Üsluba feda edilen hakikatler

559

Son günlerde Hizmet Hareketi’ne yönelik eleştiri ve özeleştiriler ardı ardına geliyor. Eli kalem tutan, yazdığını yayınlama imkânı bulan herkes içini döküyor. Lehte veya aleyhte her yazının başımız üstünde yeri var, yeter ki hakperestlik ve üsluba dikkat edilsin.

Villalardan, yalılardan çıkarak Hizmet Hareketi’ne dâhil olanlar ne kadar az ise kalburüstü okullardan mezun olduktan sonra dâhil olanlar o kadar azdır. Anadolu topraklarından çıkan Hizmet Hareketi gibi müntesipleri de ekonomik durumu çok iyi olmayan ortalama Anadolu insanıdır. Yani sahip çıkanı olmadığından eğitimi yarıda kalan, işadamlığı ilçesi veya ili ile sınırlı olan, kitaptan uzak televizyona yakın bir düşünce dünyası olan, az düşünüp çok konuşan, siyasetçilerin her söylediğine inanan bir toplum. Bediüzzaman ve Hocaefendi sayesinde bu insanlar kabuklarını kırmış, dünyaya nizam verecek bir vizyona sahip olmuşlardır.

Bu durumda yapılan hizmetlerin kişilere mâl edilmesi, onların bilgi ve birikiminin sonucunda başarı elde edildiği iddiası doğru değildir. Hemen hemen her hizmet biriminde Allah’ın inayet elini kendisini hissettirmektedir. Bununla birlikte Hizmet içinde bulunan insanların hatasız, kusursuz, günahsız olduğunu düşünmek de çok büyük hatadır.

“Hey gidi günler” diyerek şöyle geçmişe bir bakalım ve soralım: Yamanlar, Samanyolu ve Fatih Kolejlerinden önce ülkemize bilim olimpiyatlarından kaç madalya geldi? TUSKON’dan önce hangi işadamları grubu dünyaya ticaret köprüleri kurdu? Türk ve İslam tarihinin hangi döneminde 170 ülkede insanımız eğitim ve ticaret faaliyetinde bulundu? O kadar devlet imkânına rağmen 23 Nisan şenlikleri ile Türkçe Olimpiyatlarını kıyaslamak mümkün mü? Hangi düşünce kuruluşu Abant Platformu gibi her yıl farklı yerlerde Türkiye’nin aydınlarını bir araya getirebildi? Hangi eğitim kurumları her yıl üniversite sınavında birinciler çıkardı? ZAMAN’dan önce hangi gazete 1 milyon tirajına ulaştı? Sızıntı gibi aylık yedi yüz bine ulaşan kaç dergisi oldu Türkiye’nin? Samanyolu Yayın Grubu kadar kaliteli yayın yapan başka kaç televizyon kanalı var? Kısacık ömründe Türkiye’nin ilk 10 üniversitesi arasına giren Fatih Üniversitesi’nin benzeri var mı? Sırtını devlete yaslamadan kaç yardımı kuruluşu Kimse Yok mu Derneği kadar büyük işler yaptı?

Hepsini bir tarafa bırakalım. Allah aşkına bu kadar çok ve eğitimli başka bir topluluk var mı dünyada?

Biliyorsunuz birçok aydın, işadamı, siyasetçi, dernek, cemiyet, devlet kurumu bir araya geldiği halde ülkemize bu kadar güzel hizmetler sunamıyor. Çünkü çıkış noktalarında problem var: menfaat, koltuk kapma, daha da zengin olma, hükmetme arzusu vs. vs.

Dönüp Hizmet Hareketi’ne baktığımızda bunların hiçbirini göremezsiniz. Zengin olarak bu harekete dâhil olanlar haricinde kimse zengin olmamıştır. Bulunduğu konumu kaybetmemek için terör estiren kimse olmamıştır, buna yeltenenlerin durumunu havuz medyasında görüyoruz. Zira bu harekette alma, kazanma, koruma, büyüme, alkışlanma yok; öğrenme, öğretme, verme, çalışma vardır.

Hal böyle olunca ve birçok alanda farklı yapıya sahip insanlarla hizmetler yapılırken bazı sıkıntıların yaşanması mukadderdir. Çözüm adına ortaya konan fikirlerin farklılığı kadar buna verilecek tepkiler de farklı olacaktır.

Harekete dâhil olan hiç kimsenin bilerek ve isteyerek haksızlık, usulsüzlük ve zulüm yapması mümkün değildir. Buna rağmen yaşanan sıkıntılara sebep olanlar er veya geç benzer şekilde bir muameleye maruz kalmaktadırlar. Göremediğimiz ama bildiğimiz bir irade “insan zulmeder, kader adalet eder” düsturunu her zaman işletmektedir.

Yaşanan süreçte bir saflaşma olduğu ve herkesin kendi muhasebesini yaptığı ve hatalardan dersler çıkarıldığı muhakkaktır. Peygamberler hariç, tüm insanlarda olduğu gibi Hizmet Hareketi mensupları da günahsız değildir; hata yapabilir ve bu yüzden başkalarını zor durumda bırakabilirler. Müsebbipler bunun hesabını ise ahirette Allah’a verecektir.

Elbette gönül ister ki hata yapan kişi bunun farkına vardığında gereğini yapsın. Ama unutmayalım ki, başta siyasiler olmak üzere, Anadolu topraklarında hiç kimse yaptığı hatayı kabul etmez ve gereğini yapmaz. Bu eskiden böyleydi, şimdi de böyle, korkarım ki gelecekte de böyle olacak. Temas halinde olduğum Hizmet Hareketi’ndeki birçok kişinin bu konuda kafa yorduğunu görüyorum. Bu konuda yol alınabilirse gelecekte çok daha büyük hizmetlerin yapılacağını düşünüyorum.

Müspet hareket etmeye kilitlenmiş Hizmet Erleri bilmelidir ki, dinin emirlerini yerine getirmek için kılı kırk yararcasına titizlikte bulunmak bir yiğitlik; zulüm görse de zulmetmeme, ezilse de kimseyi ezmeme karakterimizin gereğidir ve bizim bu karakteri sergilememiz gerekir. Sükûtumuz da, çığlıklarımız da üslubumuza uygun olmalı. Ne yapalım, Allah bize başkalarını ısıralım diye diş ve her hatasını gördüğümüzü parçalayalım diye pençe vermemiş. Bundan farklı bir tavır takınmak kendimize de, yaptığımız hizmetlere de saygısızlık demektir. Böyle bir saygısızlıkta bulunacağımıza sükût etmek en güzeli olsa gerek…

Bizler üslubumuzdan taviz vermek suretiyle ifrat ve tefrite düşmemeli, insanların gönlünde edindiğimiz konumdan aşağıya inmemeliyiz. Üslup hiçbir şeye feda edilmemeli, hâl dilimiz değişmemeli, yaşanan haksızlıklar ve zulümler bize yanlışlıklar yaptırmamalı, her türlü tahrike rağmen duruşumuz değişmemelidir. Bu yapılırsa hizmetler devam eder, en katı buzlar dahi erir, açılan mesafeler kapatılır ve Allah’ın sürpriz inayetlerine mazhar oluruz.

Bütün bu itidal çağrısıyla birlikte son olarak diyeceğim şey şudur: Hizmet içinde yaşanmakta olan sürece sebebiyet veren düşünce yapısı da, kişiler de gün geçtikçe ortaya çıkıyor. Bu düşünce yapısı yapılmakta olan muhasebe ve murakabelerle tadil ediliyor, kişiler de peyderpey Hizmet’ten uzaklaşıyor ve cezasını çekiyor. Her şeyin bir vakt-i merhunu vardır, mabeyn-i hümayunda da olsa o kişiler zamanı gelince ahirete kalmadan bu dünyada hesap verecekler.

Halit Emre Yaman

Twitter: @halitemreyaman

Mail: halitemreyaman@hotmail.com

Yayınlarımızın devamı adına, sizleri destek vermeye davet ediyoruz.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here