İşte Pakistan’da gerçekleşen kaçırma hadisesinin detayları

5098

İşte Pakistan’da gerçekleşen kaçırma hadisesinin detayları.

***

Ben Fatih Avcı, Türkçe öğretmeniyim. Pakistan Hükümeti’nin 2016 Kasım ayı sonuna kadar ülkeyi terketmemizi istemesi üzerine o tarihten bu zamana kadar BM Mülteciler Yüksek Komisyonu tarafından verilmiş olan sığınmacı belgesi ile Pakistan’da yaşıyorum. Kendisi ve ailesi de bir sığınma başvurucusu olan ve aynı zamanda meslektaşım da olan Mesut Kaçmaz Bey’in üst kat komşusuyum.

27 Eylül 2017 Çarşamba gece 2:10’de, Lahor şehrinde at 461, E2 Block, Wapda Town adresinde yerleşik evimizin Mesut Kaçmaz Bey ve ailesinin yaşadığı alt katında gürültüler duydum. Hemen aşağıya indiğimde, yaklaşık 15 kadar sivil giyimli “polis memurunun” dairede olduğunu gördüm. Bu “polis memurlarının” 5’i kadındı. Evde herhangi bir arama ve el koyma çalışması yapmadılar, evi dağıtmadılar.

Polis memurları” aile fertlerini ite kaka tutuklamaya çalışıyorlardı. Mesut Bey’in eşi Meral Hanım baygınlık geçiriyor olsa gerek, yerde yatıyordu ve iki kadın polis onu ayağa kaldırmaya çalışıyordu. Bu arada ailenin iki kızı da ağlama krizine girmişlerdi. “Polis memurları” olayı protesto eden ve cevap isteyen Mesut Bey’i kapıya doğru itelemekteydi. “Polis memurlarının” Meral Hanım’a uyguladıkları orantısız müdaheleyi görünce ben de protesto ettim ve tutuklandım. İlk once beni aşağıya indirdiler.

Az sonra, aile fertlerini bir bir aşağıya indirdiler. Bizi polis pikapına bindirmeden önce Meral Hanım ve ailenin kızları da dahil hepimizin gözlerimizi bağladılar ve başımıza çuval geçirdiler. Beni önden kelepçelediler. Mesut Bey’e de bir kelepçe takamadıklarından dolayı ellerini sıkıca bağladılar. Mesut Bey olayı protesto ederken şiddete maruz kaldı ve yüzüne bir iki darbe aldı. “Polis memurlarından” birisi gülerek, “Burası Pakistan. Siz kim olduğunuzu sanıyorsunuz? Biz istediğimizi yaparız” dedi.

Polis pikaplarına bindirildik. Araçların üzerinde “Polis” vb işaret seçemedim. Her aracın tepe lambası vardı. Bütün “memurlar” sivil giyimliydi.

30 dakika kadar seyahat ettik, ardından göz bağlarımızı çözdüklerinde iyi döşenmiş bir villada olduğumuzu gördük. Burası bir misafirhaneye benziyordu. Orada başka kişiler de vardı. Zannederim, bunların bazıları üst düzey “memurlardı”. Oradaki “memurlardan” birisi bana, “Senin bu işe karışmaman lazımdı, ama geldin kendini de bulaştırdın. Seninle işimiz yok. Senin adın bizim listemizde yok. Seni serbest bırakacağız.” Saati bilmeyelim diye duvardaki saati bile indirdiler.

Gözlerimi yeniden bağladılar ve beni yaşadığım sitenin kapısına bıraktılar. Ayakkabı giymiyordum, dolayısıyla yalın ayak eve yürüdüm. Herhangi bir plaka göremedim.

Dört kişilik ailenin evine 15 kişilik bir “polis grubunun” gönderilmesi şok ediciydi. Bundan daha fazla şok edici husus da aileye reva görülen uygulamaydı: Evin hanımı ve genç kızları dahil hepsinin gözlerinin bağlanması ve başlarına çuval geçirilmesi… Bizler sıradan eğitimcileriz ve sanki suçluymuşuz gibi bizlere reva görülen bu kötü uygulama gerçekten de şok edici.

Gelen insanların kim olduğu ve hangi kuruma ait oldukları hakkında hiçbir bilgim yok.

Yayınlarımızın devamı adına, sizleri destek vermeye davet ediyoruz.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here