine gidiyordum.

Okulumuzda hemen hemen her cemaatten insan vardı ve herkes kendi cemaatine insan kazandırmaya çalışıyordu.

Hizmet hareketi ile tanışmadan önce, mahallemizin camisinde sonradan Hizbullahçı olduklarını öğrendiğim insanlardan ‘tecvid ve Kuran’ dersleri almıştım.

Bazen onların üyelerinden birilerinin düğünleri olunca bizi de götürürlerdi, sonra orada tekbir getirip yürüyüş yaparlardı.

Bu bana çok itici geldiğinden dolayı da bıraktım onların oluşturduğu gruba katılmayı.

Hizmet Hareketi ile ilk tanışmam da, bir okul çıkışı tanımadığım, adını dahi bilmediğim  abinin gelip, daha önceden hizmet camiasına mensup olan bir sınıf arkadaşım ile o abinin evine gitmeyle başladı.

Etkilendiğim ilk nokta, abim olmuştu. Abim de aynı okulun lise ikinci sınıfına gidiyordu.

Fakat, o kadar oturaklı ve öyle yetiştirmişti ki kendisini, ilk andan itibaren hayran kalmıştım ona.

Eminim bu ‘Gülen Cemaati’ olarak adlandırılan hizmet hareketine de, insanların çok büyük bir kısmı da, ilk olarak abiler-ablalar vasıtasıyla bağlanmışlardır.

Sonraki günlerde hareketin ne olduğunu ne olmadığını anlamaya çalıştım.

İlk günlerden aklımda kalan ve beni etkileyen söylemlerden biri şu olmuştu.

Bütün cemaatler güzele ve iyiye davet eder, ama farklı yollar ve metodlar ile yaparlar bunu, bu nedenle, hiç bir cemaat ve tarikati eleştirmek doğru değil, eğer bir cemaat başka bir cemaati eleştiriyorsa bilinki o cemaat doğru bir cemaat değil.

Bu hoşgörü anlayışı benim çok hoşuma gitmişti.

Sonralarda hareketin bana en cazip gelen tarafı, benim gibi ele avuca sığmayan birini bile idare ediyor olmasıydı. En çok da dışlamaması ve katı kurallarının olmaması idi.

Gerçekten bildiğim bir çok cemaat ve tarikatta çok katı kurallar vardı. Ama Hizmet Hareketinde böyle bir durum asla söz konusu değildi.

Halı sahada maç yapan, pikniğe giden, illa namaz kılacaksınız, şunu yapacaksınız, şunu yapmayacaksınız diyen bir yapıda değildi.

Böylece harekette kalmaya devam ettim.

Yıllar geçti, çok zor şartlarda, çetin imtihanlar atlattı hizmet camiası.

Yürüdüğümüz düz ve güzel yolların yerini dikenli yollar almaya başlarken, bizlerde; yani içinde olan insanlarda bu badirelerden etkilendik.

Özellikle 1999 yaz ayında başlayan kaset krizi ve 28 şubat döneminde çok ciddi baskı gördüm ailemden. Babam devlet memuru idi ve Hizmet hareketinin içinde yer aldığımdan  dolayı işinden atılacağını söylediler ve ayrılmam konusunda baskı yapıldı.

Her seferinde reddettim.

Bu işin içinde kalmaya devam ettim.

Hizmet hareketi benim için bir yaşam tarzı haline gelmişti.

Birilerine bir şeyler anlatmak, anlatmanın önünde iyi bir insan olmak.

Yıllar böylece geçti ve yaşadığımız bu zorlu süreç başladı. Adına 15 Temmuz ‘Darbe Girişimi’ dedikleri kara süreç…

Bu olaylardan önce kendi halinde bir video editörüydüm.

Ne yazarlık, ne gazetecilik gibi bir derdim ve planım olmadı.

Süreç ile ilgili yazmaya, yaşanan hadiseleri, atılan iftiraları sosyal medyanın en geniş ağı olan mecrada yani ‘twitter’da aktif olarak anlatmaya, yazmaya başladım, sonrasında bugünlere geldik.

Son zamanlarda yaşanılanlar ve Hizmet hareketi içerisinde gördüğüm bazı tavır ve davranışlar, bende çok ciddi bir sorgulamanın başlamasına neden oldu.

Nedir bu?

Şöyle ki;

Hizmet hareketine girerken beni en fazla etkileyen unsur;

Katı olmayan

Bağnaz olmayan

Esnek

Görüşlere değer veren

Fikrlere açık olan

Diğer cemaatlerde olan, yobazlık ve aşırıcılığın olmaması.

Amacının evrensel olması

Diğer cemaatlerde gördüğüm ve inanılmaz kıl olduğum, lideri kutsama ve adeta lider ile beraber cemaati de kutsamanın olmaması idi. Fakat son zamanlarda yaşadığım ve okuduğum bazı yazılar, mesajlar, tepkiler, bende adeta acabalar ortaya çıkardı.

Hizmet Hareketindeki bazı insanların tepkilerine, mesajlarına ve tavırlarına bakınca, ya ben hareketi tanımıyorum, ya bu insanlar hareketi tanımıyor diyorum.

Hizmet Hareketinde bir radikalleşme ve diğer cemaatlerde, hele de özellikle siyasal islamcılarda olan bazı hastalıkların bir başka formatta ortaya çıktığına şahit oluyorum.

Nedir bunlar size maddeler halinde yazayım.

 

1- Lideri Kutsama.

AKP tabanı ve siyasal islamcılar Erdoğanı kutsuyorlar, Hizmet hareketinde olan insanların bazıları Fethullah Gülen Hocaefendiyi kutsuyorlar.

 

2- Lider ve kadrosuna hata işlememe atfetme

 

AKP tabanı, Erdoğanın onca dönmesi, onca çarketmesine rağmen asla hatalı bulmuyor.

Hizmet hareketindeki insanlar da, geçmişte Hocaefendi’nin ve yönetimdeki insanların, ama bilerek ama bilmeyerek yaptıkları hataları, yanlışları kabul etmiyorlar. Etseler bile, mutlaka sonrasında bir bahane, bir söylem ile bu hataları kapatmaya çalışıyorlar.

Erdoğan, Soma faciasından sonra Fıtrat diyor, Hareketteki yönetim kadrosu, ihmal ve hataları sonucunda bazı insanların mağdur olmalarına, yolun kaderi diyor ve bu hatalardan sıyrılmaya çalışıyor.

3- AKP tabanı, partiyi bir din ve partiye karşı olmayı dinden çıkmak olarak görüyor. Hizmet hareketinden olan bazı insanlar, hareketi bir araç olmadan çıkarıp, bir amaç olarak görüyor.

 

Hareketten çıkan veya hareketin yönetimine karşı çıkan, onları eleştirenleri adeta dinden çıkmış, ihanet etmiş birer mürted olarak görüyor veya o şekilde davranıyorlar.

 

4- AKP, kendisine ve liderine karşı muhalif olan veya eleştirenleri hain olarak görüyor, Hizmet Hareketindeki bazı insanlar da, eleştiren, aksi şeyler söyleyenleri hainlikle, fitnecilikle suçluyor ve linç etmeye çalışıyor.

Muhalif olan herkesi susturmaya çalışıyor.

Muhalif insanları hareket içerisinde dışlıyorlar.

Bazen direk, bazen üstü kapalı olarak susturma girişimlerinde bulunuyorlar.

5- AKP, bazı hatalarının açıktan konuşulmasından rahatsız oluyor. Hizmet Hareketindeki insanlar da, evet hatalar olmuş ama bunları neden açıktan konuşuyorsunuz diyerek, iletişim çağında yaşayan dünyanın gerçeklerinden kopuk bir eylem içerisinde oluyorlar.

Konuşmadan korkuyorlar her ikisi de.

6- AKP içerisinde yapılan bazı yanlışlar ortaya çıkınca, yanlışı yapan ve ortaya çıkanlar, hemen Erdoğan’ın arkasına saklanarak, hamasi söylemler ile yanlışlarını kapatmaya çalışıyor.

Hizmet hareketinde yapılan ve şahısların yaptıkları yanlışlar ortaya çıkınca veya bunlar sorulunca, hemen Hocaefendinin arkasına saklanıp, Onu perde yaparak bu yanlış ve hatalardan kurtulmaya, hesap vermemeye çalışılıyor.

 

Buraya daha çok madde yazabilirim.

Ne yazık ki, tertemiz bir amacı, tertemiz mensupları, tertemiz bir lideri olan Hizmet Hareketi, bazılarının menfaatleri için kirletiliyor.

Hayatının her karesi gözler önünde olan, konuşmaları hep kaydedilen, rahatlıkla bir lokma bile bilerek haram lokma yemedim, öğrencinin takunyasına basmadım diyen Hocaefendinin, ömrünü verdiği bu hareket, bazıları yüzünden kirleniyor, kirletiliyor.

Ve bu kirletenlere inananlar ve bu söylem ve eylemlerin içerisinde olanlar, Hocaefendi’ye destek veriyorum zannederek, harekete ve Hocaefendi’ye büyük zararlar veriyor.

 

FUAT BARAN

 

 

Yayınlarımızın devamı adına, sizleri destek vermeye davet ediyoruz.

2 YORUMLAR

  1. Noktasına virgülüne kadar katılıyorum yazdıklarınıza…Ne olur eleştiriden korkmayalım..Şimdi zamanımı diyenlere “evet kesinlikle”tam zamanı…batıya entegre olacaksak doğu kültürünün eleştiriye tahamülsüzlüğünden vazgeçelim.
    Hizmetin globelleşmesi için analitik düşünceye ihtiyaç var..Yaşananlardan ders çıkarmadıkça imtihan bitmez

  2. Bu tertemiz bu alicenap bu peygamber varisi davanın tek ama tek yüzkarası maalesef h.e. ve dolayısıyla peygambere davaya ihanet eden ve bence belki de bugün yaşananlara sebep olan tek zümre bu hizmeti af buyrun babalarının tarlası hüviyetinde gören emri altındaki herkesi af edersiniz bir insan olarak dahi görmeyen mallarını istiskal eden sadece ama sadece yönetmeye kilitlenmiş bir sekilde vicdanını yitirmiş kişilerdir. Şimdi de koca bir hareket bu tipler yüzünden bir kült ve dar alana hapsedilmeye çalışılıyor.
    Allah versin nasiplerini…

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here