Hizmet Hareketi, Kaybolan Kredisi ve Güvenoyu

999

Etrafımızdaki insanlarla dertleşince veya etrafımızı gözlemleyince ortaya çıkan ortak kanaat hizmet hareketinin en büyük sermayesinin “güven”olduğu ve bugünde bunun tuz buz olduğudur.

İnsanlar Hizmete karşılıksız bir kredi açmışlardı. Parasını ve zamanını bağışlıyorlardı.

Severek ve isteyerek.

Bugün ise aynısı söylenemez.

Kafalar karışık ve insanlar artık sözden ziyade icraat istiyor.

Verdiği bağışın tam olarak nereye gittiği görmek istiyor.

Bütçelendiği şekilde mi harcanıyor yoksa farklı taraflarda mı kullanılıyor bilmek istiyor.

Düzenli mali raporlar talep ediyorlar.

Bunun yanında yerelde vazife yapan insanların yerelin ihtiyaçlarını ne kadar karşılayabiliyor bundan emin olmak istiyor ve işveren pozisyonunda olduğu için bu konunun tek patronu olmak istiyor.

Sebebi ise kaybolan “güven”.

Peki bu kaybolan “güven ve kredi “ nasıl geri gelecek?

Benim şahsi fikrim: şu an, Türkiye’de mağdurlara yardım yapanlar hariç, dünyanın her yerinde vazife yapan herkesin bulundukları bölgenin yönetim kurullarına veya mütevelli heyetlerine istifalarını vermeleri; yerel yönetimler, mütevelli ve/veya yönetim kurulları eğer isterlerse vazifelerine devam etmeleridir.

Şu anki vazifelilerin neredeyse tamamı atama ile merkezden vazifelendirilmiş, neredeyse hiçbirisininde yerelin fikri sorulmamış, yerelin ihtiyaçları göz önüne alınmamıştır.

Yerel yönetimler üzerinde eskiden kalma merkezi vesayet devam etmekte; tanımadığımız, bilmediğimiz kişiler hala kurumlar ve personel üzerinde karar alabilmekte.

Bundan dolayıdır ki bütün çalışanlar istifalarını yerel yönetimlere sunmalı. Eğer yerel yönetim kurulları mevcut vazifeliden memnunlarsa, istifayı kabul etmeyip, sözleşmeyi uzatıp yerel hizmetlere devam edebilirler.

Aksi halde yani yerel yönetimler vazifeliden memnun değillerse istifayı kabul edip, işveren olarak kurumlara yerelin ihtiyacını karşılayabilecek yeni vazifeli bulmalıdırlar.

Böylece vazifeliler hesabı “bilinmeyen merkeze “ değil, yerele vermiş olacaklar, yerelin ihtiyaçları tam belirlenmiş ve giderilmiş olacak, aynı zamanda da “güven” tazelenmiş olacak.

Bazı şeylerin değişti dendiği Amerika’da bile hala “ bu işler akşamdan sabaha değişmez, benden sonra düzeltirsiniz,bize kukla Board lazım” diyen asalakların olduğu yerde kaybolan güveni kazanmanın yolu tabiri caizse sine-i milete dönmektir.

Gölge merkezi yapılar tamamen sıfırlanıp, yetki ve sorumluluk tamamiyle yerele bırakılmalıdır.

Güvensizlik artarak devam etmekte ve bunu durdurmanın yolu yerelden “güven oyu “ almaktır.

Bu hem vazifeliyi rahatlatacaktır hemde yerel yönetimlerin elini.

Aksi halde merkezden atananlarla- yerel arasındaki makas giderek açılacak ve iletişim ve yönetişim kazaları işi içinden çıkılmaz bir hale sokacak.

Bu sorun giderilmezse korkarım kısa bir zaman diliminde insanlar sadece mağdurlara yardım yapacak ve bulundukları yerlerde bağışta bulunmayacaklar.

İstifa müessesesini işletip, güvenoyu olmak için hala bir şans var.

Birkaç yıl sonra veya Hocaefendi bu dünyandan göçüp gittiğinde belkide bunu yapacak fırsat bile olmayacak.

 

Hikmet Şahin

Yayınlarımızın devamı adına, sizleri destek vermeye davet ediyoruz.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here