Yontulmamış Bencil Militan Tavırlı Kardeşler…

709

“Bazılarına ne oluyor ki” yıllarca aynı yolda yürüdüğü kardeşlerine lidere bir eleştiri yaptılar diye nankör, hain, uyuyan hücreler ve daha ne hakaretler deme ve karakter suikastına girişme hayasızlığını, edepsizliğini, nankörlüğünü, çirkefliğini, egoistliğini, sorumsuzluğunu, kabalığını, cahilliğini herkesin önünde sergileyebiliyorlar.

Bunlara isim olarak, yontulmamış bencil militan kardeşler, kısaca YBMK münasip gibi.

Bu kardeşlerin bir özelliği de yaptığı kaba saba tavırların pek farkında olmamaları olduğundan muhtemelen yazılanları üstlerine de alınmayacaklardır. Dolayısıyla ortaya konuşunca, konuya böyle bodoslama girmek ve bu tipolojiye karşı bir zamandır biriken enerjiyi bu vesileyle boşaltmak iyi oldu.

Bu YBMK’lar, kardeşlerimiz arasında binde bir bile değil belki ama genelde karar mekanizmaları zincirine daha yakın olduklarından sesleri daha gür çıkabiliyor ve mide bulandırabiliyorlar. İçimizde birikeni söyledik, şimdi biraz daha sakince devam edebiliriz.

Liderimiz ömrünü Allah yolunda harcadı ve bu vesileyle Rabbimiz yüzbinlerce kardeşimizi sırat-ı müstakime ulaştırdı. Allah ondan ebeden razı olsun.

Sadece ve sadece liderimiz bu yazıda geçen eleştirilerden müstesnadır ama yine de herkesin eleştirilerine kulak vermesini bekliyoruz.

Ülkedeki insanların şu zamandaki haline bakınca, en azından esir alınamayan beynimizde, Nuh tufanında gemide olan kısmetliler gibiyiz. Yani liderimizi çıkartırsak tarihten, piyasada kalan namussuz aktörlere bakınca, halimize şükrediyoruz.

Kardeşlerimizse genel olarak samimi, cana yakın, güvenilir ve kısaca yanlarında bulunmaktan hoşnut olacağımız insanlar. Bu devirde Ensar-Muhacir kardeşliğini sergileyenlere ne denebilir ki. Bu süt beyaz insanlar arasında çok çok az da olsa siyah nokta misali haller sergileyebilen bu YBMK’lar artık göze batıyor.

Her şey güllük gülistanlıkken, genelde karar mekanizmalarına yakın olan, aradaki YBMK’ları pek görmüyorduk veya da nadiren görsek ya da duysak da kolayca hüsnü-zan edip görmezden gelebiliyorduk. Fakat hiçbir zaman bu YBMK’ları kabak gibi ortaya çıkaracak bu zaman ki gibi testler olmamıştı ve ortalık yerde bu karakterlerini sergilemiyorlardı.

Fakat gördük ki, yıllardır aynı yolda hizmet eden kardeşlerimizden bazıları, kendilerince, lidere ya da harekete eleştirilerini dile getirmişler diye anında tu-kaka eden YBMK’lerimiz de varmış. Demek ki biz de yarın kendimizce yanlış gördüğümüz tavır davranışları, kim olursa olsun, düzelsin ve yanlış olmasın niyetiyle bile ifade etsek, bu YBMK’lar tarafından anında tu-kaka edilebiliriz.

Oysa ki liderimiz bize belki çent defa vaaz ve sohbetlerinde ne anlatmıştı?

Hz. Ömer, yeni bir elbiseyle hutbe okurken, “Dinleyiniz ve itaat ediniz” deyince, bir sahabi, hem de hutbe de, hem de gerçek İslam halifesine, hem de Hz. Ömer’e ‘Dinlemiyoruz!’ deyip herkesin içinde sırtındaki yeni elbisenin hesabını sormuş ve yine herkesin içinde cevabını alınca “Şimdi konuş ey Ömer! Dinliyoruz!” demiş ve selim kalple oturmuştu. Bizim YBMK tipleri o zaman da olsalar ve şimdiki tavırlarını aynen sergileseler, diyecekleri şey: eleştirenin yüzüne, “şimdi sırası mı! Her şeyin bir yeri ve zamanı var!”. Yanındakine, “Kaale almaya bile değmez, haddini bilmez, bu kim ki koskoca halifeye milletin içinde hesap soruyor! vb…”.

Liderimizin bir başka sıkça anlattığı hadise; Hz. Ömer, yani gerçek bir İslam halifesi, hutbede mehir konusunda bir tavsiyede bulununca, bir yaşlı kadın kalkıp hürce şöyle itiraz ediyor: “Ey Ömer! Senin buna hakkın yok. Zira âyet-i kerimede Cenâb-ı Hak, ‘Birisine yüklerle (mehir) vermiş olsanız bile, onun içinden bir şey almayın’ (Nisa Sûresi, 20) buyurmuştur.” Hz. Ömer’de büyüklüğünün bir göstergesi olarak “Ömer yanlış yaptı, kadın doğru söyledi.” diyor ve verdiği tavsiyeden bir halife olarak herkesin içinde geri dönüyor. Efendimizin (SAV) en yakını, adaletiyle meşhur İslam halifesi herkesin içinde eleştiriliyor ve hatasını fark edince herkesin içinde bundan geri adım atıyor.

Liderimizin bu konuda anlattığı son bir hadisede de yine Hz. Ömer “Ben doğru yoldan ayrılırsam ne yaparsınız?” sorusuna, cemaatin verdiği yanıt, “Eğer yoldan saparsan ey Ömer! Seni bu kılıçlarımızla doğrulturuz.”.

Liderimiz bize bu müthiş hadiseleri yıllarca masal olsun diye değil ibret alalım diye anlattı. Dolayısıyla bir halifeye yapılan eleştiriler ve şekillerini bildikten sonra bu YBMK’ların sergerdanlığı sadece tiksinti uyandırıyor. Maalesef bu tipler hareketin asıl sahibi kendileri gibi tavır sergilediklerinden, toplantılarda bu gibi eleştirel veya sorgulayıcı durumlar karşısında fütursuzca, kaba-saba ve dan-dun tavırlarına devam edebildiklerinden, şöyle bir zamanda toplantılara gelip kendi çapında olsun yapılacak hayırlı bir şeyler varsa destek vermek isteyen kardeşlerini bu hareketten uzaklaştırabiliyorlar. Sağlık bir istişare ortamı da bırakmadıklarının farkında değiller.

Bu kadar yazdık ama YBMK tipolojileri üstlerine alınacak incelikte olmadıklarından ve oldukça şişkin egoları olduğundan, tavırlarına başka örnekler de verelim.

Bu tiplere göre zaten bugün kardeşlerimizin başına gelen musibetlere karşı yapılabilecek bir şey yokmuş, olacağı varmış, engellenemezmiş, ‘yapılan çabalarla’ (kastları neyse artık…) gelecek musibet geciktirilmiş dolayısıyla karar vericilerden nerdeyse hiçbir kabahati olan yokmuş. Sorsak ki hangi aklı-evvel karar verici, şu saçma işleri yaptırdı? kimisi oralı olmaz, kimisi sırıtık bir ifadeyle sorgulamanı küçümser. Bu kısım detaylı malum örneklerle yazılmıştı ama namussuz zalimlere malzeme olur endişesiyle silindi. Somut örnekler malum, sorgulama tasavvurlarınıza havale. Kim bu dahiyane fikirleri teklif etti, kimler kabul etti ve uygulattı bellidir…

Kardeşlerimizden bazıları ‘ağa-beylerden’ vaazı nasihatten önce hesap vermelerini, varsa hata yapanların sorumluluğu alıp artık asla adımıza karar almamalarını ve düz cemaat olmalarını bekleyebilirler. Bunlar oluyor mu olmuyor mu anlatılmazsa, olmasını sağlamak için herkesin duyabileceği gibi eleştirebilirler de. Eleştiriler haksız veya nezaketsiz de olabilir, ne önemi var ki? Hakkın hatırı ali ve hiçbir hatıra feda edilmez değil miydi?

Buraya kadar okuyabildilerse, YBMK’lar şimdi yine şöyle söylenmeye başlarlar: Vayyy “Çilesizler!”, “Yağmurda ıslanmamışlar!”, “en düşük dereceli biri kadar bile hizmet etmemiştir bunlar!”, “bunlar hainler, etrafındaki arkadaşlarımız bunlara ona göre davransın”, “ben ta ne gurbetlerde ne hizmetler yapmıştım, bir de bana hesap soruyor!”, “bunların hizmet ettikleri felan yok, işleri güçleri hareketi eleştirmek!” vb…

Çok az da olsa, bu tiplerin Yontulmamış Bencil Militan tavırları, mübarek kardeşlerin hizmet sevgilerine zarar verdikleri ve belki bu tiksinti verici tavırlardan vazgeçerler de temennisiyle bu yazı yazılmıştır.

Ha bir de konu dışı ama içimizde kalmasın bunu da söyleyelim. Zekâttan maaşlı mesul olmaz. Mesullere bir iş bulun çalışsınlar. Merak etmeyin işler kalmaz. Her işi bir kişiye yüklemek yerine işleri kardeşlere paylaştırırsınız hem herkes hizmet eder hem de güç merkezleri bir yerler de toplanmış olmaz.

Faruk Aslan

Yayınlarımızın devamı adına, sizleri destek vermeye davet ediyoruz.

2 YORUMLAR

  1. Tenkit beklerdim de bu kadarını tahmin edemezdim. Demek yoldan çıkmış ve tahrik eden, çileden çıkaran bazı hallerimiz var ki mutedil kalemleri ağır tenkitlere sevk ediyor. İnşaallah ibret alınır. Şunu da belirteyim yazarın belirttiği gibi: Bunlar çok çok azdır. Belki tesirleri büyük.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here