Affet bizi yavrucuk

330

“Bu Ağlamayı Dindirmek İçin…” parolasıyla yola çıkmıştık. Acılarına ortak olup dertlerine derman olacaktık. Bir hayli yol aldığımızı da düşünüyorum ama gel gör ki bu topraklarda zulmün zirve yaptığı dönemdeyiz.

Sana el uzatamamanın, derdine derman olamamanın hacaleti içindeyim yavrucuğum. Her gün eriyip gidiyorsun ve ben bütün Türkiye gibi seyredip şahit olmaktan başka bir şey yapamıyorum. Oysaki huzura yol alan bir ülkede idin ve sıcak bir yuvan vardı. Annen, baban ve kardeşlerinle mutluydun. Sonra bir uydurma darbe ile milyonlarca mağdur arasına sen de katıldın.

Eğik boynun ve mahzun bakışların karşısında iki büklüm oluyorum. Feryatlarını destan yapıp âleme duyurmayı ne kadar isterdim. Ne yazık ki seni oraya koyan irade bunu hepimiz için istiyor. Bana da ancak ses çıkarabileceğim küçük bir alan kalıyor. Keşke küçük de olsa bu alanda çıkarabileceğim ses bir çığlık olup dünyaya yayılabilseydi…

Bunu yapamadığımdan bana gönül koyma. Sinemdeki ah u efganı ve hicranı sana nasıl anlatabilirim ki? İlim tahsil etmiş, dünya umuru görmüş koca koca insanlar seni görmemek için başka tarafa bakıyor, ağlamanı duymamak için kulaklarını kapatıyor, bu mağduriyetlerini anlatmaya çalışanların sesini kesiyor.

Yapmacık bir şefkatle yazdığımın farkındayım. Allah aşkına söyle ve bir yol göster, dağılıp giden kâkülünü nasıl tarayabilirim? Mahzun bakışlarını nasıl sevince dönüştürebilirim? En zor şartlarda sana sahip çıkmaya çalışan annenin gözyaşlarını nasıl dindirebilirim? Dört duvar arasına sıkıştığımız gecelerde duaya kalkan ellerimize eşlik eden iki damla gözyaşı gayretullahı harekete geçirir mi?

Yaşananları bize reva görenler gözyaşının ne olduğunu biliyor mu acaba? Zannetmiyorum… Kalpleri o kadar katılaşmış durumda ki dünyada hiçbir ilacın tesir etmeyeceğini düşünüyorum. Olsa olsa cehennem ateşi o katı kalpleri eritir.

Bir mızrabım olsaydı senin için vurup feryadını âleme duyurmak isterdim. Ancak bu fırtına ve yangında herkes can derdinde, canan derdinde… Evet, ateş düştüğü yeri yakıyor; hâlbuki o ateş nereye düşerse düşsün beni de yakmalıydı. Yazıklar olsun duyup gördüğü halde ölü gibi davrananlara…

Şefkat ve merhamete en çok muhtaç olduğun dönemde seni beton duvarlar arasında yaşamak zorunda bırakanların mutlu olmadığını biliyorsun değil mi yavrucuk? Senin feryadın bir gün arşı ihtizaza getirecek, buna imanım tam. Ancak onların korkusu göklerden gelecek karardan dolayı değil çünkü iman onların gönlünde yer etmiş değil. Onların korkusu senin oradan çıkıp da bu zulmün hesabını sorma korkusu. İnan yavrum onlar geceleri senin kadar rahat uyuyamıyor.

Elinde bıçak tutan bir kasabın şefkatli olduğu söylenebilir ama seni annenle beraber orada yaşamaya mahkûm eden eli kanlı, dili kanlı, gözü kanlı, zihni kanlı cellatlar için şefkatten bahis açmak çok abes. İnşaallah oradan çıktığında şefkat neymiş aleme gösterirsin. Eminim kanla beslenenler bunu da görmeyecek, duymayacak…

Biliyor musun sevgili yavrucuk, sen o parmaklıklar arkasında günlerini geçirmeye başladığından beri kendi çocuklarımı kucağıma alıp sevemiyorum. Her seferinde sen gözlerimin önüne geliyorsun. Sen de bir baba kucağına muhtaçsın ama bunu senden esirgeyenler var. Bu halden dolayı affına mazhar olabilir miyim onu da bilmiyorum.

Senin de benim de çığlıklarımız sosyal medyadan başka bir mecra yer alamıyor ne yazık ki… Ama orada da hep bizim arkadaşlarımız ses veriyor; toplum gibi takipçiler de sağır, dilsiz ve kör veya ölü taklidi yapıyor.

Tarihin hiçbir döneminde hiçbir coğrafyada bu denli zulüm yaşanmadı görülmedi yavrucuğum… 668’iniz değil, 1 taneniz bile oradayken hiç kimsenin bu ülkede adaletten bahsetmeye hakkı yok. hele adında “adalet” kelimesi bulunan partinin mensuplarının hiç yok. Zamanı gelince onlara da adaletin ne olduğunu sen öğreteceksin inşaallah…

Orada sayınız giderek artıyor biliyorum ve bunu engelleyebilecek güçte olamamanın ızdırabını yaşıyorum. Aslında her zaman olduğu gibi bundan sonra da işimiz Rabbimiz’e kalmış durumda. O’nun inayet elinin bir an önce başımızı okşamasını tazarru ediyorum.

Affet sevgili yavrucuk, affedin bizi anneler… Karıncanın Mekke’ye revan olmasına benzer bu satırlarımdan başka yapabilecek şeyim olmadığından affedin…

Halit Emre Yaman

Twitter: @halitemreyaman

Mail: halitemreyaman@hotmail.com

Yayınlarımızın devamı adına, sizleri destek vermeye davet ediyoruz.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here