Azrail İlacı

603

Kemal Sunal’ın Tosun Paşa filmini seyretmişsinizdir. Hatırlayın orada sahte Tosun Paşa rolündeki Şaban Yeşil Vadiyi Tellioğulları’na isteyecekti. Kendisini gerçek bir paşa zannetmesiyle işler karışır ve Daver’in kızına göz koyar. Gerekçesi ise basittir: “Ben Tosun Paşayım, her şeyi yaparım.”

Allah aşkına söyleyin bugün yaşadıklarımızın bundan farkı var mı? Recep Tayyip Erdoğan daha cumhurbaşkanı seçilmeden önce “anayasanın bana verdiği yetkileri sonuna kadar kullanacağım” sözünün Tosun Paşa’nınkinden farkı var mı? O yetkiler Erdoğan’ın gözünü doyurmamış olacak ki “başkan” olabilmek için 15 Temmuz senaryosunu devreye soktu.

Cumhuriyetin kurulmasıyla benimsediğimiz ve kör-topal da olsa yürümekte olan kuvvetler ayrılığından gün geçtikçe uzaklaşıyoruz. Havuz medyasında haber değeri taşımasa da Erdoğan’ın herhangi biri için kullandığı olumsuz ifadeler üzerine savcılar hemen harekete geçiyor. “Bunun hesabını verecekler” dedikten sonra MİT tırları haberini tekrar yayınlayan Can Dündar’la Erdem Gül’ün başına gelenleri hatırlayın. Halbuki o haber daha önce Aydınlık’ta yayınlanmıştı. Hafızanızı zorlarsanız benzer birçok olayı hatırlayacaksınız. Aydınlık için işlem yapılmaması ayrı konu; girmeyelim oralara. Varsın birileri bizi uyuttuğunu düşünsün.

İsmet İnönü’nün başbakanlığı 80, CHP Genel Başkanlığını 88 yaşında bırakmasını ne ile izah edebiliriz. Şartlar ne olursa olsun Adnan Menderes’in 27 Mayıs’tan önceki tavırları da bu kapsamda incelenmeye değer. Gerekçeleri ne olursa olsun Turgut Özal ve Süleyman Demirel de “başkan” olmak istemişlerdi.

Bunun sadece bu topraklara mahsus bir durum olmadığını bilirsiniz. Firavundan Cengiz Han’a, Hitler’den Saddam ve Esad’a kadar dünya ruh hastası birçok despot gördü. Bunlardan geriye kalan ne? Kan, ölüm, vahşet, zulüm, gözyaşı, istila, açlık… Say sayabildiğin kadar.

Makam sevdası ile güç zehirlenmesi arasında gelip-giden bu hastalık her fani için söz konusudur. Philip Zimbardo’nun 1971’de Stanford Üniversitesi’nde yaptığı deneyde sıradan insanlara yetki verilince nasıl da o gücün esiri olmaya başladığını ortaya koymuştur.

2019’dan itibaren 16 Nisan referandumu sonucuna göre neredeyse sınırsız yetkilere sahip bir “başkan” tarafından yönetileceğiz. Yozlaşmaya mahkum olan sınırsız güç despotizm ve tiranlık demektir. Ne yazık ki yakın coğrafyalarda bulunan despotlar birer birer yıkılıp giderken biz kendi irademizle bu yolda ilerliyoruz.

Uzun yıllar başkanlık sistemi ile problemsiz yönetilen ABD ve Şili’ye baktığımızda başkanın otoriterleşmesini engelleyecek kontrol mekanizmalarının olduğunu görüyoruz. Yani başkan güç zehirlenmesine uğrasa bile onu yola getirecek bir denetim sistemi var. Böyle bir denetim mekanizmasından yoksun şekilde Erdoğan için hazırlanan başkanlık sistemi için halihazırda piyasada ona rakip olacak kimse yok. Aday olacak kişilerin hem Erdoğan hem de başkanlık sistemi hakkında söyledikleri elbette arşivlendi/arşivleniyor. Seçim sath-ı mailine girdiğimizde bunlar ortaya çıkacak.

Gelin bir beyin fırtınası yapalım: Şimdiye kadar savaş olarak değerlendirdiği hiçbir seçimi kaybetmeyen Erdoğan –velev ki- o seçimi kaybetse ve kazanan kişi “bu yetkiler çok fazla, denetim mekanizması da yok” veya “bu toplum başkanlık sistemine hazır değil, parlamenter sisteme dönmemiz lazım” der mi?

Bıyık altından pis pis gülüp “hayır” dediğinizi duyar gibiyim. Böyle düşünen sadece siz değilsiniz. Sokağa çıkıp bir anket yapsak bu soruya insanımızın %70’inin aynı cevabı vereceğini düşünüyorum. Peki o halde biz neden bu sisteme “evet” dedik? Seçim şaibelerini dile getirecek değilim ama bir gerçek var ki toplum olarak biz başımızdakilerin “liyakatli” değil “güçlü” olmasını istiyoruz.

3000 yıllık Türk tarihine baktığımızda bu konuda değişmediğimizi görüyoruz. Dünya insan hak ve özgürlükleri konusunda almış başını bir tarafa giderken biz hala olduğumuz yerde sayıyoruz. Sonra da “AB bizi niye almıyor” diye edebiyat yapıyoruz.

Makamın ve gücün kölesi olmuş despotları tedavi edecek ilacı eczacılar daha satmaya başlamadı; zaten öyle bir ilaç olsa da kibrinden dolayı kimse kullanmaz. Bu hastalıkları ancak Azrail tedavi edebilir. Ancak Azrail’in gelmesini beklemeden bir şeyler yapmak lazım.

Halit Emre Yaman

Twitter: @halitemreyaman

Mail: halitemreyaman@hotmail.com

Yayınlarımızın devamı adına, sizleri destek vermeye davet ediyoruz.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here