668 Bebek için Ses Vermeye Devam!

479

28 Ekimde başlatılan #668Babies için bir çok ülkede gerçekleştirilen eylem sonrasında Türkiye’de değişen birşey olmadı. Aksine daha da artarak devam eden bir cadı avının varlığını görmek ‘sonuç odaklı ne yapmalıyız?’ sorusunun cevabını aramaya yönlendirdi.

Sivil toplumda, üniversite kademelerinde, devlet kurumlarında, askeriyede, eğitim kurumlarında, medyada, hukuk alanında vb.. türlü branşlarda binlerce insan içeri alındı. Bi o kadarı da Türkiye’de rehin durumunda. Bırakın bedenen özgürlüğü, düşünceleri tutsak edildi.

ve yurtdışındakiler.. Uzmanlaşmış bir sürü İnsanın ülkedeki tüm mazlumlar için dünyayı ayağa kaldırma konusunda yapabilecekleri o kadar çok şey var ki! Bebekli annelerin kanunlar kapsamında en azından ‘tutuksuz yargılanmaları’ için uğraşmalıyız.

Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkındaki Kanun’un 16’ncı maddesinin 4’üncü bendinde yer alan “Hamile olan ya da doğum yapmasının üzerinden 6 ay geçmemiş kadınlar hakkındaki hapis cezasının infazı geri bırakılabilir” şeklindeki kanun hükmüne rağmen kadınlar gözaltına alınarak, en temel hakları ihlal ediliyor. Hamile bir kadın ya da doğum yapmış bir kadın hakkında verilmiş ceza sadece hamile olduğu sürede değil aynı zamanda doğum yaptıktan 6 ay sonrasına da ertelenmesi gerekiyor.

Cezaevlerinde Nisan ayında anneleriyle birlikte kalan çocuk sayısı 560 iken, son 90 günde 108 çocuğun daha anneleriyle beraber cezaevine girmesiyle bu sayı 668’e ulaştı. Adalet Bakanlığı’nın verilerine göre, Nisan ayından bu yana, 0-6 yaş arası çocuk sayısında yüzde 20 oranında artış oldu. En yüksek artış da 0-12 ay aralığındaki çocuk sayısında oldu. Nisan ayında, cezaevinde kalan 0-12 ay arası çocuk sayısı 114 iken, Temmuz ayında bu sayı 149’a ulaştı. Yani henüz 1 yaşını doldurmadan hapishaneye giren çocuk sayısında yüzde 31 artış oldu.

Bu verilere göre hırsız, gaspçı, katil, siyasi suçlu, f..ö ..vb ayrımına istatistiki veri olarak gidemiyoruz. Çünkü böyle bir araştırma yapılması günümüz Türkiye’sinde imkansız gözüküyor. Yüzde 31’lik kısmı f..ö ile ilişki kurularak alındığı gözden kaçmıyor. 2016 tarihine kadar kanunlara göre hareket edildiği ve ohal kapsamından askıya alındığı düşünülürse 149 bebeğin annesi f..ö gerekçesiyle ceza evinde. Kalan 519 çocuğun annesinin büyük bölümü f..ö ile ilişkilendirilemez. Sonuç olarak siyasi suçluların, hırsızların, katillerin çocukları içeride ve biz tüm toplum olarak mahkum edilmiş 0-6 yaş arası çocuklar için harekete geçmeliyiz. Sorun sadece Gülen hareketine mensup olanların sorunu değil. Kaldı ki her gün bir yenisi ekleniyor bu sayıya. Çığ gibi büyüyen bir sorun ile karşı karşıyayız. Geleceğimiz olan çocuklarımızın gelecekleri ellerinden alınmadan bu problemi çözmek için BİRLİK olmalıyız.

Acil Eylem Planı
Ne yapılmalı?

1. Meclis araştırması komisyonu kurulması için araştırma önergesi verilmelidir.
Bu konuda çözüm arayan üç isim karşımıza çıkıyor.
Sayın Milletvekillerinin hesaplarının takip edilip, takdir edilmesi ve bu konu ile daha fazla ilgilenilmesi için her bireyin hassasiyetle durumu anlatması gerekiyor.

2. change.org sitesinde BM için açılan imza kampanyasına destek verilmelidir ve imza hedefi olan 100.000 e ulaşılmalıdır. İmzayı Sosyal Medyada yayabilmemiz gerekiyor.

https://www.change.org/p/mothers-of-668-babies-in-turkish-prisons-must-be-released-on-conditions-of-trial-without-arrest

3. Her ülkede bulunan çocuk derneklerine durum anlatılmalı, siyah balon örneğinde bir çok farklı ve farkındalık oluşturacak eylemler planlanmalıdır.

Örnek dernek;
http://www.savethechildren.org

4. İnsan hakları savunucusu olmalı. Her birey kendi ülkesinde Amnesty örgütüne üye olmalı, toplantılara katılmalı ve sırası geldiğinde Türkiye’de yaşananları bebek ve çocuklar özelinde anlatmalıdır.

https://www.amnesty.org/en/

5. Yardım kampanyası başlatılmalıdır. Yurtdışındaki insanların mağduriyet yaşayan çocuklu annelere pozitif ayrımcılık göstermeleri gerekmektedir.

Yurtdışında özgür yaşayanların, rehin alınan masum mağdurlar için üzerine yüklediği sorumlulukları yerine getirmenin zamanı geçiyor. Yıkımı durdurmak için elimizden geleni yatarak, oturarak değil hem de canımızı dişimize takarak yapmamız gerekiyor.

Eminim ve ümitliyim ki biz her platformda dillendirmeye devam edersek, her insan duyarlılık gösterip daha fazlasını yapacaktır.

Deniz ZENGİN
@kamphatiralarim

Yayınlarımızın devamı adına, sizleri destek vermeye davet ediyoruz.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here