İnsan Gerçekten Hayret Ediyor

530

Eğitim sistemimizin içler acısı halini en güzel öğretmenler anlatır sanırım. Hangi öğretmene mikrofon uzatsanız saatler boyunca size anlatacağı şeyler vardır. Bunların bir kısmı öğretmenliğe ilk başladıkları dönemin ideallerini hala kaybetmemiş canla başla bu toprağın insanlarına hizmet etmektedir. Ne yazıktır ki büyük bir kısmı yaşadıklarından edindiği tecrübelerle ideallerini kaybederek sıradan bir devlet memuru haline gelmişlerdir.

İdeallerini kaybetmeyen her zaman ve zeminde insanları eğitmeye azmetmiş insanlara hayran olmamak elde değil. Ancak onların yaptığı faaliyetler bir yere kadar sonuç veriyor. Gün geçmiyor ki bir köy okulunun öğretmeninin başarısını seyrediyoruz televizyonlarda. Bazen de başarılı bir öğrencinin elinden tutan öğretmenin ona uluslararası başarılar kazandırdığını okuyoruz gazetelerde. Kimi zaman da mahrumiyetler sarmalındaki bir öğrencileri için sponsor bulup onların eğitimini tamamlamasını sağlayan eğitim gönüllülerini duyuyoruz.

Ara sıra bu şekilde gündemimize düşen bu tür haberler ne yazık ki seksen milyon olmakla övündüğümüz bu nüfus içinde deryada damla mesabesinde bile değil. Ne yazık ki bir asra yaklaşan ömrüyle cumhuriyetimiz hiçbir alanda uluslararası düzeyde söz sahibi değil. Başka bir ifadeyle dünyaya sunabildiğimiz bir katkı yok. Hizmet Hareketi gönüllülerinin bin bir fedakârlıkla dünyanın her coğrafyasında açtıkları okullar bir marka olmak üzere iken kısır siyasi çekişmeler, koltuk sevdası, hükmetme arzusu, boyun eğdirme çabalarına kurban gitmek üzere…

Sadece eğitim alanında değil devletle ilgili her alanda kokuşmuşluk, düzensizlik, menfaatçilik ve yozlaşma öyle bir hal almış durumdaki insanın bu memleketi terk edesi geliyor. Nitekim bu manzaraya dayanamayıp terk edenler de az değil.

Yıllar yılı iktidara hangi parti gelirse gelsin hiçbiri adam gibi bir eğitim sistemi kurmadı, her biri öncekinin sistemini beğenmeyip kendi sistemini yerleştirmek istedi, okullara alınacak malzeme ve hizmetlerden bile rant elde etmeye çalıştı. Kimi altı ayda veterinerden bile öğretmen yetiştirdi, kimi bazı okulları arka bahçesi haline getirdi, kimisi de müfredatı değiştireyim derken akla hayale gelmedik saçmalıkları çocukların zihnine yerleştirmeye kalktı ve nerdeyse her iktidar okullara giriş sınav sistemlerini değiştirdi.

Bütün bunlar olurken kimi zaman ideoloji, kimi zaman menfaat, kimi zaman cahillik ve iş bilmezlik ve maalesef de bazen günü kurtarma düşüncesi ön plana çıktı. Bir şeyler yapmaya çalışanların gayreti ise ne yazık ki sınırlı kaldı. Çünkü devlet olarak, hükümet olarak hiç kimse elini taşın altına koymadı. Kişiler, partiler, ideolojiler ve hatta zaman değişti ama vatana millete faydalı olma düşüncesi maalesef bu topraklarda kendisine yer bulamadı.

Vatanını seven, dürüst, çalışkan ve ahlaklı olan sağcısı, solcusu, dindarı, dinsizi, komünisti, ülkücüsü, Türk’ü, Kürt’ü, Alevi’si, demokratı, muhafazakârı herhangi bir ayırıma tabi tutulmadan hapse atıldı, sürgün edildi, işten çıkarıldı ve ne yazık ki bazıları da öldürüldü.

Hayatının bir döneminde öğretmenlik yapan bu satırların yazarı yukarıdakilerin hepsinin şahididir.

Allah aşkına söyleyin ortalama 1,3 yıl Milli Eğitim Bakanlığı yapan biri eğitime ne katkı sağlayabilir? Hele bir de bu bakanların asker, turizmci, avukat, doktor, gazeteci, büyükelçi, mühendis ve ziraatçı gibi alakasız mesleklerden insanların olduğunu göz önüne aldığımızda neden bu halde olduğumuz anlaşılır sanırım. Düşünebiliyor musunuz bugüne kadar 74 tane bakandan sadece 8 tanesi eğitimci ve bunların görev yapma süreleri ortalama 1,7 yıl. Yaklaşık sekiz yıl bakanlık yapan Hasan Ali Yücel’i hesaba katmazsak bu süre 1,4 yıl oluyor. Yani eğitimci olsanız da olmasanız da bakanlık süreniz iki yılı bulmuyor. Kusura bakmayın da bakanları böyle olan eğitim sisteminden ne beklenebilir ki?

Eğitim, bir kısım siyasi kaygılara kurban edilemeyecek kadar önemli bir konudur. Bir sonraki seçime yatırım yapma düşüncesiyle eğitim sistemini sık sık değiştirmek bu vatana ihanet etmek demektir. Yeri geldiğinde herkes ama herkes eğitim sistemimizi eleştirir ama hiç kimsenin bu konuda fikri yoktur. Finlandiya’nın, Almanya’nın eğitim sisteminden dem vurur dururuz ama bu konuda bir şey yapmayız.

Okullardaki yetersiz eğitim açığını kapatan dershaneler kapatılır kimse sesini çıkarmaz çünkü dershaneler kapanınca cemaat bitirilmiş olacaktır. Sınav sistemi ve müfredat değiştirilir ama ne özel okul yöneticisi ne de eğitimde söz sahibi olanlar bunun yanlışlığını adam gibi ortaya koymaz. Sadece başlarına bir şey gelmeyecek şekilde biraz eleştiride bulunurlar çünkü onlar da başlarına ne geleceğini biliyorlar. Zira ortada eğitim kurumlarına el konulan ve öğretmenlik yapmaları engellenen cemaat mensupları var.

Tüm yaşananlar karşısında insan gerçekten hayret ediyor. Ama öbür taraftan da şu hadisi şerif insanın aklına geliyor: “Layık olduğunuz şekilde idare edilirsiniz.”

Halit Emre Yaman

Twitter: @halitemreyaman

Mail: halitemreyaman@hotmail.com

Yayınlarımızın devamı adına, sizleri destek vermeye davet ediyoruz.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here