Hizmet Hareketi’ni bekleyen yeni imtihan

7518

Hizmet Hareketi tarihinin en büyük sınavını veriyor son beş yıldır.

Bu sınavı işin açığı çok vakur ve ciddi direnç göstererek geçiriyor.

Şuan bir devlet, tüm imkanları ve çoğu zaman hukuk dışına çıkarak harekete saldırıyor ve yok etmeye çalışıyor.

Bu öyle bir saldırı ki, ne insani, ne dini, ne hukuki hiç bir sınır tanınmadan yapılıyor.

Bu kadar ciddi ve şiddetli saldırıya dayanabilmek gerçekten çok zor.

Ve bu zorlukları, hareketin çoğu yerde üstünden geldiğini söyleyebiliriz.

Bu derece bir saldırıya başka bir gurup maruz kalsa idi, eminim çoktan pes etmişti.

Yüzlerce çocuk, binlerce kadın, yüzbinlerce insan, bu yok etme saldırısının kurbanı olarak hapislerde.

Yüzbinlerce insanın, hayatı alt üst oldu.

Gerek yurt içinde, gerekse yurt dışında yaşayan hareket mensupları bu saldırıdan nasibine düşeni alıyor.

Bir soykırıma tabi tutulan Hizmet Hareketi mensupları, bunca zulme rağmen tarihi bir duruş sergiliyor.

Hareket mensupları çok ciddi sınavlardan geçiyor.

Hem maddi, hem manevi olarak çok ciddi sınavlardan geçiyor.

Fakat bence hareketin en ciddi imtihanı şu sıralar yaşanıyor ve yaşanacak.

Bu imtihanı kendi içinde yaşanacak ve yavaş yavaş ortaya çıkmaya başlayan bir imtihan bu.

Hizmet Hareketi en büyük imtihanını kendi içinde verecek.

Bu imtihanı eğer akıllıca ve yerinde tepkiler vererek atlatırsa, bundan sonrasında yıkılmasının imkanı yoktur.

Bu imtihanın adı, değişim ve değişime karşı verilecek dirençtir.

Bu imtihanın direk hareketin lideri Fethullah Gülen ismi üzerinden olacağına inanıyorum.

AKP zihniyetinin bu güne kadar başaramadığı, hareketin tabanı ile tavanı arasında bir kopuşu sağlama amacına, eğer bu imtihanda başarılı olunmaz ise, başarabileceği korkusunu yaşıyorum.

Hareketin içinde uzun süredir dipten dipten başlayan değişim talepleri, artık açıktan ve sesli olarak dile getiriliyor.

Bu seslere karşı, zaman, zaman hakarete ve lince dönen susturma çabalarının artık fayda etmediğini ve bu seslerin daha gür çıkmaya başladığını görüyorum.

Sürecin harekete kazandırdığı en büyük artılardan birisi de, işte bu itiraz kültürünün gelişmesi ve insanların korkularından kurtulması olmuştur.

Son günlerde özellikle Gülen ismi etrafından yaşanan tartışmaların, harekete çok büyük artıları olacağına inanıyorum, eğer akıllıca tepkiler verilirse.

AKP sürecin başalarında, taban-tavan farkına vurgu yapan söylemler geliştirerek bir kopuş sağlamaya çalıştı.

Bu fayda etmeyince, toptan bir soykırıma başladı.

Bu planın son dönemlerde bir kere daha devreye sokulduğuna şahit oluyorum.

Bu planın tekrar devreye sokulmasında, hem hapishanalerde yaşanan bunca zulüm ile insanların dirençlerinin kırıldığını ümit etmeleri, hemde hareket içerisinde insanların konuşmaya başlaması neden oldu.

Gülen’in liderliğinin tartışmaya açılması da bu planı yeniden devreye sokulmasına neden olduğunu belirtmek gerek.

Ben bu tartışmaların cemaat içerisinde tam aksine bir etki yapıp ters tepeceğine inanıyorum.

Fakat bunun olması için hareketin çok akıllıca ve sağduyulu harekete etmesi lazım.

Aksi takdirde ciddi bir kopuşun olabileceği korkusunu yaşıyorum.

Bu noktada bazı konuları maddeler halinde yazmak istiyorum.

1- Gülen’in liderliği.

Daha önce belirttiğim gibi, Fethullah Gülen bir insan ve hata ve yanlıştan münezzeh değildir.

Zaten hareketin mensupları Gülen’i, hatasız ve yanlışsız olduğu için sevmiş değiller ve peşinden gitmiyorlar.

Gülen de bir insan ve elbet hatalar yapacaktır.

Fakat Gülen, liderliği tartışılmayacak biridir.

Son yaşananan süreç ile ortaya çıkan, insani ve ahlaki olarak çorak Anadolu topraklarından, 170 ülkede okullar açan, üniversiteler kuran nesle sahip çıkan bir hareketin fikir babası ve icraate geçiren kişidir.

Aylarca camilerde bir namaz kılan gencin bulunamadığı yıllardan, ülkenin en başarılı ve ahlaklı insanlarını yetiştiren bir hareketi meydana getirdi.

Milyonların hem kalbi, hem akli dünyasına girip, onları bir amaca yöneltti.

Sadece Türkiye’de değil, dünyanın yüzlerce ülkesinde, hem fen okuyan, hem ahlaki ve dinine bağlı nesiller yetiştiren hareketin önderliğini yaptı.

Bunu başaran dünya tarihinde çok nadir insan vardır.

Bir dini lider olmanın yanında, insanlara her alanda ufuk kazandırmış ve hedefler vermiş bir liderdir.

Tüm bunlarla beraber, Gülen eleştirilemez anlayışını sakat ve yanlış anlayış olarak değerlendiriyorum.

Bu kadar büyük işlere imza atmış birisinin de elbette hataları ve yanlışları olacaktır.

Veya insanların yanlış gördüğü davranışları ve eylemeleri olacaktır.

Haklı veya haksız olarak Gülen’e yapılan her eleştiriye fanatik bir yaklaşım ile karşı çıkmak, eleştirileri yapanlara karşı linç ve saldırganlık, en fazla harekete zarar verecektir.

Bu nedenle, hareket mensuplarının bu tür eleştirel bakışlara alışması ve bunlara karşı akılcı ve mantıklı bir yaklaşım sergilemesi lazım.

Son günlerde bu yaklaşımın daha da arttığını ve iyiye doğru gittiğini görüyorum.

Bu şekilde yaklaşım ile hareket demokrasi söyleminin lafta değil, gerçekten olduğunu ancak ispat edebilir.

Yoksa, demokrasi, fikir ve ifade özgürlüğü diyen bir hareketin, en ufak eleştiride saldırgan bir tavır sergilemesi, bu söylemlerde samimi olmadıklarını ilan edecektir insanlara.

Kimse merak etmesin, hareket mensuplarının Gülen’e sevgisi ve inancı, ne bir kaç yazı ile, ne bir kaç eleştiri ile, ne de atılacak yalanlar ile azalmaz.

Fakat bu sevgide de aşırılık, yaradan çok zarar verecektir Gülen’e ve harekete.

2- Hareketin içinde ki değişim talepleri

Yaşanan süreç ile hareket kendi hata ve yanlışlarını görme imkanına kavuştu.

Aynı zamanda, süreç ile hareket mensupları kaybettikleri bazı hasletlerini tekrardan kazanmaya başladı.

Bunların başında itiraz ve sorgulama kültürü geliyor.

Hareket içindeki insanların, kimi sorun adam olmamak için, kimi aldığı maaştan olmamak, kimi korkusundan itiraz edemiyordu yanlışlara.

Süreç ile bu duvarlar yıkıldı.

İnsanlar itiraz etmeye ve sorgulamaya başladı.

Bu sorgulama ve itiraz kültürü ile, geçmişte yapılan hatalar ve yanlışlar dile getirilmeye başlandı.

Bu itirazlara önceleri çok ciddi karşı çıkmalar yaşanıyordu.

Özellikle hareketin işleyişi ve metodolojisi hakkındaki itirazlara, özellikle hareketin üst makamlarındaki insanlar ve etrafındakiler çok ciddi direnç gösteriyor, hatta yer yer bu itirazı yapan insanlara linç edip, hareketten uzaklaştırmaya çalışıyordu.

Bu konuda bazı kişilerin buna daha fazla dayanamayarak kenara çekildiklerini ve sustuklarını gördük.

Fakat dipten gelen bu dalgaya karşı gelmek mümkün değil.

Hareket; metod, işleyiş, yöntemde bir değişimi yapmak zorunda.

Bu konuda Fethullah Gülen’in de aynı düşüncede olduğunu ve “bugüne kadar bu şekilde gelmiş olabilir ama bundan sonra metod ve işleyişte değişim gerekiyor, bu şekilde devam edemez” dediğini biliyorum.

Evet, cemaaten harekete evrilen bu yapı, cemaat mantığı ve işleyişi ile devam edemez.

Bir değişim şart ve olmak zorunda.

Eğer bu değişim olmaz ise ve Türkiye’de yapılan hatalar başka ülkelerde yapılırsa, Türkiye’de yaşanan bu sürecin yüzlerce kat fazlasını başka ülkelerde yaşar hareket mensupları.

Ve bu asıl hareketin bitmesi olur.

Buna mahal vermemek adına, daha yolun başında bu değişimin mutlaka yapılması lazım.

Tam bu noktada asıl gelmek istediğim konuya geleyim.

Ben bu değişimin önünde en büyük engelin, kurulu düzende konumlarını ve etkinliklerini kaybedecek bir zümrenin olacağına inanıyorum.

Sayıları çok olmasa da, etkinlikleri çok olan bu zümrenin bu değişim sürecinde Gülen ile karşı karşıya gelmeyi bile göze alacaklarına inanıyorum.

Hareket içinde bir gelenekçiler-yenilikçiler kapışması yaşanmaya başlayacak korkusunu yaşıyorum.

Dipten gelen değişim taleplerine kulaklarını tıkayıp, eski sistemdeki imtiyazlarından ve konumlarından olmamak adına bu değişime direnecek zümrenin ilerde harekete en fazla zarar verecek unsur olacağına inanıyorum.

Hareket içinde, yazının başında değindiğim, taban-tavan kopmasına neden olacaksa, işte bu direnç ve bu dirence karşı hareket mensuplarının vereceği tepkinin sebep olacağına inanıyorum.

Bu zümrenin gerekirse Gülen’i de devre dışı bırakmanın yollarını arayacaklarına inanıyorum.

Gülen’i ekarte etme adına, heyetler kurup, hareket üzerinde değişik plan ve projeler yapabileceklerine inanıyorum.

Ve bu eylemlerin, hareket içinde bir bölünmeye sebebiyet verebileceği kanaatindeyim.

Bu bölünmenin yaşanmaması adına yapılacak şeyler.

a- Değişimin gerekliliğini gören ve bunu ilan eden Gülenin arkasında durmaya devam etme.

b- Fazla korumacı bir tavır ile Gülenin bir kutsal olduğu görüntüsüne sebebiyet vermeme. Zira bu görüntüyü verme, en fazla Gülene zarar verecektir.

c- Değişimi isteyen insanların, isteklerini ve taleplerini, uslübunca yazmaları ve dillendirmeye devam etmesi.

d- Değişime karşı olanların, linç, hakaret, ademe mahkum etme eylemlerine karşı dimdik durup, bildiği yolda emin ve kararlı bir şekilde devam etme.

e- Plan ve projeler geliştirerek, bu projeleri, engelleme ve yaptırmama gayretlerine rağmen yapmaya devam etme.

f- Çok büyük projelerin altına girerek, hareketin etkin insanlarına mahkum olmaktansa, yerelde, küçük, fıtri ve etkili eylem ve projeler yapma.

g- Kalbi hayatını hep diri tutma. Zira bu yolda yürüyebilmek için, vurana elsiz, sövene dilsiz ve kalpsiz olmak zorundasınız. Kolay bir süreç değil ve buna ancak manevi bir kuvvet ile baş edebilirsiniz.

Yeni bir imtihan sürecindeyiz ve bu imtihan daha zor olacak emin olun.

Umarım ve dilerim bu zor imtihanı da atlatır bu hareket ve yarınlara daha diri olarak gider.

Türkiye’de hapishanelerde yaşayanlar hakkını veriyor imtihanın.

Türkiye’de soykırıma tabi tutulmalarına rağmen dimdik duranlar hakkını veriyor bu imtihanın.

Bu değişim ve yenilenme imtihanını verecek olan biz yurtdışında yaşayanlar da umarım bu imtihanı veririz.

Yayınlarımızın devamı adına, sizleri destek vermeye davet ediyoruz.

1 YORUM

  1. Her eleştirini münafık, fitneci, bölücü diye yaftalayan kimi zihni yarımların ne işler karıştırdığını da öğrenmiş olduk.

    Zaten biliyorduk da, daha net duymuş olduk.

    Elinize sağlık.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here