Nuh’un Gemisine Davet (Hadiseleri Doğru Okumak)

1524

Konya ilinde 1,5 milyon metrekarelik Türkiye’nin en büyük cezaevi inşa ediliyor. Ohal kampsamında atanan Konya Cumhuriyet Başsavcısı Bestami Tezcan; Yurt genelinde devam eden Sözde darbe soruşturmalarında en başarılı ilin Konya olduğunu söylüyor.

Bu bilgiler ışığında soruyorum; zamanında talebeye yardım olsun diye mantı büktünüz diye Konya ilinde alınmanız mümkün mü?

Gelelim Pakistan meselesine..

Zamanında Pakistan’dan çıkılabilir miydi? Öğretmenlik yapan arkadaşlar ve ailelerini ayrı tutarak düşünelim. İdari kadrodasınız, büyük resmî görmek için toplantılarda sizi muhatap alıyorlar. Olayın vehametini enine boyuna tartışıyorsunuz. Bu tartışmalar sürerken önce evlatlarınızı okumaları için farklı bir ülkeye gönderiyorsunuz. Sonra amiyane tabirle ifade edeceğim; sizin topun ağzında olduğunuzu söyleyen akil insanlar tarafından çıkmanız gerektiğine hükmediyorlar.. Hazır pasaport ve vize probleminiz yokken size takdir edilen ülkeye geçiveriyorsunuz.

Aradan vakit geçiyor. Haberler çok iyi değil artık.. Çember daralıyor farkediyorsunuz. Hatta velilerinizden sizleri uyaranlar oluyor. Bazı öğretmen arkadaşlarınız insiyatif kullanıyor ve ülkeyi pasaport ve vize problemleri olmadığı problemin ilk zamanlarında kavli dua ediyor ‘Ya Allah’ deyip ülkeyi terkedebiliyorlar.

Siz bir yıl daha işsiz bekliyorsunuz. Bu süre zarfında gah iki aile bir evde birlikte yaşıyorsunuz, gah yeni eve geçiyorsunuz. Beklentiniz Birleşmiş Milletler kararında..

Hep içinizde bir ümit. ‘100 aile var, bize kal dediler, gerçi şu an bir işimizde yok ama çözeceklerdir. Vardır bi bildikleri’ diyorsunuz tevekkül içinde. Tedbir artık sizin elinizde değil. Sizinle aynı problem sarmalından debelenmeyen insanlardan medet ummaktan başka çareniz yok. Pasaportunuzun süresi dolalı çok oldu. Kimi arayıp dert yansanız size derman olup yeni ferman yollamıyor. Yeni hale, eski fermanla cevaplar üretiyorlar. Afganistanda savaş zamanı kalmaları söylenen hizmet erlerinden bahsediyorlar. Halbuki durum hiç birbirine benzemiyor. Akıl süzgecinden geçirdiğinizde alakasız gelse de Okçular tepesi örneği ile yüreğinizi ısıtıyorsunuz.

Aslında gelen tehlikenin farkındasınız. Birgün yurtdışına çıkan arkadaşlarınızı arıyorsunuz çaresizlikle hiç değilse kızlarımı yanınıza göndereyim sahip çıkar mısınız diyorsunuz telefonun ucundaki ses ne demek abi siz yeter ki yollayın diyor ama bunu başarmanız artık zor.

Aradan 38 gün geçiyor. Yeni taşındığınız evinizin etrafından sivil kıyafetli garip insanlar dolaşıyor, ürküyorsunuz.
..ve iki sonra bir gece. Başlarınıza çuval geçiçirerek 10 yıldır eğitim hizmeti verdiğiniz yerden eli silahlı 15 kişi tarafından derdest edilerek, kaçırılıyorsunuz..

Kaçırıldım! 12. Gün

Neredesiniz? Canınızı yakıyorlar mı? Sıcakta mı bunalıyor, soğukta mı üşüyorsunuz? Sahi artık iyi misiniz?

Yerinizi bile bilmediğimiz o karanlık yerden sizi nasıl kurtarırız? ın derdine düşüyoruz.
Siz bu haldeyken biz güvenli bölgedekiler Pakistan’daki 100 kadar aile için ne yapabiliriz? Düşünüyor, düşünüyoruz. İlgili yerlere mail kampanyaları düzenliyor ve 7 düvele nam salıyoruz. Sosyal medyada bağım bağım bağırıyoruz ‘Birleşmiş Milletler ve Pakistan Konsolosluklarına gidin, sorun, dilekçe verin’ diyoruz.

(Örnek mail; dilekçe formatı, alıcı adresler mevcut)
http://mycampmemories.blogspot.fi/2017/10/example-request-letter-for.html

Giden gidiyor, bir maille size destek olan oluyor. Anlayın artık ne olur.. Gözlerimiz daim buhurlu, hacetlerimiz ve gece dualarımız sizin için..

Hepsi bize kolay geliyor. En zor gelen ise ihtimal dahilinde bir kötü haber daha alma endişesiyle;

İradesini Hakka adanmışlık adı altında kullanmayanlar..

Deniz/ @kamphatiralarim

Yayınlarımızın devamı adına, sizleri destek vermeye davet ediyoruz.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here