Kargaşadan var olmaya davet

634

Dışarıdan çok şey yapıyor gibi görünüp, içinden hiçbir şey yapmadığını düşünmek. Onca uğraşın sonucunun bir hiç olması ne acı verici bir şey. Sonsuzu düşünmeyen insanların en büyük handikabı bu olsa gerek. Zahiri manada hiç olan bir şey batini manada birçok anlama gelebiliyor. İdrak edemiyoruz.

1960’larda bir matematikçi tarafından ortaya atılan, kaos dediğimiz kargaşanın açıklanmaya çalışıldığı bir teori var.  Basitçe bu teoride kargaşa ortamında yaşanılan birbirinden bağımsız görünen her şeyin aslında birbiri ile bağlantılı olduğu ve sonuca varıldığında bunun anlaşıldığını savunuyor. Bir nevi yapılan her şeyin sonucunun bir hiç olmadığının da kanıtı. Kimi düşünürlere göre, sert determinist tartışmalara bir cevap değil onu biraz daha yumuşatan bir hali olarak görülse de bazı düşünürler neden-sonuç ilişkisinin bu teoride tam olarak belli olmadığı beyan ederek teorinin biraz daha Einstein’ın görecelik kuramına destek verdiğini savunmuştur.

Biz burada derin bilimsel veya düşünsel tartışmalara girmeyeceğiz. Daha çok kaos teoremi üzerinden yapılan her bir eylemin bir nevi sonucunun bir hiç olmadığını görmeye çalışacağız.

Yapılan her eylemin iyi veya kötü bir sonucunun olduğu hepimiz tarafından bilinen bir gerçek. Özellikle şu dönemde yapılan her kötü şeyin sonuçlarının hemen görülmesi, yapılan en küçük iyiliğin de zaman içinde görüneceğine bir kanıttır. Ama insanoğlu her an yapılan iyi eylemlerin sonucunu görememesi kişiyi “hiçbir şey yapamıyorum” düşüncesine taşıyarak bu düşünceyle hareket etmesine sebep olabilir ve yapabileceği iyi şeyleri yapmamaya yöneltebilir. Bu açıdan bakıldığında bu durumun insanı durağanlığa sürüklediği de bir sonuç olarak karşımıza çıkar.

Bu tarz durağanlıklar insanı göl içerisindeki bir katre gibi sürekli kirlenmeye ve gereksizlik duygusuna doğru iter. Bu da yapılacak olan birçok şeyin yapmamasına veya ertelenmesine sebep olur. Durağanlığa kapılmış insanlar ise düşünsel veya aksiyon alanın dışında kalarak kendilerini psikolojik buhranlar içinde bulabilir.

Nurettin topçu insanın kendini var etme serüvenini anlattığı var olmak kitabında var olmak eylemini iradi olarak açıklamış ve “var olmak düşünmek ve hareket etmektir” diyerek durağanlığa karşı çıkmıştır. Bizlerin korku veya yapılan işler sonucunda bir hiç’e ulaşma gibi sebeplerden dolayı yapılacak olan şeylerden kaçmaları yerine düşüncenin hakkını vermelerini ve müspet olarak hareket ederek yapılabilecekleri şeyleri küçük görmeden yapmaları gerektiğini savunmuştur. “Bizler kendi varlığımızı bu şekilde kanıtlayabiliriz” diye de ekler.

Bir çok mağdur durumunda insanın olduğu bu kaos döneminde mağdurların kendi hikayelerini yazmaları, başka mağdurlara ellerinde maddi destek olmasa da bir dosta, güler yüze muhtaç olduklarının farkında olarak bir selam göndermeleri veya onlara ümit aşılamaları, dahası hiçbir şey yapamasa bile ismen dua etmesi küçük şeyler gibi görünse de sonucunun hemen alınamaması söz konusu olsa dahi bir hiç değerinde olmadığını ve yapılacak her şeyin bir değer taşıdığını kendi içlerine yerleştirmeli ve arkadaşlarımızın en azından bir şeylerin ellerinden tutması gerekmektedir.

Birçok mesele de hiçbir şey yapmıyorum düşüncesinden kurtulup en küçük yapılacak şeyde bile sorumluluk alma zamanı. Hizmet insanın yaşanılan travmatik olaylardan sıyrılıp tekrardan hareket ve aksiyon insanı olamaya davet ediyorum.

Kısaca irademizi kullanarak tekrar kaosu bir basamak görüp onu en iyi şekilde değerlendirip var olmaya davet ediyorum…

 

SEYFULLAH SACİT

Yayınlarımızın devamı adına, sizleri destek vermeye davet ediyoruz.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here