Bir koltuk uğruna ya rab…

759

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, geçen hafta Barzani’nin referandumu ile ilgili olarak, “En az beş bin ülkücü gönüllü, başta Kerkük olmak üzere, Türkmenlerin yaşadığı Türk kentlerindeki varlık, birlik ve dirlik mücadelesine katılmak üzere hazır beklemektedir. Türkmenler sahipsiz ve yalnız değildir, acı verici etnik soykırıma, vatansızlığa da asla terk edilmeyeceklerdir. Kararımız kesin, duruşumuz net, sözümüz senettir” ifadelerini kullanmıştı.

Bu açıklamadan sonra sosyal medyada silahlı resimler eşliğinde ülkü ocaklarındaki yöneticiler görüntü verip başkanlarının sözünü yerde bırakmadı.

Söz konusu bölgenin başka bir devlete ait olduğu, oraya giriş çıkışların belli bir statüye göre olduğu, bu gençlerin hangi kimlikle oraya gideceği, devletimizin buna müsaade edip etmeyeceği, gidip orada ne yapacakları, hangi uluslararası sözleşmeye göre hareket edecekleri vs. vs. bir kenara bırakarak Ülkü Ocakları denen yerde ne tip gençlerin bulunduğuna bakalım. Bakalım ki, az önce sıraladığım bütün şartlar yerine getirilse bile bu gençler Kerkük ve Musul’a giderlerse orada ne yapacaklarını anlamaya çalışalım.

Bahçeli’nin açıklamasından sonra posta kutuma bir mektup düştü. Düşündüm… Bahçeli’nin hazırladığı ülkücüler bunlar mı diye? Kendi kendime “bunlardan bir cacık olmaz” dedim. Sonra da siyasetin ne kadar kirli bir alan olduğunu tekrar gördüm. Birkaç küçük düzeltme ve bazı sansürlere uğrayan mektup şöyle:

***

Arkadaşlarımın ısrarıyla Ülkü Ocakları’na gittiğimden beri siyasetin kirli yüzünü yakından görüyorum. Başkanından tutun çaycısına kadar hepsi ikiyüzlü, çıkarcı ve çok affedersiniz kaypak… Bir işi becerebilme kabiliyetleri yok, plan-program yok, koltuk sevdası ve menfaat ilişkisi var hep.

Dava dava diyorlar ama buna içlerinde gerçekten inanan kişi çok az. Türklük davasının bile  içini boşaltmayı başarmışlar. Bence gerçek ülkücülükte vatan millet sevgisi  önde gelir  ama bunlarda iktidara ayak uydurup koltuk sevdasına kendi değerlerini bile hiçe sayabiliyorlar. İktidara yandaşlık yapıp nasıl makam sahibi olabiliriz düşüncesi var. Daha geçen gün başkanımız kendi söylemişti “güçlü olanın yanında olacaksın  ki senin de işin  görülsün.”

Kimsede bir şeyler yapalım, çabalayalım, çalışalım, başaralım gibi bir düşünce yok. Boş boş oturup hiç bir proje üretmeden kendilerinin siyaset yaptıklarını zannediyorlar. Gerçekten donanımlı insanları, iş yapacak olanları da kendilerine tehlike olarak görebiliyorlar. Belki de bu yüzden oy kaybedip bölünmeler yaşıyorlar.

Ülkücü tabanın Bahçeli’yi tamamen onayladığını düşünmüyorum. Aslında ülkücülerin bu dava hislerini doğru şekilde yönlendirilse ortaya mükemmel bir oluşum çıkabilir. Türk-İslam birliği diyorlar ve buna çok bağlı gerçek ülkücüler var ama bunun içi boşaltılmaya çalışılıyorlar. Gerçekten Türklüğe sahip çıkıp savunsalar iyi olur ama bunu da abartıp ırkçılık yapabiliyorlar. Din ise sadece dilde olan bir şey onlar için. Dinimizin en temel kurallarını bile bilmiyorlar hatta utanmadan bazı dini konular hakkında alay yapıyorlar. Bu kadar rezil bir haldeler.

Kaç senelik  kendi arkadaşlarını bile olmadıklarında arkasından konuşup en ufak bir şeyi büyütebiliyorlar, dedikodu çok fazla var. Kaptıkları koltuğu elinde tutabilmek için yapmayacakları şey yok. Biz küçük çerçevede bile bunları yaşarken ülkenin bu halde olmasına artık şaşırmıyorum.

Her şey karakterde bitiyor bence, sağlam karakteri olan kalmamış herkes kötülüğe batmış gidiyor. Ne yazık ki ahlak yerle bir, insanlık iyice kötü halde.

***

Bu mektupta bahsi geçen konuların sadece bir ilçe yapılanmasında yaşandığını düşünmek bana göre saflık olur. MHP’nin en üst seviyesinde bile bu tür şeylerin olduğuna inanıyorum. Zira son 2-3 senelik söylem ve icraatlar bunu gösteriyor. Hadi bir adım daha öteye gideyim… Bana göre bunların hepsi bütün partilerin bütün birimlerinde yaşanıyor.

Şimdi sayın Bahçeli’ye, partinin önde gelenlerine ve ülkü ocakları yöneticilerine sormak isterim: Ülkü ocaklarının bu halde olduğunu biliyor musunuz?

Devlet Bahçeli bunu biliyorsa nasıl oluyor da o açıklamayı yapıyor. İşin kötü tarafı bilmiyorsa çevresindekiler onu kandırıyor demektir. Büyüklerimiz ne güzel söylemiş “kılavuzu karga olanın burnu b… çıkmaz” diye.

Siyaset bu, kuralları da belli…

İnanmasan da partini savunacaksın… Oy kaybetmemek için tabanını kandıracaksın… Rakibin doğruları söylese de onu yalanlayacaksın… Bir koltuk için akla hayale gelmedik zırvalar uyduracaksın… Bunları her siyasetçi gibi onlara oy verenlerde bilir ama göz göre göre peşlerinden gider.

Medeni ülkelerden almamız gerekenleri tam manasıyla alıp uygulamadığımız gibi siyaseti de alıp şark kurnazlığı ve münafıklığı çerçevesinde uyguluyoruz maalesef.

Halit Emre Yaman

Twitter: @halitemreyaman

Mail: halitemreyaman@hotmail.com

Yayınlarımızın devamı adına, sizleri destek vermeye davet ediyoruz.

1 YORUM

  1. Siz türk oğlu türk faşizmi kurtarma derdlisisınız devlete tapmayı türk islam sentezi adı altında gizleme bu hinlik şeytanın bile aklına gelmez Allahtanki bu pis kirli planı gerçekleşmedi buda islam dinine Paganizmi karıştırmaya çalışanlara dert olsun

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here