İki isim: Ahmet Şık, İsmail Kılıçarslan

364

Süreç ve iki portre İsmail Kılıçarslan Ahmet Şık Aşağıdaki metine bugünkü yazım diyeceğim ama bir sorun var. Sanki sürekli yazı yazıyormuşum, sanki ben eski bir yazarmışım havası oluşacak diye diyemiyorum. Peki eskiden fazla yazısı olmayan ve de aşağıdaki satırları, edebi açıdan incelendiğinde fazla bir derinliği olmadığı görülecek olan birisi, neden birden yazı yazma gereği duyar!

Hani bir dostunuzun güzel bir sözüne ihtiyacınız olur da ondan gelecek o güzel teselli bir şeyi değiştirmese de ondan bunu bekleyecek kadar zor bir durumda olursunuz…

Hani o kadar kendinizi yalnız hissedersiniz. Ama o teselliye ihtiyacınız varken sizin dost sandığınız insan size bir tekme de o atar ya, İşte o tekme asıl derdinizi unutturacak bir tekmedir.

İşte o tekme sizi o derece yalnız hissettirir ki yazar da olursunuz, şair de.

Bir melun darbe girişimi yaşadık ve suçluları cezalandıralım derken darbenin zayiatıyla kıyas edilemeyecek kadar zarar gördü masum insanlar. Bunlardan birisine Yeni Şafak’ın eski kafalı yazarı İsmail Kılıçarslan yazısında yer vermiş. 60 yaşlarında doğma büyüme “milli görüşçü”, AKP kurulunca ona destek veren ve de cemaatle zerre kadar ilgisi olmayan bir kişinin Bylock sebebi ile tutuklu olmasını işlemiş ve bu nasıl adalet diyor.

Yani adalet diyor, adaletsizlik var diyor ama sadece kendisi gibi düşünene var bu feryadı. Sonra da şu satırları kaleme almış aynı Allah’a (cc) inandığımız, aynı dine mensup olduğumuz, aynı secdeye alnımızı koyduğumuz İsmail Kılıçarslan : “Kim F….’cü ise, hatta kimin F…. denilen aşağılık terörist sürüsüyle iltisaklı olduğu tespit edilirse onun yeri hem bu dünyada hem de öteki dünyada cehennemin ta dibi olsun. Geçtim yazdığım bu satırların ‘F….’cüleri koruyor’ diye anlaşılmasını; yazdığım bu satırlar yüzünden herhangi bir F….’cü pislik lehine en küçük bir avantaj sağlanacak olsa kendimi affedemem. Bu uğursuz katil sürüsüne, bu aşağılık pisliklere yağmurlu günde bir bardak su verenin de yargılanıp cezasını almasını istiyorum. Hatta bazılarının darağacında sallandığını görmek istiyorum. Kinim geçmiyor, nefretim soğumuyor.”

Evet aynen böyle demiş. Tüyleriniz diken diken oluyor, gariban insanların çektiği sıkıntıların size verdiği sıkıntıdan daha ağır bir sıkıntı hali yaşıyorsunuz. Adam suçlu suçsuz ayırmaya gerek yok diyor, bu adam evrensel hukuk kurallarından, suçun şahsiliği ilkesinden ve de müddei iddiasını ispatla mükelleftir kaidelerinden haberdar olmayabilir ama sanki Kuran-ı Kerim’i de okumamış.

Sanki şu ayeti hiç görmemiş; “Ey iman edenler! Allah için hakkı ayakta tutan, adaletle şahitlik eden kimseler olun. Bir topluluğa duyduğunuz kin, sizi âdil davranmamaya itmesin. Adaletli olun; bu, Allah korkusuna daha çok yakışan (bir davranış) tır. Allah´a isyandan sakının. Allah yaptıklarınızı hakkıyle bilmektedir. (Maide 8)” Sanki Kuran’ın kimsenin suçunun cezasını kimse çekemez mealindeki şu ayeti ona inmemiş; “Gerçekten hiçbir günahkâr, başkasının günah yükünü yüklenemez (Necm Suresi 38)”

Bir de madalyonun diğer yüzü var. Kendisini ateist olarak ifade eden ve de ilk tutuklanmasının müsebbibi olarak da cemaati işaret eden Ahmet Şık…

Ahmet Şık, zerre kadar dünyevi bir yakınlığı olmayan bu cemaattekiler hakkında, sanki maide 8’deki ilahi emri rehber edinmiş gibi şu sözleri sarf ediyor Ahmet Şık diyor ki : “Onlarca, yüzlerce, binlerce insan F… adı verilen bir torbaya doldurup ”suçun şahsiliği” ilkesini gözden kaçırıp ya da yok sayıp, insanlara toptan bir yargılama hukukuna gidiyorlar. Klan hukuku gibi işletiliyor. Gülen cemaati mensubu olmak ya da Gülen cemaati ile ilişkilenmiş olmak bir kere suç değil bana sorarsanız. Eğer bir insanı darbeci diye suçluyorsanız, onun somut ve inandırıcı delillerini ortaya koyabilmelisiniz. Öte yandan velev ki Gülen cemaati bu darbe kalkışmasını organize etmiş olsun, içinde yer almış olsun, herşeyi o planlamış olsun, buna rağmen bile Gülen cemaati mensubu olmak ya da o yapının gazetelerinde, tv’lerinde çalışmak, okullarına gitmek, öğretmenlik yapmak ya da himmette, bağışta bulunmak; bu suç olamaz ki.” Evet aynen böyle diyor.

Ne denebilir ki bu duruma? Ne denebilir ki şu iki duruş arasındaki devasa farka?

Ne Ahmet Şık’ın ne de İsmail Kılıçarslan’ın beyanatlarının bu süreçten oldukça mağdur olan masum insanların durumunu değiştirmeyeceği aşikar.

Çünkü süreci yönetenlerin, İsmail Kılıçarslan gibi ne evrensel hukuk ne de Kuran-ı Kerim’i baz almadıkları net olarak biliniyor. Ahmet Şık’ı, İsmail Kılıçarslan’ı ve süreci yönetenleri tarih not almıştır.

Bize bakan yönü ile değerlendirelim bu olayı.

Eğer bir gün karar verme makamında olursak, eğer bir gün haksızlık görüyorum diyen bir kişiye ya da gruba rastlarsak , o kesimin inancını, mensubiyetini, bizim gibi düşünmediğini zerre kadar dikkate almadan karar verelim.

Cari dönemde de sosyal medya ile doğruluğu teyit edilmemiş haberi tamamen doğru kabul edip bir kesimi hâkimden, mahkemeden önce yargılayıp hükmü verip kalemi kırmayalım.

Mesele kitap yüklü merkep gibi olmamak, o kitaplardan öğrendiklerimizi uygulamakmış meğer.

Mesele insanın yaladığı mürekkebi yutması değil, diğer insanlara faydalı olmak için kullanmasıymış meğer.

Mesele meğerse insan olmakmış. Galiba öz’ü yitirmişiz, onu tekrar bulalım.

Efendimiz (sav), Hz.Hamza’yı (ra) şehit eden Hz.Vahşi’yi (ra) affetmişti, Hz.Hint’i (ra) ve Hz.Ebu Sufyan’ı (ra) affetmişti.

Bize bakan yönü ile de Efendimizi (sav) anlamak ve Efendimizin (sav) sünnetini bir hatıra olarak görmek yerine hayatımıza yerleşmesini sağlamalıyız.

Yahudi cenazesinde ayağa kalkan, ibadet edecek yer soran Hristiyan’a camide ibadet edebileceğini söyleyen, kuşu ölen küçük çocuğa taziyeye giden Efendimizi (sav) hayatımıza rehber; yani bildiklerimiz ile amel edelim.

İnsanları inançları ile yargılamak yerine temel evrensel insan hakları kritlerini hayatımızda yaşayarak uygulayalım. Dicle kenarındaki kuzunun hakkını bile gözeten bir bakış dileğiyle…

Kuzunun dünya görüşünü hesaba katmadan…

 

Yayınlarımızın devamı adına, sizleri destek vermeye davet ediyoruz.

1 YORUM

  1. Bu yazıyı okurken niçekolektifler kürt halkına ne kirli zanlarla baktılar açaba o zanlarını hatırlayan varmı hatırlamak istemiyorlat çünki Halen kürt halkına kötü zanla bakıyorlar hizmetin kolektifi ne zaman evrensel düşünür ne zaman bütün hakları kürtler için isterse oda nerden belli olur hizmetin kurumlarında bir kürt olursa o Kürt ü kürt olarak Kabul ederlerse ozaman…..

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here