Hizmet Hareketi’ne iki önemli tavsiye

5825

Yaşanılan her musibet bize birer ders.

Ve bu musibetlerden alınacak dersler, gelecekte yaşanılması muhtemel daha büyük musibetler adına birer ikaz aslında.

Hizmet Hareketi, tarihinin en büyük müsibeti ve imtihan süreci ile karşı karşıya.

Bu zamanlar, hem birer arınma, hem de birer ders alma zamanları.

İşte bu zor günlerde, kendi şahsi bakış açımla gördüğüm bazı eksiklikleri ve bu eksikliklere çözüm adına bazı çözüm önerilerimi sizlerle paylaşmak istiyorum.

Bu eksiklikler, hem şahsen müşahid olduğum eksiklikler, hem de bana gelen mesaj ve e-maillerin toplamıdır.

1- Hizmet Hareketi, özellikle 15 temmuz sonrasında, ne yapacağını bilemez bir halde olduğu görüntüsü vermiştir.

Bir kriz masası ve kriz yönetim stratejisinin olmadığı bariz şekilde ortaya çıkmıştır.

Bu durum beraberinde çok sayıda mağduriyet ve acıya neden olmuştur.

Bir dağınıklık ve bir ümitsizlik atmosferi vardı insanlarda o günlerde.

Özellikle şokun yaşandığı ilk zamanlarda, harekete mensup olan insanlara yön verecek ve rehberlik edecek insanların susması ve şoka girerek afallamaları, tabandaki insanların hem mağdur olmalarına, hem de hareket olan inançlarında geçici bir sarsıntıya sebep oldu.

Bu durum, zamanla düzeltilmiş olsa da, bunun etkileri daha uzun süreceğe benziyor.

İşte bu durumun, ilerde daha büyük yaşanması muhtemel şoklara karşı halledilmesi ve önleminin alınması gerekiyor.

Hizmet Hareketi, dünya çapında yaşanabilecek şoklara ve olaylara karşı, dünya çapında etkinliği ve tanınırlığı olan bir sivil toplum kuruluşu kurmak zorunda.

Bu kuruluşa örnek olabilecek çok sayıda kuruluş var dünyada.

Amnesty ve insan hakları gözetim kuruluşları gibi, insan hakları ihlalleri ve hukuksuzluklara karşı mücadele edecek, mağdur olan insanların sesi olacak bir kuruluşun acilen kurulması gerekiyor.

Zira, hem dünyada, hem de Türkiye’de yaşanan hukuksuzluklar ve insan hakları ihlalleri, hakkıyla anlatılamıyor ve buna karşı organize bir mücadele verilemiyor şuanda.

Türkiye’de yaşanan ve soykırıma varan hadiselerin, tam manası ile dünyaya duyurulamaması ve anlatılamamasının temel nedeni budur.

Yaşanılanlar, bazı cılız seslerin kendi çabaları ile dünyaya duyurulmaya çalışılıyor.

Bir organize eksikliği var.

Bir dağınıklık var.

Ve bu dağınıklık ve organize olamama, çok ciddi olan bu konunun, dünya kamuoyunda hakkıyla gündeme gelmesini engelliyor.

Öne çıkan bazı yazar ve gazetecilerin, kendi gayretleri ile bu mesele anlatılamaz.

Bunun bir an önce giderilmesi lazım.

Sağda solda çok sayıda insan var kabiliyetli ve bu konu hakkında kafa yoran, planlar yapan ve pojeler geliştiren.

Fakat bu kişiler organize edilmediğinden ve bir çatı altında mücadele etmediğinden bu hep atıl kalıyor.

Eğer bir yapılanmaya gidilse ve bir kuruluş meydana getirilse, eminim bu kişiler, tam gönüllülük esasıyla, hiç bir karşılık beklemeden bu işleri yine yapacaktır.

Bunun derhal ve acilen halledilmesi lazım.

İşler eski usül ve amatörce değil, profosyonel düşünen, organize hareket eden ve bu işleri ve dünya dengelerini, yöntemlerini bilen insanlar eliyle yapılmalı.

Dünyanın herhangi bir yerinde meydana gelen, alıkoyma, adam kaçırma, hukuksuz gözaltı, hukuksuz kapama, mağdur etme, işkence, insan hakları ihlali gibi olaylar, iletişimin bu kadar geliştiği bir çağda anında organize bir şekilde dünya gündemine getirilebilir ve konunun iletilmesi gereken yerlerine ulaştırılabilir.

Bunun yapılması için, bir kuruluşun kurulması ve bu kuruluşun, işin ehli kişiler tarafından yönetilmesine bağlıdır.

Böyle bir kuruluşun olmaması veya varsa bile bunun bilinmemesi ve bu konunun duyurulmaması, dağınık bir görüntü ortaya koyuyor.

Bu durumdan derhal kurtulunmalı ve bu kuruluş varsa ilan edilmeli, yoksa da kurulmalıdır.

2- Özellikle yurtdışına cebri hicret yapmak zorunda kalan insanlara yardım konusundaki organizasyonluk konusu.

Çok sayıda insan, 15 temmuz sonrasında Türkiye’den ayrılmak ve hicret etmek zorunda kaldı.

Bu insanlar arkalarında, evlerini, işlerini ve düzenlerini bıraktılar.

Bazıları aileleriyle, bazıları tek başına yurt dışına, bilemedikleri ülkelere gitmek zorunda kaldılar.

Bu kişilerin gittikleri ülkelerde, barınma, geçinme ve gittikleri ülkelere adapte olma adına, yol gösterecek, onların dertlerini dinleyecek, onlara yanlız olmadıklarını hisettirecek, iş bulacak insanların, organize olamadıklarını, bu işlerin, şahısların kendi tanıdıkları veya el yordamları ile hallettiklerine şahit oluyorum.

Bu konuda bir yapılanmaya gidilse, yada bu amaçla bir vakıf yada bir yardım kuruluşu kurulsa ve bu insanlara bu şekilde sahip çıkılsa, hem bu konu o ülkelerdeki yerli kuruluşlarında gündemine girer ve bazı fonlar kullanılabilir, hem de insanlar kendilerini yanlız hissetmezler.

Geldikleri ülkede, nereye başvuracaklarını ve kimlerin onlara yardım edebileceklerini bilirler.

Ne yazık ki bu konular, kişilerin bağlantıları, tanıdıkları ve bazen ciddi sorunlar yaşayarak edindikleri tecrübeler sonucunda hallediliyor.

Tüm bunlarla beraber, gelen bu mağdur insanların kendileri yanlız hissetmemeleri, moral ve motivasyonlarının düşmemesi adına böyle bir organizasyonun çok önemli olduğuna inanıyorum.

Artık ne yapacaksak, şahıs mantığından kurtularak, kurumsal ve günün ve ülkenin şartlarına uygun bir yapılanma ile halledilmesi lazım.

 

Yayınlarımızın devamı adına, sizleri destek vermeye davet ediyoruz.

5 YORUMLAR

  1. Tamamen katılıyorum. Ancak Amnesty International gibi kuruluşlar oluşturmanın zorlukları da var, bu tür kuruluşlar, tanımı icabı insan hakları ihlallerini ortaya çıkarmakla sorumlular. Sadece kendi kesiminin dertleriyle ilgilenmek zaten ilkesizlik olur. Dünya üzerindeki tüm insan hakları ihlalleri ile ilgilenmek çok riskli olmaz mı? Kendi hükümetinin tepkileriyle başedemeyen bir hareket, tüm dünya ülkelerinin hükümetlerinin tepkileri ile nasıl uğraşsın. Bu, zaten hareketin gayesine, prensiplerine de ters değil mi? Bizim maksadımız hükümetleri adam etmek değil ki! İnsanı yetiştir ki dünya iyileşsin değil mi felsefemiz? Uyarınız çok yerinde, arayışlarda bulunmak lazım ama nasılı üzerine çok ama çok kafa yormak lazım.
    Cebri gelenlere destek konusunda da uyarınız çok ama çok yerinde. Bir müddet sonra sıkıntılarla boğuşan travmatik insanların kontrol edilemeyen tepkileri ile karşılaşılma ihtimali de var. Parasını çıkarabilen ile hem çok mağdur durumda çıkabilenlerin hem de orta ve alt gelir grubuna mensup yerleşiklerin mukayeseleri, çatışmaları ihtimali var. Sosyal katmanlar alt üst olmuş durumda. Tek çare, İ’sar ruhunu üst düzeyde harekete geçirmek. Çok güzel noktalara değiniyorsunuz, Allah razı olsun. Wesselam.
    Hürmetler.

  2. Fuat bey dertlenip yazmışsınız allah razı olsun. Öyle yaşanmışlar varki hayret edersiniz. Hem müspet hem menfi şekilde.
    Cemaatdaki büyük büyük çok büyük abiler iktidar kavgasıyla meşgül bu yazdıklarınız onların konusuna ve ilgi alanına girmiyor. Onlar tereke için kavga ediyor.

  3. Yazılarınızı beğenerek okuyoruz ..yazdıklarınızı çok önemli konular ama diğer arkadaşın da dediği gibi bazıları sadece kendi konumlarini düşünüyorlar ..hatta olup bitenleri okumuyorlar ,haberleri bile olmuyor ki diger insanlara anlatsinlar..biz de aile olarak çok büyük imtihanlardan geçtik..aslında sizinle ozelden yazışmak istiyorum …bu mümkün olursa çok sevinirim.

  4. kimse merak etmesin abiler bir kırgız olarak ben bile içten dua edip biraz sızlıyorsam Türk abileri düşünemiyorum bile( bunu reklam için söylemiyorum) muhakkak biri birimize yanıyoruz sadece Şeytan uraşıyor açıktan o kadar biri birimize vesveseyle,Allahımız her şeyi görüyor Az sabır,geberip gidecekler,Maddi yardımsa yardım edelim parası yoksa Dua edelim her zaman ama gerçekten o zaman Allahın izniyle biter bu günler

  5. Sanirim herkes kendi durusunu ve konumunu herkesten daha iyi bilir (yada bilmelidir demeliyiz) ama eger gercekten su hizmeti ve onun sahsi maneviyesini, ortaya koydugu iradeyi ve sebep oldugu tum guzel olusumlari onemsiyor iseniz ve dahi basimizdaki buyugumuzu ve onun kendi ifadeleri icinde bizlerin tekrar derlenip toparlanip daginikliginin giderilip Hakkin tutup koyacagi yere konulmasini candan ve gonulden murad ediyorsaniz, lutfen ama lutfen ifade ve yorumlarinizda yada herhangi bir elestiri ve paylasimda bulunmak istediginizde bu hizmetin sahipsiz olmadigini ve basimizda bir buyugumuzun bulunuyor oldugunu unutmayalim yoksa size gore cok yerinde ve carpici bir baskalarina gore ise cok edebi ve bir okadarda derin gelebilen ifadeleriniz gercekte bir halt ve galat tan ibaret olabilir..

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here