Ayrılanlara, “Elmas’la kömür ayrılıyor” der geçeriz.

3096

Sayın Tayfun Tuna’nın “Hocaefendi safını zihni berraklardan yana seçti” twitlerini görünce etkilendim ama şaşırmadım çünkü Hocaefendi’nin zaten safı belliydi.

Eğri oturup doğru konuşmamın vakti geldi de geçiyor bile.

Hocaefendi’nin kurduğu bu sistem zihni berrakları türetti ve çoğalttı.

Yani o hep onlarlaydı.

Bu hareketin lideri Hocaefendi’dir. Eksiklikler, yanlışlıklar elbetteki ona sorulacak.

Denetlenemeyen bu sistem, dengelenmemiş güç dağılımı kimin eseri?

Hocaefendi’nin Söylemlerine bakarak safını gayet tabi tahmin edebiliriz.

Eleştiri ve özeleştirinin ne kadar tavsiye edildiğine bakın, birde tenkit etmeyiniz tavsiyesinin sıklığına.

Bireyin çiçek açmasını kaç kez duyduk ; uyumu, itaati , cemaatten ayrılanı kurt kaparı kaç kez duyduk.

Cemaatçilik refleksleri insan hakları, hukuk, demokrasinin yanında maalesef her zaman daha baskın hal aldı.

Hizmet Hareketi’ni geliştirip dünyada kalıcı hale getirecek olan dünyayı iyi bilen, vizyoner arkadaşların yorumları ve Türkiye’de hizmet içerisinde yetişmemiş yada temelden yetişmemiş kişilerin katkıları ve fikirleri idi. Maalesef cemaat /abi enaniyeti bunun önünü kesti ve hareket kendi fasit dairesinde tıkandı, şimdilerde ise sebepleri dışarda aramakla meşgul.

Hizmet Hareketi’nin bu söylemlerle ve bu tarzıyla demokrasi üretmesi ve demokrasiye katkı sağlaması imkansızdı, bugün bunu iliklerimize kadar hissettik.

Siz bakmayın “ demokrasiden dönüş yoktur” söylemine. O sıkışılan yerde kullanılan bir argüman. Hareketin kullandığı hamasi söylemlerden sadece birisi. Kazın ayağı öyle değil oysa.

Aynı “Ortak akıl” söylemi gibi. Burada, “hangi ortak akıl?” sorusunu sormak icab eder.

3 tane zihni berrak kendi belirledikleri / atadıkları diğer kişiler ile toplanıyor bunun adı da ortak akıl oluyor. Uzmanlıklarının olmadığı, bulundukları ülkenin dilini dahi bilmeden o işle alakalı karar alıp diğer insanlardan da bunu uygulamalarını bekliyorlar, bunun aksini konuşanlara da gıybet etmeyin, hizmetin tokatını yersiniz diye tehdit savuruyorlar.

Hem kel, hem fodul diye buna dense gerek.

Son yazımda harekin değişmeyeceğini, değişemeyeceğini çünkü böyle bir vizyonu olmadığını söylemiştim.

Şimdilerde Hocaefendi’nin bu işin sonunda “bir avuç insan kalacağız” sözü daha da bir anlam ifade eder oldu bende.

Evet aynen öyle olacak gibi gözüküyor.

Bu mantıkla daha çok insan küser, küstürülür ve ancak bir avuç insan kalır.

Ayrılanlara da, “Elmas’la kömür ayrılıyor” der geçeriz.

Sonuç: Bize düşen mağdurlara yardım edip, dua etmektir.

Bize kalan da başka bir yolup ortamı zihni berraklara bırakmaktır.

HİKMET ŞAHİN

Yayınlarımızın devamı adına, sizleri destek vermeye davet ediyoruz.

2 YORUMLAR

  1. Yazı bir önceki gibi hatta ondan da acı ve karamsar. Yazılarınızı okudukça içim kararıyor, siz hiç mi çıkış yolu görmüyorsunuz?

  2. Yazınızın tümüne katılmıyorum.Doğrular var fakat bana göre yanlış bakış açınız da var.
    Bu sistemi beğenmiyorsunuz acaba nasıl bir sistem olmalı örneğini ortaya koyabilirmisiniz. Anadolu’ya asyaya bu şekilde açılım olmasını?
    Hizmet prensipleri bellidir.Kafanızda hayal ettiğiniz sistem neyse küçük bir dairede uygulayın topyekun cemaate örnek olsun.
    Bizler Ortadoğu toplumuyuz hangi sistem olursa olsun memnun olmayacağız.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here