Ümit, aksiyon ve sebat

362

Müslümanların asırlardan beri en birinci ve en ölümcül hastalığı “Yeis” tir. Çalışmama, harekete geçmeme, atalet, pasif-tepkisel davranma, hissi davranıp çabuk vazgeçme, sabredememe ve durduğumuz yerde sebat edememe diğer önemli hastalıklarımız. Günümüzde her zamankinden daha çok ümide, canlılığa ve aksiyona ihtiyacımız var. İnancını ve ümidini yitiren ruhen felç olmuştur. Harekete geçmeden başarı elde edilemez, sebat etmeden ise başarılar kalıcı olamaz. Olumsuz gibi görünen birçok hadiselere rağmen ümidimizi, aşkımızı, şevkimizi katiyyen yitirmemeli, canlı-kanlı ve diri olmaya gayret göstermeliyiz

Şeytanın en büyük silahı; yeis ve karamsarlıktır. Gelecekten ümidini kesme, olaylara hep olumsuz gözle bakma, kendini çaresiz, değersiz, kabiliyetsiz hissetme, gam ve keder içinde kalma asırlardır gelismemize engel olmuştur. Allahtan ancak kafirler ümidini keserler. Güzel gören güzel düşünür, güzel düşünen hayatından lezzet alır. Allah var, gamın, kederin, ümitsizliğin, çaresizliğin hıiçbir anlamı yoktur. Yeis, tereddüt, endişe, korku insan şahsiyetini köreltir. Allaha inanan insan ümitlidir ve ümidi inancı nispetindedir. Yaşasın ümit, kahrolsun yeis. Keske imkanı olanlar “Güzel gören, güzel düşünür” kitabını okuyabilse…

Aksiyon, hareket olmadan ümit tekbaşına yeterli değildir. Müslümanların diğer hastalıklarından cehalet ve fakirliğin en önemli tedavisi harekete geçmek ve hummalı bir şekilde çalışmaktır. Bizi çok konuşup az iş yapmaya alıştırdılar. Bize üreten değil tüketen, aktif değil pasif, aksiyoner değil reaksiyoner olma öğretildi. Okumuyor, düşünmüyor, harekete geçmiyor, üretmiyor ve zamanımızı israf ediyoruz. Sistem maalesef yanlış kurgulanmış ve toplum bu yanlışlığa gözü kapalı uyum sağlıyor.

Bu kısır döngüden çıkmalıyız. Bunun içinde en önemli şey harekete geçmek. Etkili insanların alışkanlığından birincisi olan pro-aktif davranma alışkanlığını elde etmeliyiz. Projeler geliştirmeli, farklı alternatifler düşünmeli, değer üretmeliyiz. Unutmamalıyız ki, harekete geçirmeyen vasıtalar eksiktir.

Tefekkür etme, muhasebe yapma, dertlenme, ızdırap duyma, aşk, düşünme..vb ameliyeler hareket ile sonuçlanmıyorsa hakiki vazifesini yapmamış sayılırlar. Sadece ızdırap duyma tek başına eksik kalır. Izdırap duymadan dolayı harekete geçilmelidir. Dua etmek, gece kalkmak..da bir harekettir. Hadiseler hakkında derin tahliller, tefekkürler, muhasebeler yapılmalı ama teoride kalma tehlikesi gözardı edilmemelidir.

Aksiyonun tesiri daha fazladır. Hapisteki 668 çocuk için yapılan eylemler ne kadar güzel, yenilikçi, ümit verici ve tesirli olduğunu hep beraber müşahede ettik. Sonuç olarak; harekete geçmeliyiz.

Mümkün mertebe, hareketsizlikten, ataletten, tembellikten, çaresizlikten, teori ve tenkit ile fazlaca uğraşmaktan sıyrılıp birşeyler üretmeye gayret etmeliyiz. Güzel bir sözde belirtildiği gibi bilseniz ki gayret ne kadar önemlidir, bir dakika boş durmazdınız.

Yapılan hareketlerden beklenilen semerelerin alınması için sebat etmek gereklidir. Yapılan hareketlerin devamının getirilmesi, yılgınlık-yorgunluk gösterilmemesi, zorluklar ile mücadele edilmesi, sabırlı ve kararlı olunması şarttır.

Acelecilik, hırs gösterme, hemen sonuç almayı isteme insanı kanaatsizliğe ve başladığı işi devam ettirmemesine neden olur. Halbuki bu yol uzaktır, menzili çoktur, derin sular var. Sabırlı, dayanıklı, güçlü, sebatlı kişiler bu yolda devam edebilirler. Her kişinin değil, er kişinin karıdır. Sabr edenler ve sebat edenler eninde sonunda başarılı olurlar. Ne olursa olsun yapılan iş doğru ise o yoldan asla vazgeçilmemelidir. Sonuç önemli değildir, önemli olan yolda yürümekten geri durmamaktır.

Sürekli ümit ve aksiyon içinde olmanız dileği ve duası ile…

 

Yusuf Yılmaz

Yayınlarımızın devamı adına, sizleri destek vermeye davet ediyoruz.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here