Bir Muhacir Recası

2149

Geniş bir coğrafyada, dillere destan olacak Ensârlık ve Muhacirlik manzaraları ile karşılaşıyoruz. Allah’a hamdü senalar olsun. Muhacirlerden Ensar olmaya gayret edenler var ki, onlar da ayrı manzaralar teşkil ediyor.

Bu dönem, Asrın Huzeyfelerini, Musablarını, Habbablarını, Yasir Ailelerini, Hamzalarını, Alilerini, Nesibelerini ve Fatmalarını tescilliyor..

Bu öyle bir dönem ki gelecekte on binlerce insan, geçmişe dönüp “Hey gidi günler” diyecektir. Aidiyetinin bedelini ödediği Hizmetleri için.. Hiç tereddütüm yok.. Her halinde ayrı şerlerle perdelenmiş bu süreç, nice sürpriz güzelliklere gebedir inşallah.

Rabbimiz Asrın Çilekeşi’nin rehberliğinde çıkılan bu kutlu yolculuğu hepimize selametle tamamlayabilmeyi nasip etsin.

ENSAR’IN İMTİHANI

Tüm bu duygularla birlikte, Ensâra hitaben değinmek istediğim birkaç konu var.

Bu mektubu Almanya’dan yazıyorum. Burada çok güzel örnekler var. Göz yaşartacak ve gelecekte menkıbevarî anlatılacak güzellikte.. Ancak bunca insana mukabele etmede yeterli olduğunu söylemek pek de mümkün değil.

Bundan dolayı Ensarları sorumlu tutmak doğru mudur?

Hazırlıksız yakalanmış olamazlar mı?

Pek tabiki.. Herkesin imtihandan geçtiği böyle bir dönemde, bu konudaki zorluk da Ensârın imtihanı olsa gerektir.

SİSTEMLİ BİR GAYRET İHTİYACI

Çok insan çok yerlere gitti, gitmek zorunda kaldı. Dünya’nın, Avrupa’nın ve Almanya’nın her köşesine.. Bunlara mukabele etmek gerçekten zor.. Ancak yine de bu konuyu dertlenen Ensârlığa soyunmuş ferdler, bu yükü kaldırmak için daha sistemli olmayı hedefleyebilirler.

Sistemli bir gayret olmayınca sahip olunan bireysel ufuk ve inceliklerle kim ne yapabiliyorsa o kadar olabiliyor..

Elbette bir sistem vardır. Tabiki bu sistemden beklenen neticenin ve ortaya konulması gereken gayretin, Muhacirlere olan bakış açısına bağlı olduğu da muhakkaktır. Bu konudaki aksaklıkların maddi imkansızlıklardan değil de, bu gündemin önem sırasının belirlenememesinden kaynaklandığını görmek mümkün.

Muhacirler uzun vadede burada kalsınlar, bizim temsil gayretlerimize destek versinler diyorsa Ensâr, o gözle değerlendirmeli ve bir an önce ayakları buraya bassın, adapte olsun diye yollar araştırmalıdır.

Ensâr için Muhacirler, sadece Hizmete gönül verdikleri için mağduriyet yaşamış ve yaşadığı zulümlerden dolayı emniyetli diyarlara hicret etmiş kardeşleriyse, onlara imkânları ölçüsünde kucak açılması yeterli olacaktır. Böyle olunca hatta bu konu gündemlerinden sadece bir gündem olacaktır. Herkes ufkuna ve hassasiyetine göre bu konuya sahip çıkacak ve Muhacirlere sahip çıkmak nafile veya müstehâb derecesinde hayırlı işlerden sayılacaktır. Bu yönde ortaya konan her hayırlı amel yeterlidir böyle bir durumda..

Ensâr için Muhacirler, yaşadığı zulümlerden dolayı emniyetli diyarlara hicret etmiş, az bir zaman ve gayret sonrasında yüklerine omuz vereceklerine inandıkları Hizmete gönül vermiş kardeşleriyse, onlara imkânları ölçüsünde kucak açmaya ve bir an önce yeni beldelerine uyum sağlamaları için imkânlar üretmeye gayret edeceklerdir. Çünkü beraberlerinde getirdikleri temsil güzelliği, tecrübe ve vâridatların, Hizmet beldelerindeki temsil kabiliyetlerine güç katacağını düşüneceklerdir. Muhacirlere bu gözle bakan kimseler için gündem sırasında bu konu ilk sıralarda yer alacak, bunları birer vecibe olarak değerlendirecektir.

Bu değerlendirmeyi Ensâra bırakmak en iyisi olur..

GAYRETLER KÜÇÜMSENEMEZ AMA..

Muhacirlere sahip çıkmadaki gayretler kesinlikle küçümsenemez, yok da sayılamaz. Ama yaşanan travma ve olan göçü bu haliyle göğüslemeye yetmesi de zor görünüyor.

Hizmetin misyonu, bu hicretlerin anlamı vs değerlendirince buna özel olarak yoğunlaşıp daha ciddi ve sistemli eğilmek gerektiği kanaati hâsıl oluyor.

EN ÖNEMLİ SERMAYEMİZ

Çünkü bu dönemde, en önemli sermayemizin kurumlar değil, insanlar olduğunu iliklerimize kadar anladık ya da anlamış olmamız lazım.. Ama öğretmen ama işadamı ama mühendis ama akademisyen ama kamuda çalışan ama ev hanımı, her kimse..

EMPATİ EKSİKLİĞİ

Yurtdışındaki hizmetlerimizde de ciddi zorluklar yaşanmış, amenna.. Burada Hizmete gönül vermiş insanlar fişlemelerden dolayı Türkiye’ye gidemiyorlar. Bununla beraber yaşananlar daha çok Kurumsal anlamda sıkıntılar oluşturmuş..

Ensârdan biz sizin halinizi anlayamayız diyen de var, biz de buraya ilk geldiğimizde böyleydik diyerek, bu günleri çalışmaya geldikleri dönemlerdeki zorluklarıyla kıyaslayanlar da..

Genel olarak, çeşitli seviyelerde bir empati eksikliği var. Bu da normaldir.

Buradaki kişi bilemez ki;

Her sabah kalktığında, beni bu sabaha özgür ulaştıran Rabbime şükürler olsun demenin ne anlama geldiğini, acaba başımı nereye soksam kaygısını, bir işi için çıkacağı sokaktan geri dönemeyeceğini hesap ederek adım atmayı, dışarı çıkmış yakını geri dönmekte geciktiğinde yaşanan acaba başına ne geldi endişesinin ne demek olduğunu..

Hicret kararı almanın ağırlığını.. hayatını sıfırlamayı, çocuklarını, sevdiklerini, geçmişe ait her şeyini geride bırakmayı.. Evini dağıtmayı, tüm varlığını harcayıp, hatta ölüm risklerini aşıp güvenli sahillere ulaşmak için, memleketime acaba bir daha dönebilir miyim diyerek, gözyaşları içinde bir kaçak gibi yola koyulmayı..

Garipliği iliklerine kadar yaşayarak, hasta baba veya annenin başına bir iş gelse dönememe korkusunu, aman anam kendine dikkat et gelemem, gelsem sana ulaşmama izin vermezler diyerek ayrılmanın ne demek olduğunu, hatta aileden ve dostlardan habersiz ayrılmayı…

Yolculuğun risklerini, zorluklarını, bilinmezlerini, kaygılarını ve mali imkansızlıklarını..

Ulaşılan ülkede Kamp veya başka bir yerdeki garipliği, yanlızlığı, zorlukları..

Aslında orada bir yerlerde şahsi veya ailevi imkanları olduğu halde, burada aciz kalmanın ne demek olduğunu..

Bunun yanında tabîki kimse bu konuda empati yapamıyor diye kınanamaz. Herkesin imtihanı ayrı boyutlarda yaşadığı bir dönemden geçiyoruz. Allah bizleri imtihanlarımızda başarıya ulaştırsın.

Muhacirlere düşen bizleri hür bir şekilde bu güvenli beldelere ulaştıran Rabbimize hamdü senalar edebilmek ve kendilerini buralara sevkeden Rabbimizin daha nice lütuflarını intizar edebilmektir.

HER ŞEY YOLUNDA MI?

Her şey yolunda, sorun yok denemez..  Bu yük bir memuriyet mantığıyla kaldırılabilir mi? Sistemden kastedilen bu mudur?

SİSTEM DERKEN..

Sistem derken, önce Muhacir konusuna salim bir bakış açısı belirlemek ve güzellikleri örnek olarak gösterip genele yaymaya çalışmak ve ulaşılamayan kimse kalmasın diye hummalı bir gayrete girmek kastediliyor olabilir. Ama bir yerlere sayısal sunum kaygısı olmadan, tanınmış sima olsun veya olmasın kim varsa merhaba demeye çalışarak, halisane, burada sadece böyle olabilire kilitlenmeyen, yeni fikirlere açık, yaşananlara nazar edip kollektif şuuru işleterekacaba daha iyisi nasıl yapılabiliri araştıran ve ihtiyaç halinde ulaşılabilir kişiler olarak..

KEŞKE DEMEMEK İÇİN

Buradan Muhacirlerin her şeyi Ensârdan bekledikleri sonucu çıkmamalıdır. Herkes kaderde kendi payına düşeni yaşıyor. Ensar bunu bir yere kadar hafifletebilir. Ama dedim ya herkes kendi imtihanını yaşıyor. Gelecekte keşke ben şunu da yapabilseydim demesin Ensar diye bu not.. Çünkü Ensârlık müessesesinin de bir mevsimi olacağını unutmamak gerekiyor.

KİMSE YOK MU BURADA?

Gidilen beldede kimsenin olmaması da, birilerinin olması da imtihan unsuru olabiliyor malesef. Keşke bilmeseydim burada birilerinin olduğunu, keşke kimse yok bilseydim denebiliyor. Geldiğinde ben geldim demesine rağmen, 3-5 aydır bulunduğu beldede bir merhaba diyenin olmaması, 1 yıldan fazla bir zamandır yerleştiği yere bir kahve içme süresince uğranamaması üzücü oluyor gerçekten. Bu aksaklık, nasıl olsa birileri bu nafile ameli yapıyordur demekten oluyor gibi görünüyor. İnsanların yanında olduğunu hissettirmenin pek bir zorluğu olmamalı aslında. Çünkü bu ne Muhacirin mali beklentilerinden ne de Ensârın imkansızlığından kaynaklanmaz.

Burada birileri var ama yoklar demek ne kadar ağır. Başkalarından maddi manevi hiçbir beklentisi olmayan Muhacirler bile bu hisle imtihan olabiliyorlarmaalesef. Çünkü asıl istenen yanında birilerini görmektir. Bu durum Almanya, Kanada, Hollanda, Amerika, Kazakistan, İsveç, Gürcistan vs vs her yerde olabilir..

Unutmamak gerekir ki imkânlar ölçüsünde Muhacir ve Ensârın buluşması her iki taraf için de aşk şevk kaynağı olacaktır. Ensârın ev sahipliği yaptığı aileden, Muhacirin de kendilerini ağırlayanlardan alacağı çok şey olacaktır.

PEKİ NE YAPMAK LAZIM?

Peki başka bir şekilde bakalım konuya..

Gelen insanlara sahip çıkmaktan ne anlamalıyız?

Bunları kimler nasıl yapbilir?

  • Elden geldiğince onların yanında olmak,

  • Süreçlerine rehberlik etmek

  • Onları misafir etmek,

  • Sistemli tecrübe paylaşımlarında bulunmak,

  • Gelenlere kariyer planlamasının yapılması,

  • Bulunulan ülke şartları, kültürü konusunda, dil, mesleki kurs, yeterlilik vb konularda bilgilendirilmeleri,

  • Yaşanan sürecin Hicret Beldesindeki muhataplarca anlaşılabilmesi için denk konumların ziyareti veya tanışmalar,

  • Diyalog kurmada dikkat edilecek konular vs vs..

Bu ve benzeri soruları ulaşılan Ülke ve Beldelerdeki muhatap temsil makamındaki Ensar değerlendiriyordur ve inşallah tez zamanda değerlendirecektir.

SONUÇ OLARAK

Bamteli’nde bunca tahşidâtı yapılan bu konuyu dertlenen Ensâr, durumu yukarıda bahsedilen mantıkla ele aldığı takdirde, yaşanan farklı zorluklara ve bunlar için üretilecek çözümlere de ulaşacaktır inşâallah.

Bu değerlendirme kesinlikle eleştiri niyetiyle değil, sadece Allah Rızası için “faydalı olma” mülahazasıyla kaleme alındı. Aslında burada ifade edilenler yer, kişi ve olayla farklı beldelerden ayrıntılı olarak ifade de edilebilir. Ancak amaç kendi idrak ve zaviyesinden yapılmaya çalışılan bir hayırhahlık olduğu için böyle bir gıybet etme yanlışlığından kaçınıldı.

Allah Yar ve Yardımcımız olsun.. Hizmetle tanıdığı güzelliklere gönül vermiş herkesi en karîb zamanda selametlere ulaştırsın..

Fikret Bahar

Yayınlarımızın devamı adına, sizleri destek vermeye davet ediyoruz.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here