Kırılma Noktası

430

Milletçe ne kadar aşılması zor günler yaşadığımızı biliyorsunuz. Paylaşıp bütün dünyaya duyurduğunuz için Allah ebeden razı olsun. Bu süreç uzadıkça insanların hem tahammül gücü, hem de ümitleri azalıyor. Bizler yine de inancımızı, ümidimizi diri tutmaya çalışıyor ve sabrediyoruz. Bir gün elbet bu acılar dinecek, ufukta belki de hiç beklemediğimiz bir anda güneş doğacak ve yaşanılan her şey geride kalacak.

Fakat inşallah o günler gelince acaba bu toplum birbirinin yüzüne nasıl bakacak? İnsanlar tekrar birbiriyle nasıl dostane ilişkiler geliştirecek? İşte milletimizin maalesef çoğu farkında değil ama toplum büyük bir yara aldı. Verilen manevi zararların telafisi çok zor olacak. Herkes birbirinden o kadar uzaklaştı ve yabancılaştı ki… İlk KHK’yla ihraç edilen sonra da gözaltına alınıp serbest bırakılmış binlercesinden biriyim. Eşim de akademisyendir. O da ihraç. Şimdi yıllardan beri birlikte oturup kalktığımız, yediğimiz, gezdiğimiz insanlar bizi görünce yolunu değiştiriyor. İş yok, aş yok. Her bir aile hayatta kalmaya çalışıyor. Bunları da geçtim; ya çocuklarımızın yüreklerinde açılan derin yaralar?

Dün eşi 8-9 aydır tutuklu olan bir arkadaşımı ziyarete gittim. Karar mahkemesi varmış dün sabah. 6 yıl 3 ay ceza verilmiş. Arkadaşın 8. Sınıf öğrencisi olan oğlu ben oradayken okuldan geldi. Babasını sordu doğal olarak. Her mahkeme sonrası acaba serbest bırakılır mı diye ümit içinde bekleyen çocuklar, eşler, anneler, babalar… Annesi mecburen alıştıra alıştıra sonucu söyledi. Çocuk verilen cezayı öğrenince odasında ne var, ne yoksa kırıp döktü. Çocuk hem ağlıyor, hem de eline geçirdiğini sağa sola savuruyordu. Haykırıyordu: ‘’O kadar sene nasıl bekleyeceğiz?’’ Ben ve arkadaşım ümitlerin bitmediğini, başvurulacak merciler olacağını ve bir gün mutlaka bunların düzeleceğini söylemeye çalıştık. Çocuğun bakışları gözümün önünden gitmiyor. Bu çocuğa bundan sonra nasıl anlatacağız insanları sevmeyi, diğer gam olmayı, kin tutmamayı, dürüst ve başkalarına saygılı olmayı? Kim bilir kaç binlerce evde buna benzer dramlar yaşanıyor.

İçerdekiler ayrı, dışarıdakiler ayrı sıkıntılar yaşıyor. İnanın sokaklara çıkıp YETER ARTIK! diye haykırasım geliyor. Her yer hapishane haline geldi. Eğer bir tane kardeşimin sıkıntısı varsa, sesini duyuramıyorsa ben, bizler de zerre kadar huzurlu olamıyoruz. Olmamalıyız. Duadan başka bir şey elimizden gelmiyor. Fakat maalesef kulakları, gözleri kapalı, adeta Kufe’lileşen, ya da Nazi Almanya’sındaki Alman halkı gibi umursamayan, duymayan halkımız hiçbir şeyden habersizmiş gibi hayatına devam ediyor. Onlar ve biz adeta farklı gezegenlerde yaşıyoruz. Bazen diyorlar ki; onlar korkuyor, bu yüzden ses çıkaramıyor. Fakat bu korkudan çok acizlik, zavallılık, günü kurtarmak, bencillik, sefillik…

Bunlar insanlıktan çıktığımız, milletçe utanç vesilesi olarak anılacak günler. İşte bu yaşanılanlar tam bir kırılma noktası.

Yayınlarımızın devamı adına, sizleri destek vermeye davet ediyoruz.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here