Fethullah Gülen’e operasyon mu yapılıyor?

4415

Bir lideri itibarsızlaştırmak için ne yaparsınız.

Bunun bir çok yolu olmakla beraber, en sık kullanılan iki yolu vardır.

Birincisi, o liderin zaaflarını tespit edersiniz ve açığını bulup o açıkları ifşa ederek o lideri itibarsızlaştırırsınız.

İkincisi, o lideri yanlış yönlendirir, yada çalıştığı insanlara yanlış kararlar aldırırsınız veya aldığı kararların uygulamasında sorunlar çıkarırsınız ve liderin liderliğini sorgulatır hale getirip itibarsızlaştırırsınız.

Birinci yol etkili olmasa ise, genellikle ikinci yol hep etkili olur.

Amerika Birleşik devletlerinin eski Başkanı Obama, Amerika tarihinin en önemli reformlarından biri olan sağlık reformunu başkanlığı döneminin en önemli icraatı olarak söylerdi.

Maddi durumu iyi olmayan insanların da sağlık hizmetlerinden yararlanması için yaptığı bu reform halkın da büyük desteğini almıştı.

Bu reforma karşı çıkanlar genelde sağlık sigortası şirketleri ve zengin kesim idi.

Obama büyük bir gayret ile bu reformu çıkardı.

Ve bununla çok ciddi bir takdir aldı.

Fakat bu duruma sevinmeyenler hiç boş durmadılar.

Ve çok basit bir sorun ile Obama’nın sağlık sigortası reformuna ve Obama’nın itibarına ciddi bir darbe vurdular.

Neydi o mesele?

Sağlık sigortasının yapıldığı web sitesinde meydana gelen sorunlar.

Dünyanın en büyük internet ve web şirketlerinin olduğu Amerika’da, sağlık sigortasının web sitesindeki aksaklıklar ve sorunlar bir süre sonra insanları çileden çıkardı.

Sitenin düzgün çalışmaması, sağlık reformunun kazanımlarının önüne geçti ve Obama çok ciddi itibar kaybetti.

Görüldüğü gibi, çok basit bir site, ama verdiği zarar çok büyük idi.

Ve durum o kadar büyüdü ki, sitenin sorumlusu kongrede ifade vermek zorunda kaldı.

Bu olay bize, bazen çok basit hamleler ile liderlerin nasıl itibar kaybettirilebileceğini göstermesi bakımından bana çok manidar gelmiştir hep.

Bugünlerde ve özellikle bir süredir, Fethullah Gülen ve liderliği konusunda hem dışarıdan, hem içerden bazı eleştiriler gelmeye başladı.

Bu eleştirilerin bazılarının altı boş olsa da, bazılarının haklılık payı var.

Bu konuda bazı adımlar atılmaz ise, Gülen daha fazla sorgulanır hale gelecek ne yazık ki.

Bu konuda daha önce bir yazı kaleme almış ve Gülen’in etrafında bir gurubun Gülen’e rağmen işler yaptığını ve bu işlerin harekete ciddi zararlar verdiğini dile getirmiştim.

Baştan belirtmek isterim ki, Fethullah Gülen’in liderliği ve yaşantısı hakkında konuşabilecek selahiyette değilim.

Tüm yaşantısı gözler önünde, tüm konuşmaları kaydedilen ve bu bozuk toplumdan bu hareketi çıkaran Gülen çok büyük bir liderdir.

Büyük liderliğinin önünde, dümdüz bir hayatı olan biridir.

Fakat ben Gülen’in yanlış yönlendirildiğini ve bu yanlışa bilerek ve istenerek yönlendirildiğine inanıyorum.

Bu yönlendirmelerin de, yanlış bilgilendirme ile yapıldığı kanaatindeyim.

Özellikle son Kosova olayından sonra, hareket mensuplarının güvenli olmayan yerlerden neden bugüne kadar tahliye edilmediği konusu, bu fikirlerimin daha da pekişmesine neden olmuştur.

Bu konuyu maddeler halinde yazmak istiyorum.

1- Fethullah Gülen’i, çevresindekilerin eksik yada yanlış bilgiler ile dünyada yaşanılan olayları ve yaşanılanların vahametini tam aksettirmediklerine inanıyorum.

Özellikle Pakistan olayında bizzat bildiğim ve şahit olduğum bazı hadiseler bunun daha da netleşmesini sağladı zihnimde.

Ülkelerin durumları tam olarak yansıtılmıyor.

Ülkelerde yaşanılan sıkıntılar birinci ağızlardan dinlenilmiyor.

Bazı ülkelerde ayrılmak isteyen insanlar harekette bir daha iş bulamama ve hain muamelesi yapılma ile tehdit ediliyor.

İnsanlar ayrılmak isteyince bu insanlar dışlanıyor.

Ve bu durumda olan insanların talep ve istekleri Gülen’e iletilmiyor.

Bu konuda engellemeler yapılıyor.

2- Yaklaşık 5 yıldır süren bu sürecin son iki yılında başlayan şiddetli zulüm ve adam kaçırmaların daha da artacağı belli idi.

Önce Malezya, Suudi Arabistan sonra Myammar, Pakistan, Azerbaycan ve en son Kosova’da yaşanılan adam kaçırma hadiseler, hareketin yönetim kadrosunun bu konuda hiç bir hazırlık yapmadığını gösteriyor.

Erdoğan’ın her türlü kirli yolla bu işi daha da arttıracağı her geçen gün belli iken bu konuda bir çalışma ve eylem planının yapılmıyor olmasını anlamak mümkün değil.

Özellikle bu konuda bir kuruluşun hala kurulmamış olması çok büyük bir eksiklik.

Tüm dünyada 170 ülkede olan ve bununla övünen bir hareketin bu kadar geniş bir network içinde böyle bir kuruluşu kurarak, kaçırılma, alı koyulma, pasaportsuz kalma, pasaport iptalleri gibi hadiselere tek merkezden duyurma ve eyleme geçme planı yapmamasını anlamak mümkün değil.

Bir kuruluş kurulsa ve avukatlar, akademisyenler, gazeteciler bu kuruluş ile ortak çalışsalar.

Bir kaçırılma hadisesi olduğunda buna karşı kişiler ferdi olarak değil de bir kurum üzerinden hareket geçse daha iyi olmaz mıydı.

Bu neden düşünülmüyor?

Düşünülüyorsa bu neden bugüne kadar hayata geçirilmedi?

Son Kosova olayından sonra şu soruların cevapları var mı?

Hala o ülkelerde kalmaya devam edilecek mi?

Okullar neden hala devredilmedi yerel kişilere?

Kaçırma olaylarına karşı bir hazırlık var mı?

Oradaki insanların pasaportu olmayanları için bir çalışma yapılıyor mu?

Elçiliklerin hareket mensuplarının işlemlerini yapmaması konusunda neler yapılabilir bu araştırılıyor mu?

BM, AB, Amnesty, HRW gibi kuruluşlara bu durumlar anlatılıp bu konuda yardım isteniyor mu?

Bu girişimler için bir kuruluşun kurulması planı var mı, yoksa neden bugüne kadar kurulmadı, varsa ne zaman kurulacak?

Böyle bir kuruluş var ise bundan insanlar haberdar mıdır?

Bu ve benzeri soruları daha da arttırabiliriz.

Fakat benim gördüğüm;

Gülen’nin çevresinde bir gurup, Gülen’e operasyon yapıyor.

Gülen’in liderliğini tartışmalı hale getirme adına bilerek ve istenerek bazı hadiselerin yaşanmasına müsaade mi ediliyor?

Hareketin tabanında yaşanılan rahatsızlıklar ve şikayetler gerçekten Gülen’e iletiliyor mu, Gülen bunlardan haberdar mı?

Olaylar tam çıkılmaz hale gelmeden, önceden yapılan uyarılar ve talepler Gülen’e aktarılıyor mu?

Olaylar tam çıkmaz hale gelince mi olaylardan haberdar ediliyor Gülen?

Dünyanın bir çok yerindeki arkadaşlar bana, ülkeden çık diyorsun ama pasaportlarımız yok, yada yeni doğan çocuklarımızın pasaportu yok bundan dolayı çıkamıyoruz diyorlar. Bu hadise kangren haline gelmeden bu konuda çalışma yapıldı mı, bu konular olaylar çıkılmaz hale gelmeden Gülen’e aktarıldı mı?

Bazı ülkelerde durumlar kötü olduğu halde, bu durumlar Gülen’e sorun yok gibi aktarılarak Gülen’in o ülkelerde kalın demesi sağlandı mı.

Bazı ülkelerde insanlar defalarca çıkmak istedikleri halde ve çıkmalarının hayati olduğu ifade edildiği halde, o kişilere müsaade edilmeyip adeta kaçırılmaları ve başlarına bir şeylerin gelmesinin önü mü açıldı?

Bazı ülkelerde hareket mensupları çıkmak isterken ülkelerden izin verilmezken, idareci pozisyonunda olanlar çıkmak için tüm hazırlıklarını yaptılar mı?

Bu sorduğum soruları, kendi kafamdan yazmıyorum.

Bu sorular bana gelen ve teyit ettiğim bazı hadiselerin sonunda yazıyorum.

Ve diyorum ki; Gülen’in liderliğini tartışmalı hale getirmek için Gülen’e operasyon yapılıyor.

Ve bu konuları konuşan ve bu sorunları dillendirenler aynı operasyonel kişiler tarafından hedef haline getiriliyor ve susturulmaya çalışılıyor.

Bu konuda yazılarım devam edecek. Şimdilik burada kesiyorum.

FUAT BARAN

 

Yayınlarımızın devamı adına, sizleri destek vermeye davet ediyoruz.

8 YORUMLAR

  1. Aslında durum çok basit.Büyük baş olup hizmetin başına bunca sıkıntının gelmesine neden olan bazı şahıslar hem para hem vize gibi bir çok konuda hazırlıklı olduğu için sıkıntı çıkınca hemen ailelerini alıp ABD,Avustralya,Kanada,Ingiltere ve diğer Avrupa ülkelerine gidip yerleşti ve aileleriyle mutlu mesut yaşıyorlar.Ama hizmet devam etmeli tabii ki ama risk ve sıkıntı hep garibanların sırtında kalmalı.Bu ya Tr de hapislerde çürümleri ile ya 3cü dünya ülkelerinde canları ve kaçırılmaları pahasına hizmetlerine devam etmeye çalışıyorlar.E olan da onlara ve ailelerine oluyor.Hizmette her zaman torpillilerin hayatında değişen ise Türkiye de lüks semtlerde oturmak yerine birinci sınıf ülkelerde yaşamak..Hala arayalım niye hizmetin başına bunlar geliyor diye.Aslında çok basit nedenler.Adaletsizlik,dinden kopma,siyaset pisliğine bulaşma.Son dönemde en çok da dikkatimi çeken himmet , gazete vs için baskı yapıp namazını doğru dürüst kılmayan tiplerin türemesi…

  2. Fuat kardeşim iyi güzel bir tavsiyede bulunmuş bı kuruluşun kurulup tek elden ve güçlü tepkiler verilmesi ni tavsiye etmişsin ama ülkelerden ayrılacak kişiler için tavsiye yok yazında…elestirmissin eyvallah…ama çözümde sun ki sözünün kıymeti nakis kalmasın… ülkelerdeki insanlar da ABD canada veya AB ülkelerine geçtiler diyelim..Bosna’da savaş esnasında gidenlerin, Tacikistan da iç savaşa rağmen duranların yüzüne nasıl bakılacak…Şu an Türkiye’de içerdeki binler i onbinleri niye dışarı cikarmadik sorusunu da sormalisin o zaman…Bazen eleştirel bakanları okuyunca iyiki varlar diyorum… Çünkü gerçekten sorunlar var ve konuşarak eleştirerek bir şekilde çözülecek…. Bazen de keske susmayi becerebilip her aklına geleni fikir diye ortaya atmasalar diye sen gibilere kızıyorum.

  3. Umarım yayinlarsin… Bir ilave elestirim var sana… İnşallah yazılar okunsun popülarite olussun diye tek cümle değil tek sözcük bile kaleme almiyorsundur. Çünkü sende iyi biliyorsun ki vebalı ağır olur.. Çünkü yazıya sectigin başlık bu hissi veriyor…niyet okumak gibi bir gayem yok ama samimiyeti sorgulatir eleştirel bakışla beraber çözüm de sunmayan yazılar..

  4. Bence eleştiriler ulu orta yapılmamalı. Siz eleştirmeye devam ettikce SARAY GÖBEK ATIYOR. YAPMAYIN. ZALİM VE ZULÜMÜ DÜNYAYA DUYARMAK VAR İKEN NEDEN BİRBİRİNİZLE DİDİŞİYORSUNUZ?.
    Elestirerin ZAMAN ve MAEKANİ yanlış Yazık.

  5. Bu yazıda hoca efendiye yapılan operasyonun bir parçasıdır sayın Baran şefkatınızdan dolayı kaleminiz hizmete karşı bir topuza dönüyor yazmadan önce çok düşünün ahiretiniz zarar görmesin

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here