Zindan Ülkesinden Notlar…

536

Zindanda mıyız? Tel örgülerin ardından dünyaya bakan bir kaç küçük canlı misali izliyoruz dünyayı. Hem her şeye etki edebilecek gibi hem de elinden hiç bir şey gelmiyor gibi…

Her an ufuktaki derinliğe dokunacak gibi elimizi uzatıp bir metre öteye ulaşamamak… Hayal ile gerçek dediğimiz ikilinin arasındaki en büyük uçurumu o an yasarken ki hicran hali…

Ulaşamamak ve gidememek… Bir anin içinde kaybolmak isteyip en büyük işkence gibi zamanın içinde kalmak… Ne kaybolabilmek ne de var olabilmek gibi bir şey…

Olanca gücümüzle ayakta kalmaya çalışmak… Zihin ve kalbin arasına çekilmiş bir uçurumda ne zihne ne de kalbe yolculuk edememe hali… Aradaki köprüyü kim kuracak artık?

Onca yaşanılandan sonra iradesi felç geçiren birçok masuma kim el uzatacak? İrade davasında kaybetmek istemeyen bunca mazluma kim sıcak bir nefes olacak?

Mazlumlar memleketinin en zalimane zamanına denk gelmiş insanlarının sağlıklı düşünmesi mümkün değilken, bir bir kendi doğrularımızı sıralamak yerine hakikati neden aramıyoruz?

Kaçıncı ufuk çizgisinde tahayyül ufkumuz. Hangi tarafa gitsek başkalarının doğrularını çatıyoruz. Herkesin doğruları üzerindeki hakikati bulabilecek miyiz? Herkes doğrularından fedakârlık ettiği zaman…

Gerçekle bütünleşme sevdasındaki ruhların başkalarının doğruları tarafından esir alındığı bir dünya yalnızca cehennemdir…

Boş boş konuşmalar girdabında o ona sayıyor bu buna derken hakikat karşısında neden herkes suskun. Hala niye benim doğrularım denilen şeyleri dikte ediyoruz. Neden hala insanları dinlemekten kaçıyoruz? Korkudan mı? Kibirden mi?

Artık susalım. Doğruları olan insanların yanlışları ile yasamalarına izin verip sadece izleyelim. Yoksa bir etkimiz olmuyor hiç birine. Sonunda söylediklerimiz hakikat değil kendi doğrularımızdan ileri gitmiyor. Susalım… Hakikat kendi konuşsun…

seyfullah sacit

Yayınlarımızın devamı adına, sizleri destek vermeye davet ediyoruz.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here