Dünya Hizmet Hareketi’ne neden sahip çıkıyor?

2454

Hem insanlık, hem islam dünyası en karanlık dönemlerinden birini yaşıyor.

Zannediyorum ki, insanlığın ve islamiyetin bu kadar zelil hale düştüğü başka bir dönem olmamıştır.

Özellikle islam coğrafyası ve müslümanlar, tarihin en karanlık, en kanlı, en fazla gözyaşı ve en zelil durumunu yaşıyor günümüzde.

Bugün, islam dünyasının hali perişan ve zelil bir durumda.

Sade coğrafi olarak değil, islam dinine inanan müslümanların da durumu perişan halde.

İslam dünyasında, bir tane elle tutulur devlet yok.

Hepsinde bir diktatör ve eğitimsiz, cahil halklar var.

Bu dikatatörlük ve cehalet ile yönetilen islam dünyasında yetişen insanlar, her şey olmaya müsait ve her türlü melaneti işleyecek yığınlar halinde.

Devletler böyle olduğu gibi, islam dünyasından ortaya çıkıp, islamı hakkıyla temsil eden elle gösterilebilecek Hizmet Hareketi haricinde bir tane cemaat ve hareket de yok.

Evet, şunu çok rahatlıkla söyleyebiliriz ki, islam dünyasında şuan, Hizmet Hareketi dışında, bu kadar etkili, eğitimli, geniş bir kesime hitap eden bir islami hareket yok.

Hizmet Hareketi, bugün içinden çıktığı Türkiye’de terör örgütü olarak kabul edilse de, dünya bunun tam tersi yönde bir gözle bakmaktadır Hizmet Hareketi’ne.

Tarihin hemen hemen her döneminde, büyük değişimler ve yenilikler yapan fikir akımları, ortaya çıktıkları toplumlar tarafından en son anlaşılmış ve genellikle kendi toplumlarından dışlanmışlardır.

Bu kaderi, bugün Hizmet Hareketi de yaşamaktadır.

Bu nedenle, bugün Türkiye’de harekete karşı gösterilen tavır, bu şekildeki hareketlerin makus talihidir.

Dünya, islamın gerçek ve insani olan fikri ve ictimai uygulamalarını ve yaşantısını, bugün Hizmet Hareketi mensuplarının yaşantıları, yaptıkları ve faliyetleri ile görmektedir.

Hizmet Hareketi, hem ferdi hayat, hem dini hayat, hem toplumsal hayat içinde, yaşayışları, söylemleri, eylemleri ile, dünya insanlığının dikkatini çekmektedir.

Diğer tüm islami cemaatlerden ve hareketlerden farklı olduğunun farkına varan dünya ülkeleri ve dünya insanları, bu harekete karşı ilgi duymakta ve bu harekete sahip çıkmaktadır.

Hizmet Hareketi mensuplarının, zulümden kaçarak gittikleri ülkelerde sahiplenilmesinin altında yatan temel neden budur.

Peki dünya neden Hizmet Hareketi’ne sahip çıkıyor.

Gelin isterseniz bunu bir kaç madde halinde yazalım.

1- Hizmet Hareketi, islamın özü olan sevgi ve barış söylemini hayatlarına geçirmiştir.

Hizmet Hareketi, dünyanın 170 ülkesinde açtığı müesseseler ile ve o müesseselerde çalışan mensupları ile, o ülke insanlarına hep sevgi ve barışı, evrensel değerleri anlatmış ve yaşantılarıyla göstermiştir.

İnsanlığın ortak dili olan sevgi, hareket mensupları tarafından gittikleri her ülkede kabul görmüştür.

Sevgi ortak dilini kullanan hareket mensupları, dilleri, dinleri, ırkları, renkleri, örfleri, adetleri, hassasiyetleri farklı olan yüzlerce ülkede kabul görmesinin temel nedeni budur.

Zira, sevginin, rengi, dili, dini, ırkı yoktur.

Ve sevgi her yerde kabul gören ve anlaşılan bir dildir.

İşte bu dil ile gittikleri ülkerde hep kabul görmüştür Hizmet Hareketi.

2- Hizmet Hareketi şiddete bulaşmadı ve hep müsbet hareket etti.

Hizmet Hareketi’nin en önemli özelliklerinden biri, müsbet hareket etmedir.

Her şart ve durum altında bu özelliğinden taviz vermemiştir.

Özellikle, Erdoğan tarafından bu özelliğinden taviz vermesi için çok ciddi baskı ve zulümlere maruz kalan hareket, bunca zulme ve baskıya rağmen, asla müsbet hareketten taviz vermedi ve şiddete bulaşmadı.

Erdoğan, Mısır’da Müslüman Kardeşler’in sonunu getiren sürecin baş aktörüdür.

Bu yaparken de Erdoğan, önce bir sivil toplum kuruluşu olan Müslüman Kardeşler’i siyasete çekmiş, sonra Mursi’nin Cumhurbaşkanı olarak seçilmesinden sonra, 40 yıllık bir düzeni, hemen değiştirmeye çalışmıştır Mursi üzerinden.

Bunun sonucunda, Mısır’da darbe oldu ve sonra Müslüman Kardeşler ne yazıkki şiddete bulaştırılmıştır.

Bu şiddete bulaşmasında da en etkili kişi, yine Erdoğan olmuştur.

Aynı yöntemi Hizmet Hareketi’ne de uygulamaya çalıştı Erdoğan.

17-25 aralıktan hemen sonra, meydanlarda Erdoğan, “kendinize güveniyorsanız, kurun bir parti karşıma çıkın” diyerek Hizmet Hareketi’ni bu tuzağa çekmek istedi.

Bu tuzağa düşmeyen Hizmet Hareketi’ne karşı daha sonra Erdoğan, baskı ve zulüm ile şiddete bulaştırmaya çalıştı.

Harekete ait yüzlerce okul, dershane, yurt, üniversite, hastane, gazete, televizyon, radyo, şirkete el konuldu.

Hareket mensupları, kitlesel soykırıma maruz bırakıldı.

Yüzbinlerce hareket mensubu tutuklandı, cezaevlerine atıldı, işkence yapıldı.

Harkeet mensupları kaçırıldı.

Bazıları infaz edildi.

Tüm bunlara rağmen, bir tek hareket mensubu, tek bir taş atmadı, tek bir yumruk sallamadı.

Ve bunu dünya da gördü.

3- Hizmet Hareketi, bağnaz ve softa bir islamı değil, modern ve eğitimli bir islam modelini temsil etti.

Şu bir gerçek ki, Türkiye’de ve islam dünyasında, islami hareketler içinde en eğitimli kadroya sahip hareket Hizmet Hareketi’dir.

Hareket üyelerinin çok büyük bir kısmı üniversite mezunu.

Çok sayıda akademisyen, gazeteci ve yazar var harekette.

Bu eğitiminin yanı sıra, Hizmet Hareketi, 21. yüzyılda islamın yorumu ve yaşantısını yazan bir ekolden gelmektedir.

Özellikle Said Nursi ile temelleri atılan, Fethullah Gülen ile bir yapı haline getirilen, hem dini ilimleri, hem pozitif ilimleri bünyesinde bulunduran bir ekol meydana gelmiştir.

Ne sırf dine dalıp, pozitif ilimleri ihmal eden softalığa sapmıştır, ne de, pozitif ilimlere dalıp, dini ihmal eden bir materyalizme sapmıştır.

Bu ikisini de bünyesinde bulundurmuştur.

Zaten hareketin en önemli özelliği, eğitim ve öğretimci olmasıdır.

Ve bu yolla dünyaya yayılmıştır.

Harekete ait okullarda yetişen insanlar, hem çok iyi bir fizikçi, hem de ahlaklı birer insan olma modeliyle yetiştirilmeye çalışılmıştır.

İslamın baskı ve kelam ile anlatılmasını değil, sevdirilerek ve hal ile anlatılması yolu seçilmiştir.

Aşırılıklardan ve radikalleşmeden uzak durulmuş, bunlar asla kabul edilmemiştir.

Meselelerin, şiddet ile değil, diyalog ile halledilmesi yolunun tercih edilmesi öğretilmiştir.

4- Hizmet Hareketi, tüm islami cemaatlerin ve müslüman ülkelerin engaje olduğu Filistin meselesine, hem itidalli yaklaşmış ve engaje olmadı.

Filistin meselesi, müslüman ülkeler ve islami hareketler için hem bir çıkmaz sokak olmuştur.

Özellikle islami hareketler, islam dünyasının tek meselesi ve problemi Filistin meselesiymiş gibi bir tavır içine girmişlerdir.

Bu meseleye engaje olan tüm cemaatler ve ülkeler, sonunda dünya tarafından radikal islamcı olarak kabul edilmiştir.

Bu kabul ile, hem ülkeler, hem cemaatler bir fanusa hapis olmuşlardır.

Bu konuda Hizmet Hareketi, hep itidalli davranmış, insani yardım konusunda önemli işler yapmış olsa da, hiç bir zaman bu konuya engaje olmamıştır.

Bu tavrı ile, dünya tarafından bir fanusa hapis edilmekten kurtulmuştur.

Zira Filistin meselesine engaje olma, ya El fetih, ya Hamas ile aynı karede görülmek demekti.

Bundan hep kaçındı hareket.

Ve bununla daha geniş hareket etme alanı buldu.

Aynı zamanda, dünyanın önyargılarından kurtulmuş oldu.

***

Tüm bu saydığımız nedenler ve daha ekleyebileceğimiz nedenlerle, Hizmet Hareketi bugün dünya tarafından, radikal islam ve şiddet yanlısı IŞİD ve el Kaide türü akımlara karşı bir panzehir olarak kabul edilmektedir.

Zira, radikal islam bugün tüm insanlığı tehdit eden bir akımdır.

Bu akım, globalleşen ve iletişimin bu kadar ileri olduğu dünyada, her ülkeyi tehdit etmektedir.

Bu tehdit ile mücadelede, silah ve şiddetle karşılık vermenin, bu tehditi daha da güçlendirdiği ortadadır.

Şiddet daha fazla şiddeti, daha fazla şiddet daha fazla tedbiri, daha fazla tedbir de, daha fazla özgürlüklerden kısıtlamayı beraberinde getirmektedir.

Bu durum, özgürlüğe bu kadar alışmış insanların hayatlarını zorlaştırmaktadır.

Bu durum bir kısır döngüye dönüşmektedir.

İşte bu durumun halli için dünya, Hizmet Hareketi ve hareketin lideri Fethullah Gülen’in fikirleri ve uygulamalarına destek vermekte ve harekete sahip çıkmaktadır.

Bu sahip çıkma ve hareketin bu kadar tanınmasında, elbette Erdoğan’ın rolü de çok büyüktür.

Zira Erdoğan, bu gün temsil ettiği radikal islam ve IŞİD zihniyeti ile, hareket saldırırak ve hareketi bitirmeye çalışarak, hareketin radikal islamdan ne kadar farklı olduğunu dünyaya ilan etmiştir.

Bugün cezaevlerinde zulüm gören, Türkiye’de mağdur olan ve hayatları cehenneme dönen hareket mensupları, tüm bunlara rağmen, şiddete bulaşmayarak, radikalize olmayarak, ülkede terör olaylarına bulaşmayarak dünyaya şu mesajı vermiştir:

Biz takiye yapmıyoruz

Biz gerçek islamdan, şartlar bu kadar ağır olsa da taviz vermiyoruz.

Biz meselelerin şiddet ile hal olacağına inanmıyoruz.

Bu mesaj dünya tarafından alınmıştır.

Ve gelecek günlerde, bu mesajın alındığının işaretleri daha net ortaya çıkacaktır.

 

Yayınlarımızın devamı adına, sizleri destek vermeye davet ediyoruz.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here