Acı ve Dürüstlük üzerine

417

Yazıya başlamadan belirtmek istediğim bir konu var; üç yıldır Los Angeles şehrinde yaşıyorum. Kendi açımdan değil TRde akrabalarımdan henüz tutuklanmamış olanların güvenliği için açık ismimle yazamayacağım, hoşgörün lütfen)

Son zamanlarda Hizmet hareketi içerisinde kendi iç dinamiklerinden kaynaklanmayan ‘inorganic’ bir değişim tartışması yaşanıyor. Bu tartışmalar dışardan gelen ve şiddetini tam bilemediğimiz etkenlere tepki şeklinde oluyor. Oysa Hizmet reaksiyoner olmama esasına göre hareket etmeli diye düşünüyorum. Bizim zaten bizi konuşmaya ihtiyacımız var. Bu bağlamda çoğunun hayatları hizmet hareketi içersinde şekillenmiş bazı akademsiyenlerin yazılarını okuma fırsatım oldu. Son olarak okuduğum yazı Özgür Koca’nın Yadsıyan Akıl ve Acı makalesi.

Bu yazıyla ilgili düşüncelerimi paylaşmadan önce şunu ifade edeyim: Hizmet hareketi içerisinde olup da bir otokritik yapılması gerektiğini düsünmeyen çok az insan vardır sanırım. Bunun için insanların fikirlerini özgürce beyan etmelerinin en doğru iş olacağını düşünüyorum. Fakat bu otokritik için hizmet insanlarının biraz cesaretlendirilmeye ihtiyacı var. Özellikle Hocaefendinin etrafında bulunan bazı ‘büyük insanların’ buna ön ayak olmaları gerektiğini düşünmüş ve söylemişimdir hep. Fakat Hocaefendiyi en az anlayan çevrenin ‘yakın çevresi’ olduğununu ve onların da böyle bir ‘hayra’ niyetleri olmadığını ömrümün yarısından fazlasını bu hizmet içinde geçirmiş biri olarak üzülerek izlemekteyim. Bu anlamda Hocaefendinin gurbetini de net olarak görmekteyim. Neyse bu uzun ve ayrı bir tartışma…

Erbabı bilir, bir mesele etrafında gelişen ilmi/bilimsel bir tartışma, tarafların seviyeyi koruması şartıyla çok zevklidir. Ve yine bir makale geçmişte yaşamış ya da modern zamanlarda düşünce üreten insanlardan alıntılarla da bilimsel olamıyor. Neyse… bu bağlamda iddia edilen bir fikre ya katılırsınız ya da kendi argümanlarınızla karşı tezinizi dillendirirsiniz. Fakat o fikirler bilimsel görünüm soslu olup subjektif degerlendirmeler içeriyorsa ve de illaki cevap verecekseniz artık ancak o seviyede cevap verirsiniz. Tabiki görmezden gelme hakkınız da vardır.

Açıkcası ben Özgür Koca’nın bu ‘kişiselleştirilmiş’ makalesine kayıtsız kalamazdım. Bu noktadan sonra yazıyla ilgili bir tespitimi veya bir kanaatimi belirteyim:

Ben hep hizmetin geleceği meselesi tartışılsın isterim. Bu önemli iş yapılırken kişilerin hedef alınmasını ya da onlara hakaret edilmesini de asla tasvip etmem, zira arada söylenen onca güzel fikir de bu yüzden heba olmaktadır. Bu kanaatim Özgur Koca’nın fikirleri için de geçerli. Üzülerek söyleyeyim ki gerek Özgür Koca’nın yazısı gerekse diğer akademisyenlerin yazılarının hizmet hareketinin geleceğinden çok Hoca Efendi üzerine teksif edildiğini gördüm hatta bu yoğunlaşma bazen Hoca Efendiye hakarete varan boyutlara ulastı. Aslında bu insanlardan Hizmetin geleceğiyle ilgili fikir beklemek hakkımız zira onlar bu dünyanın insanlarıydı.

Örneğin Ahmet Kuru http://kitalararasi.com/2017/10/23/liderler-ahlaksizlik-ve-peygamber-ornegi-problemi-ahmet-kuru/ yazısında Hoca Efendiyi kendisi müslüman dahi olmayan Elijah Muhammed ile karşılaştırıp onun sapıklığından hareketle ürettiği düşünceler neticesinde Hocaefendiyi istifaya davet etmisti.

Okudugum kadarıyla Özgur Koca da üstünde konuştuğumuz yazısında Hoca Efendiyi hayal dünyasında yasayan biri olarak niteliyor ki siz buna kibarca ‘Mecnun biri’ de diyebilirsiniz. Zaten bu ifade ile de yazı benim icin –katılırsınız veya katılmazsınız- ilmi/bilimsel olmaktan çıkıyor. Çünkü yazar, yazısının sonunda herkesi dürüst olmaya davet ediyor ve işte bu noktadan sonra bu seviyede bir cevabı hakediyor. Mesele bir şahsa teksif edildigi için ben de aynı yöntemi izlyeceğim, gücenmece olmasın.

Evet; bireyler öncelikle kendilerine karşı dürüst olmalıdırlar.

Mesela Özgür bey dürüst olmalı, gerçege ve yaşanılmış hayata karşı. Neden? Çünkü bizzat kendisi bahsi geçen hayal dünyasının madden ve manen ürünüdür. Bunu yadsıyabilir misiniz? O hayal dünyası olmasa muhetemelen kendisi gibi binlerce insan dunya ile tanışamayacaktı. Özgür Koca sadece o hayal dunyasının ürünü değil bizzat o hayale sahip olan bir kişidir aslında. Zira kendisinin en önemli refeans kaynakları Said Nursi ve Fethullah Gülen’dir. Sohbetlerden tutun yapılan diyalog faalitelerinde hep bu argumanları kullanmıştır kendisi doğal olarak. Bu gayet normal ve guzeldir. Problem şurada basliyor; siz bir ömrü içinde geçirdiginiz hizmet hareketini yadsiyarak kendinizi ‘bu yakınlarda bunu Gülen cemaati özelinde tecrübe ettik.’ gibi bir ifadeyle hareketin dışına koyarsanız kendinize karşı dürüst davranmıyorsunuz demektir. Velev ki siz bu yasanmışlığı yadsısanız bile sizi tanıyanlar size ‘sen bir hayal dunyasinda yaşıyorsun’ diyecektir. Özgur Koca madden de, sebepler noktasında, bu ‘Hayal Dünyasının’ bir ürünüdür. İşin bu yönünü burada açmayacağım elbette.

Ama sunu tekrar söylemek istiyorum: dürüst olalım lütfen, gerçege ve hayata karşı.

Bir de şu var:

Şu an yüzbinlerce insan acı çekiyor, bir de moda tabirle tuzu kuru olanlar var. Şahsen akrabaları zindanda olan ve üç yıl önce mecburen hicret etmek zorunda kalan ben, bunca olaydan sonra anladım ki hizmetin içinde Hoca Efendi için yada sıkıntısız günlerin hatırına bulunmuyormuşum. Bugün direkt olarak Hoca Efendinin şahsıyla sıkıntısı olanların kaçına TR’de zarar dokunmuştur acaba, bilemiyorum. Fakat küçük görseniz de o hayale inanan ve sıkıntı çeken insanlar Hoca Efendiyi suçlamıyorlar. Bence insanların hayallerine ve inançlarına saygı duymalı. Eğer bu fikir sahipleri kendisini artık hizmet içinde görmüyorsa en azından hizmet insanlarına saygı duymalı ve acılarını yaşamalarına müsaade etmelidirler. Dürüst olmalı ve insanlara ondan sonra tavsiyelerde bulunmalıdırlar.

Keşke hizmet hareketinin geleceği konuşulsa ve bu konuya herkes katkı sağlasa ama şu an olan bu değil, çok üzücü.

Ayrıca ben yazılarında direkt Hoca Efendiyi hedef de alsalar bu günlerde fikir belirten insanların daha önce hizmet içinde görünen Gülerce vb. insanlara benzetilmesini asla tasvip etmiyorum. Bu olsa olsa baska bir oluşum olmalı.

Son olarak şahsen herhangi bir insana ve yine bir insan olan Hocaefendiye yapılan hiçbir hakarete sessiz kalmamamız gerektiğini ve demokratik tepkimizi dile getirmemiz gerektigini düşünüyorum.

Yayınlarımızın devamı adına, sizleri destek vermeye davet ediyoruz.

1 YORUM

  1. Demekki her sınıftan insan HE ve hizmete ihanet edeçek ihanetin hangisi kötüdür dersen en kötüsü bence en yakın dairedekidir şuan tahminim iç daire temizleniyor Allahtan dileğim en az bir köpek kadar HE ve hizmete sadık olmak

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here