Hizmet Hareketi takiye mi yaptı?

1246

Hiç şüphesiz Hizmet Hareketi Türkiye tarihinin en fazla üzerinde konuşulan ve konuşulacak olan hareketidir.

Dünü, bugünü ve yarını ile hep üzerinde konuşulacak bir yapı.

Türkiye tarihini derinden etkileyen bu hareket üzerinde çok sayıda araştırma, tez ve akademik çalışma yapıldı.

Hareket hakkında kitaplar yazıldı ve daha da yazılacak.

Sadece Türkiye’de değil, dünyada da hareket üzerinde araştırmaların ve raporların yazıldığı ve yazılacağı bir sivil toplum hareketi olarak tarihte yerini şimdiden almış durumda.

Hareketin doğruları, yanlışları, hataları, günahları, sevapları bugün olduğu gibi yarında üzerinde çokça konuşulacak konuların başında gelecek.

Bunun olması da çok normal.

Bu kadar büyük işlere imza atmış, bir ülkenin kaderinde rol almış bir hareketin, konuşulması ve yazılara konu olması gayet normaldir.

Bu yazıların içinde, harekete övgüler yazanların olacağı gibi, harekete çok ağır eleştirilerin de olacağı yazılar da olacaktır.

Geçen gün Ayşe Çavdar tarafından kaleme alınan ve Gülen-Erdoğan mukayesinin yapıldığı yazı, tamamiyle objektiflikten uzak ve sapla samanın birbirine karıştırıldığı bir yazı olarak karşımıza çıktı.

Yazar Hizmet Hareketi’nin takiye yaptığını ve takiye yapmanın, müslüman olmayanlara karşı yapılabileceğini, müslümanlar arasında yapılamayacağını, fakat hareketin bunu yaptığını iddia etmiş.

Öncelikle Hizmet Hareketi’nin yaptığı takiye değil, tedbirdir.

Burada akıllara neye ve kime karşı tedbir sorusu geliyor.

Kime karşı mı tedbir?

Asker oğlunun yemin törenini görmek için saatlerce süren otobüs yolculuğundan sonra, oğlunun yemin töreninin yapılacağı askeri alana, başında başörtüsü olduğu için alınmayan annelere zulmeden, zahiren müslüman görülen münafıklara karşı tedbir.

Kime karşı mı tedbir?

Yıllarca doktor olma hayalleri kurup, gecesini gündüzüne katıp ders çalışan, üniversite sınavlarında tıp kazanıp, sırf başörtüsü yüzünden üniversiteye almayan münafıklara karşı tedbir.

Kime karşı mı tedbir?

Hastaneye geldiğinde, sırf başörtüsü var diye tedavi etmeyen, hor gören münafıklara karşı tedbir.

Kime karşı mı tedbir?

Okul kapısında, okula girme ile başını açma arasında bir tercihe zorlayan, ikna odaları kuran münafıklara karşı tedbir.

Kime karşı mı tedbir?

Asker olma hayalleri, annesinin başörtüsüne, okuduğu okula, gittiği dershaneye takılı kalan, askeri okullara namaz kılan, annesinin başı kapalı olan, imam hatibe giden, cemaat dershanesine gidenleri almayan münafıklara karşı tedbir.

Kime karşı mı tedbir?

Namaz kılıyor diye, içki içmiyor diye, eşinin başı kapalı diye, plajda hanımı mayo giymiyor diye ordudan insanları, irticacı diyerek atan münafıklara karşı tedbir.

Daha bu listeyi uzatabilirim.

Hizmet Hareketi müslümanlara karşı tedbir yapmıyordu.

Adı Ahmet, Mehmet, Ali olan, ama özünde dine ve dindara karşı en alçakça muameleleri yapan sireti haktan görülen ama şeytanlaşmış münafıklara karşı tedbir yapıyordu.

Zira bundan başka yol ve yöntem yoktu.

Anasının ak sütü gibi kendisinin hakkı olan devlet kademelerine gelmek için elbette bu tedbiri yapacaktı ve yaptı.

Bu ülke, bu makamlar, bu kurumlar babanızın malı değil, bu ülkenin tüm bireylerinin hakkı.

Ve bu hakkı almak için, bu şekilde tedbirden başka bir şans bırakmadınız bu insanlara.

Zorunuza gitse de, sizleri sinir krizlerine soksa da, Hizmet Hareketi ve o küçümsediğiniz ilkokul mezunu Fethullah Gülen, sizin o surlarınızı yıktı, kalelerinizi darmadağın etti, oyunlarınızı bozdu.

Bir nesil yetiştirdi.

Hem imanı olan, hem ilmi olan.

Hem namaz kılan, hem fizik okuyan.

Hem oruç tutan, hem olimpiyatlarda madalyalar alan.

Köylü, cahil, mürteci dediğiniz insanlardan, akademisyenler, yazarlar, bilim insanları çıkmasına tahammül edemediniz.

Zira o makamlar sadece size aitti.

Doktor olunacaksa, sizden olması lazımdı.

Hakim olmak hayallerine giremezdi taşralıların, orası sizin gibilerin tapulu malıydı.

Orduda komutan olmak, sizin babadınızdan, dedenizden bir miras idi, oralara Allah diyen biri gelemezdi.

Fakat tüm bunları yıkan bir hareket ortaya çıktı ve o makamlara geldiler.

Asıl sizin karın ağrınız bundan.

Demokrasi, insan hakları, özgürlükler sizin için birer perde idi bu düzenin devamı adına.

Yaşanan süreçle gördük yüzünüzü.

Demokrasi ancak size uyan bir elbise, başkasına dar geliyor.

Özgürlük sadece siz gibi düşünenlerin hakkı, varsın diğerleri zindanlarda çürüsün.

İnsan hakkı, insan olarak gördüğünüz sizler içindi, hapisteki bebek, doğumhanede kelepçeli kadın, altına kaçıran hapşsteki ihtiyar zaten insan değildi sizin için.

Beyler, afilli laflar etseniz de, makyajınız döküldü.

Gerçek yüzünüzü göstermek zorunda kaldırınız artık.

Bıraktınız demokrasi, hak, hürriyet masalları anlatmayı.

Herkes netleştirdi safını.

Herkes heybesindekini tümden döktü ortaya.

Hizmet Hareketi, adına ne derseniz deyin, ne kulp takarsanız takın Türkiye’de ve dünyada bir değişimi başlatmış ve bir yeni doğumu sağlamıştır.

Bu doğumun sancılarından en fazla payını alan ve bedel ödeyen bu hareket ve mensupları olmuştur.

Zaten böyle bir bedeli göze almışlardı bu insanlar.

Elbet hataları ve yanlışları oldu geçmişte.

Bugün o yanlışlarıyla yüzleşiyor, hemde hiç kimsenin yüzleşmediği kadar.

Kendi içinde de bir doğum sancısı çeken bu hareket, akıllıca ve mantıklı bir değişim süreci ile, geçmişinden ders almış olarak bu süreçten de kazançlı çıkacaktır.

Ne yaşanırsa yaşansız, artık hiç bir şey eskisi gibi olmayacak.

Zaman değişimi getiriyor ve bunun karşısında siz de duramayacaksınız.

Son söz olarak, AKP ve Erdoğan’ı bu ülkede iktidar yapan ve bu ülkenin başına bela edenler, Hizmet Hareketi değil, insanlara sırf dinini yaşıyor diye, hakaret eden, hor gören, ezen sözde demokrat münafık zihniyettir.

Ve o zihniyet şimdilerde, kendileri gibi münafık olan AKP zihniyeti ile fiyakalarını bozan hareketi bitirmeye ve yok etmeye çalışıyor.

Ama gücünüz yetmeyecek.

 

Yayınlarımızın devamı adına, sizleri destek vermeye davet ediyoruz.

1 YORUM

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here