Dost Acı Söyler

5958

Yaşadığımız süreç bizlere her gün başka bir acı ve tecrübe ile devam ediyor.

Yaşadığımız bu burhanlı günlerde, herkes bazen fevri olabiliyor, sinirli olabiliyor ve sinirlerine hakim olamayabiliyor.

Bunca zulmün ve mağduriyetin yaşandığı, her gün başka bir operasyon ve zulüm haberi ile uyandığımız şu günlerde galiba çizgimizi muhafaza etme, değerlerimizden ödün vermeme çok zor olsa gerek.

Bu yaşadığımız süreç bizden çok şey alıp bizi hırpalasa da, eminim bizlere çok şey de kazandırıyordur.

Ben şahsen bu yaşadığımı bu süreçten çok şeyler öğreniyor ve tecrübe ediyorum.

Her gün yaşadığımız, duyduğumuz, okuduğumuz olaylar bizlere hep birer ders ve tecrübe olarak kayıtlara geçiyor.

Son 5 yılda yaşadığımız acılar ve tecrübeler, eminim 40 yılda elde edilemeyecek tecrübeler bıraktı geride.

İşte bu yaşadığımız süreçte, kendimce gördüğüm bazı yanlışları ve hataları zaman zaman sizlerle paylaştım.

Bu paylaşımlar bazen çok sert tepkilere neden oldu, bazen de çok olumlu geri dönüşlere neden oldu.

Bu da zaten bu işin tabiatında olan bir durum.

Bu mindere çıkıp, hep alkışlanacağını beklemek saflık olur zaten.

Bu girişten sonra, sizlerle Hizmet Hareketi’nde yaşanan ve son zamanlarda gördüğüm bazı yanlışları paylaşmak istiyorum.

1- Fikirlere tahammülsüzlük.

Ben 10 yaşında Hizmet Hareketi’ne girdim.

Ve bu hareketin içine girmemdeki en büyük sebebin, katı bir islami anlayışa sahip olmadığı ve her türlü fikre ve görüşe açık olması olduğunu zamanla idrak ettim.

Hiç bir zaman hareketin istediği gibi bir insan olamadım/olmadım.

Yaşadığım çok sıkıntıya rağmen, kendime hep şunu dedim, “şahıslara takılma, işine bak, doğru olduğuna inanıyorsan ve haklıysan verdiğin kararın arkasında dur ve devam et.”

Bu bazen ciddi sıkıtılar yaşamama sebep olsa da, asla bundan taviz vermedim.

Ve şükür 27 yıl bu hareketin içinde kaldım.

Geçmişimde pişmanlık duyduğum hiç bir şey yok şükür.

Yeniden dünyaya gelsem, yine aynı hayatı ve bu hareketin içinde olmayı tercih ederim.

Tüm bunlarla beraber, bugün yaşadığımız süreçte ve yaşadığımız süreçle gördüğümüz bazı hataları dile getirmenin de, bu harekete bir ihanet değil, tam aksine bu harekete bir vefanın ve bu hareketin düşünce yapısının bir gereği olarak gördüm.

Yaşadığımız bugünlerde, ne yazık ki, hareketin içinde bazı insanların, fikirlere kapalı ve çok dar bir zaviyeden olaylara baktığını görüyorum.

Defalarca yazdığım gibi, bu hareket artık bir cemaat değil ve cemaat refleksleri ile hareket edemez-etmemeli.

Hareket artık dünyaya mal olmuş bir hareket.

Hareket eğer dünya klasmanında yer almaya başladıysa, ona göre hareket etmesi gerekiyor.

Bunun da en başta gelen özelliği, fikirlere tahammülü öğrenmesidir.

Size çok ters gelse de, fikirlere fikir ile cevap vermek zorundasınız.

Linç ile, hakaret ile, ademe mahkum etme ile fikirlerinizi savunamazsınız.

Bu hem sizin savunuyoruz dediğiniz değerleri aslında savunmadığınız, sadece lafta olduğunu ilan eder dünyaya, hem de inanıdırıcılığınızı kaybedersiniz.

Ben okuduğum Fethullah Gülen sohbetlerinde, okuduğum Risale-i Nur’larda, dinlediğim sohbetlerde bunu gördüm.

“Medenilere galebe ikna iledir” diyen bir anlayışın temsilcileri, ikna yerine ne yazık ki linç ve hakareti tercih ediyor, aykırı fikri olanı fitneci olmakla suçluyor.

Fikre tahammül yok.

Hele bu fikri dile getirenleri tanıyorsanız, yaptıklarını biliyorsanız, geçmişini biliyorsanız, bu konuda daha da hassas olmak gerekirken, bu kişilere karşı daha sert bir tepki oluyor ne yazık ki.

“Aç herkese açabildiğin kadar sîneni, ummanlar gibi olsun!” Diyen birinin peşinden gidiyorum iddiasında olanların, bu sine açmayı kendi içindekilere göstermemesini görünce, dışarda denilen insanlara gösteremeyeceğini insanlar kanaat geliyor.

Afilli laflara değil, yapılan icraatlere bakar dünya.

Ben bu tahammülsüzlük ve linç kültürünün, Hizmet Hareketi’ne ilerde çok ciddi zarar vereceğine ve dünyada bugün var olan kredisine çok ciddi darbe vuracağı kanaatindeyim.

Dünya ringine çıktıysa bu hareket, öncelikle bu konuda kendisine dikkat etmesi gerektiğine inanıyorum.

Dünyaya demokrasi, insan hakları, diyalog, hoşgörü mesajı veren bu hareketin, demokratik bir hak olan fikir hürriyetine tahammülsüzlüğü, diyalog yerine linç etmeyi, hoşgörü yerine saldırmayı tercih etmesi, hareketin inandırıcılığını çok ciddi sorgular hale getiriyor.

Hareketteki insanların şunun artık farkına varması lazım, eski anlayış ve yöntemlerle bu hareket devam edemez.

Aslında hareketin özünde olan, fakat son yıllarda AKP ile çok teşriki mesai yapmakla mıdır, yoksa güç zehirlenmesinden kaynaklanan mıdır bilinmez, yukardan bakan, her şeyi en iyi bilen, emir ile her şeyi yaptıran, farklı fikirlere kapalı, sürü mantığıyla hareket etme refleksi gösteren anlayıştan sıyrılması lazım.

Bu şekilde dünya liginde başarılı olmak imkansızdır.

Şuan ciddi bir kredisi olan hareketin, bu şekilde tepkiler ile kredisini bitirmesinden korkuyorum.

Her insan bir alem.

Ve her insan farklı yaradılışa sahip.

Bu insanları tek şekle, tek anlayışa, tek fikre, tek tip tepki veren robota çeviremezsiniz.

Farklılıklara tahammül edeceksiniz.

Hoşunuza gitmese de tahammül edeceksiniz.

Demokrasi söyleminin inandırıcılığı, ancak icraatler ile sağlanır.

Kendi içindeki farklı seslere tahammülü olmayanların, demorkasi demesi hiç bir zaman inandırıcı olamaz.

2- Katı hiyerarşi ve bürokrasi.

Bunca yaşanan acılardan sonra, hala makamlarında rahat rahat emirler verip, yaşananlardan ders çıkarmayan insanları gördükçe inanın ümidimi kaybediyorum bazen.

Bunca yaşanan acı ve mağduriyetin sebebi, asla hareketin icraatleri değildir.

Hareket bugün, savunduğu doğruların bedelini ödüyor.

Eğer hareket, Erdoğan’a biat etse ve değerlerinden taviz verse idi, bugün altın çağını yaşıyor olurdu.

Ama hareket, değerlerinden taviz vermedi ve biat etmedi ve bunun bedelini ödüyor.

Benim eleştirim, bunca mağduriyetin yaşanmasından sonra, hala bu yaşanan mağduriyetin ve acıların bir sorumlusunun ortaya çıkmamasıdır.

Evet hareket doğrularının bedelini ödüyor, peki bu bedelin bu kadar ağır olmasının bir sorumlusu yok mudur?

Yok mudur, “evet biz burda yanlış yaptık diyerek sorumluluğu alacak ve en azından makamını bırakacak bir babayiğit.”

Yok mudur, “burda biz yetersiz kaldık, bunca tahribatı hesap edemedik” diyerek sorumluluk alacak kimse.

Geçtim sorumluluğu alıp bunu ilan edeni, hala makamlarında kurulup, eski tas eski hamam anlayışı ile, baş kesen, emir veren, ahkam kesen insanları gördükçe insanın isyan edesi geliyor.

Bunları söyleyince, hemen hareketteki insanlardan, “sen Hocaefendi’yi mi suçluyorsun?” çıkışları geliyor.

Bu konuyu başka bir başlık altında yazacağım, bu nedenle şimdilik bu konuyu açmayacağım.

Bu makamlarından emir vermeye devam eden insanların emirler yağdırması bir yana, hala insana saç baş yolduran bürokratik işleyişi devam ettirmeleri ayrı bir konu.

Bir resim sergisi ile insanların acıları dünyaya duyurulmak istenmiş ve güzel bir eser ortaya çıkmış.

Bu resim sergisini başka ülkelerde açmak isteyenlere, sözleşme, izin, dediğimiz şartları kabul ederseniz size bu resimlerin soft halini verebilir demek nedir Allah aşkına?

Bunca mağduriyet ve acı yaşanırken, insanlar bu acıları dünyaya duyurma adına gayret gösterirken, bu bürokrasi nedir Allah aşkına?

İnsanların aşklarını şevklerini kırmanın ne anlamı var?

Yok sözleşme, yok şartlara uyma nedir?

İnsanlar uğraşmışlar, izin almışlar, çok sayıda insanın ziyaret edeceği mekanlarda bu resimler sergilenip, yaşanan zulüm dünyaya duyurulacakken, bu bürokrasi ile insanları uğraştırmak hangi akla hizmet etmektir?

İnsanlar dertlenmişler, bir eylem yapmaya karar vermişler, bunu anlatmışlar, istişare edelim demişler, ama ne bir dönüş olmuş, ne kale alan olmuş, bunun üzerine insanlar insiyatif alıp dünya çapında bir eylem yapmaya karar vermiş iken, buna taş koymak, “ortak aklın ürünü değil” gibi bir garabet söylem ile bu insanları ademe mahkum etmek nedir Allah aşkına?

Bu insanlar emek veriyor, zaman veriyor, kafa çatlatıyor, insanlar bu eyleme ilgi gösteriyor, destek verelim diyor, ama bu bürokrasiye takılınca, iptaller, engeller, gurup mesajlarında, bu işi organize edenler hakkında ileri geri laflar etmeler nedir Allah aşkına?

Bu şekilde mi insanların kabiliyetleri ortaya çıkacak?

Bu şekilde mi insanların birşeyler yapalım aşkı şevki kamçılanacak?

Bu bürokrasi ve üsten bakışın, harekete ve harekete mensup insanlar arasında çok ciddi bir tepkiye ve bunu yapanların kredilerinin bitmesine sebep olduğunu söylemeliyim.

İnsanların önünü açmayı geçtim, bari yaptıkları samimi işlere köstek olmayın ne olur.

3- Kutsama ve hain ilan etme hastalığı.

Başka bir yazımda  Fethullah Gülen Hocaefendi’nin benim için ne demek olduğunu dile getirmiştim.

Yazıda yazılanlar benim için hep öyle kalacaktır.

Yazının başında da dediğim gibi, hatalarıyla, yanlışlarıyla bu harekette 27 yılım geçti ve bir daha dünyaya gelsem yine bu hayatı isterdim.

Ve bu harekette kendime tek mihenk taşı olarak gördüğüm kişi Hocaefendi’dir.

Başkalarının ne dediği, ne yaptığı umurumda olmadı.

Şu yaşadığımız süreçte öyle şeyler duydum ve yaşadım ki, kendi kendime şu soruyu sordum, ben mi Hocaefendi’yi anlamamışım, yoksa bunları diyenler ve böyle davrananlar mı anlamamış.

Hocaefendi’yi çok severim ve bunu her fırsatta ilan ettim.

Fakat Hocaefendi’yi hiç bir zaman kutsamadım ve kutsamam da.

Kendi içimde bir yeri var.

Bingöllü, varoşlarda büyümüş bir kürt çocuğuna sahip çıkan bir hareketin fikir mimarıdır.

Bu konuda herkesin düşünceleri farklı olabilir.

Okuduğum kitaplarından, dinlediğim sohbetlerinden benim anladığım, Hocaefendi’yi kutsama, Hocafendi’ye en büyük haksızlıktır.

Zira buna en fazla karşı çıkacak ve bundan en fazla rahatsız olacak kişi Hocaefendi’dir.

Hareketteki insanların, Hocaefendi’yi, kutsamaları ve eleştirilemez, sorgulanamaza anlayışıyla hareket etmelerini, hele bunu ulu orta mecralarda yapmalarını çok yanlış buluyorum.

Bunun hem Hocaefendi’ye, hem harekete ciddi zararlar vereceğine inanıyorum.

Kendi subjektif görüşleriniz olabilir, kutsayabilirsiniz de, ama bunu sosyal medyada dile getirmeniz, buna karşı çıkanları da hain, fitneci, hareketi anlayamamış gibi yaftalarla yaftalamanız, en fazla Hocaefendi’ye ve harekete zarar verecektir.

Hocaefendi’yi kutsamanın yanında, bir de hareketi ve hareketin önde gelen insanlarını kutsama gibi bir hastalığında ne yazık ki ciddi bir sorun olduğunu düşünüyorum.

Ve bu kutsama ile, bazı kişilerin kendi konumlarını sağlama alma çabası içinde olduğuna inanıyorum.

Hocaefendi perde edilerek, makamlar korunuyor, yanlış icraatler örtülüyor, hata yapanlar aklanıyor.

Hocaefendi’nin arkasına saklanarak, insanlar linç ediliyor, hain ilan ediliyor, ademe mahkum ediliyor.

Bu anlayış oldukça, ne hatalardan ders alınır, ne hata yapanlar ortaya çıkarılır, ne de bu yanlışlar düzelir.

Hocaefendi’yi rahat bırakın artık.

Ömrü boyunca dimdik elif gibi bir hayat yaşamış bu insanın kredisi ile kendinize krediler, makamlar, konumlar edinmeyi bırakın artık.

Hizmet Hareketi’nin kendisine giydirdiği elbise ile, verdiği makam ile, küçük dağları ben yarattım havasındaki, insanlara üstten bakan, herşeyi ben bilirim havasındaki insanların, Hocaefendi’nin kredisini kullanmaktan vazgeçeceklerini ümit ediyorum.

Benim anlayışıma göre;

Hocaefendi kutsal değildir, o bir alim ve mürşittir. İnsandır, ve her insan gibi, hataları olabilir, yanlışları olabilir.

Biz yanlışları ve hataları yok diye sevmedik ki O’nu.

Kendisi elli defa, “hata yaptık” dediği bir yerde, hata yapmamıştır, hata yapmaz diyenlerin bunu samimiyetle ve iyi niyetle dediklerine inanmıyorum.

Kendilerine hareket alanı açma adına, Hocaefendi kredisini kullananların bu harekete en fazla zarar verdiğini biliyorum ve görüyorum.

Hareketin tabanında bu şekilde hareket eden insanlara karşı ciddi bir tepki olduğunu görüyorum.

Ama insanlar, aman fitneci, hain yaftasını yemeyeyim diye seslerini çıkarmıyorlar ve susuyorlar.

Ama bu tepki gün geçtikçe artıyor ve kredileri bitiyor bu insanların.

Bunlar uzun zamandır yaşadığım, gördüğüm, dinlediğim, duyduğum hadiselerden çıkardığım maddeler.

Devamı da var bu yazının. Ama çok uzatmak istemiyorum.

Bu vesile ile bir kere daha, Allah samimiyetten ayırmasın, ayağımızı kaydırmasın, hakikati dile getirmeyi nasip etsin.

Yayınlarımızın devamı adına, sizleri destek vermeye davet ediyoruz.

8 YORUMLAR

  1. Eğer birileri sorumluluk üstlenmiyorsa bizler yani imamın arkasında duranlar çesaretnen imamın hata yaptığını söylemeliyiz taki imam itiraf edene kadar misal dumanlı adam öyle bir pişkinliğe vuruyorki nerdeyse kendisini hizmete hizmetin kahramanı olarak yutturuyor iman edeçek kadar iradesi olanlar hizmetin kurumların başında olup hata yapanları cesaretle eleştirmeliler bakiyoruz eleştirme yok üsteler kutsama var hizmetekiler neden bunu yapıyorlar anlayan varsa beri gelsin

  2. Dumanlı ne hata yaptı ki? Hangi hatasından dolayı hizmet şu anda zulüm görüyor.. ne yapsaydı veya ne yapmasaydı bu durumda olmazdık? Cevabı yok değil mi? Hizmet ödenmesi gereken bir bedel ödüyor.. Geç bunları Elkurdi

  3. Kendinizle bile çelişiyorsunuz, hem hareketin istediği insan olmadım diyorsun hem hizmete yön vermeye çalışıyorsun. Uhutta 70 küsür sahabe şehit oldu bir bakıma bir yenilgi oldu istişare ile çıkıldığı için sorumlu mu arandı? Hocaefendi ve karar merci hizmetin şimdiki durumunu ve geleceğini düşünmüyor bilmiyor maşallah siz çok güzel gazel okuyorsunuz. Hizmet hareketi sizin sırça saraylarda aldığınız kararları uygulamak mecburiyetindemi? Eski yöntemle olmazmış sen böyle sosyal medyada yaz nasıl olacağını hizmet uygulasın. Yönteminiz çok yanlış varsa bir hata ki vardır gidin gerekli insanlarla istişare edin eğer hizmeti düşünüyorsanız. Hizmete dünyada bu kadar zulüm varken birde siz fitne fesat karıştırmayın. Mesela siz Pakistan’da hizmet insanları niye duruyor diye abileri tenkit ettiniz Hocaefendi bir hafta önceki sohbette sizin gibi düşünenlere cevap verdi.

  4. Bizim devrimiz kapandi.(30yas ustunu kasdediyorum) Rabbim hizmetletimizi eksigiyke kabul buyursun.
    Nesli cediide bayragi yere dusurmeden vermek gerek.
    Ustadin talebelerinin dustugu yanlisa dusmemek icin…
    Normal siradan ornek mu.minler olarak bulundugumuz yerlerde yasayalim yasatalim…
    Bu dogum bir sekilde olacak sanciyi arttirmaya gerek yok..
    Selam ve duayla

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here