Ankara’dan AKPM’ye ilk tepki

443

Dışişleri Bakanlığı, Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi’nin Türkiye’yi yeniden denetim sürecine alan kararına ilişkin olarak “Bu haksız kararı şiddetle kınıyoruz” tepkisini gösterdi.

AKPM’nin Türkiye’yi siyasi denetim sürecine almasının ardından Dışişleri Bakanlığı’ndan ilk tepki geldi. “Bir grup Avrupalının ülkemize yönelik bu dışlayıcı, ötekileştirici kararı esasen siyasi bir operasyondur” denen açıklamada “Bu karar, başta FETÖ olmak üzere, sadece ülkemiz değil bütün Avrupa sistemine ve değerlerine tehlike oluşturan terör örgütlerine hizmet edecektir. Bu durum Türkiye’yi AKPM ile ilişkilerini gözden geçirmeye mecbur bırakacaktır” ifadelerine yer verildi.

Dışişleri Bakanlığı’nın açıklaması şöyle:

Avrupa Konseyi Parlamenter Meclisi (AKPM) Genel Kurulu’nun 25 Nisan 2017 tarihli oturumunda, 2004 yılından bu yana denetim sonrası diyalog sürecinde bulunan ülkemizin yeniden denetime alınması kararı verilmiştir. AKPM’de, izlenmesi gereken yerleşik usullerin dışında siyasi saiklerle alınan bu haksız kararı şiddetle kınıyoruz.

Ülkemiz PKK, FETÖ ve DEAŞ gibi en kanlı terör örgütleriyle aynı anda mücadele etmektedir. Anayasal düzenini ve ulusun varlığını hedef alan tehlikelere karşı, uluslararası yükümlülüklerine bağlı kalarak, gerekli ve orantılı tedbirler almaktadır. Bu bir devletin en temel ödevi ve meşru hakkıdır.

Türkiye’nin bir yandan 3,2 milyondan fazla mülteciye kucak açarken ve hain terör örgütleriyle mücadele ederken, aynı zamanda tüm Avrupa’nın ve yakın çevresinin güvenlik ve istikrarına katkı sağladığı unutulmamalıdır. AKPM’deki parlamenterlerin Türkiye’nin Avrupa’nın istikrar ve güvenliğine yaptığı bu katkıları görmezden gelen bu kararı esasen Avrupa’nın üzerinde yükseldiği ortak ve demokratik değerleri hiçe sayan, stratejik vizyondan yoksun basiretsiz bir tutumu yansıtmaktadır.

Avrupa Konseyi’nin kurucu üyesi olarak çağdaş Avrupa ideallerinin ve değerlerinin savunucusu ülkemizin AKPM’deki maksatlı çevrelerin ayak oyunuyla denetime alınması, demokrasinin beşiği olduğunu iddia eden AKPM’ye yakışmamıştır. Bu maksatlı çevrelerin Türkiye karşıtlığında, günümüz Avrupasında şiddete varan şekilde yayılan yabancı düşmanlığı ve islamofobiye karşı ülkemizin adeta tek başına mücadele vermesi ve mazlumun yanında yer alması da önemli yer tutmaktadır. Sözkonusu çevrelerin etkisi, esasen, ülkemizdeki halkoylamasını gözlemlemeye gönderilen AKPM üyelerinin bazılarının terör örgütü sempatizanlarından seçilmesinde de görülmüştü.Denetime alma kararı bu ard niyetli grupların yeni bir oyunudur. İslamofobiyi, yabancı düşmanlığını körükleyen popülist yaklaşımların etkisinde, dar ve sığ iç siyasi saiklerle hareket eden bir grup Avrupalının ülkemize yönelik bu dışlayıcı, ötekileştirici kararı esasen siyasi bir operasyondur. Bu karar, başta FETÖ olmak üzere, sadece ülkemiz değil bütün Avrupa sistemine ve değerlerine tehlike oluşturan terör örgütlerine hizmet edecektir.

Türkiye AKPM’de bu kararı alan Parlamenterleri öncelikle aklı selime, ardından ilkeli bir tutum benimseyerek dünyanın ortak belası olan terör tehditiyle mücadele etmek üzere müşterek tedbirler almaya, yükselen yabancı düşmanlığı, ırkçılık ve İslamofobi sorunlarıyla samimi şekilde mücadele etmeye, iltica ve göç yönetimi konularında insan haklarını gözeten sorumlu bir duruş sergilemeye davet eder.

Denetim kararı Türkiye’nin, terörist darbe girişimi sonrasında Avrupa Konseyi ile kesintisiz yürüttüğü yapıcı ve samimi diyalog ve işbirliğini de gözardı etmiştir. Bu durum Türkiye’yi AKPM ile ilişkilerini gözden geçirmeye mecbur bırakacaktır.

AKPM’nin bu haksız, siyasi ve yanlı kararına rağmen, Türkiye, demokratik standartlara, insan haklarına ve bu alandaki uluslararası yükümlülüklerine bağlılığından ödün vermeden vatandaşlarının hak ve özgürlüklerini geliştirme konusundaki kararlığını sürdürecektir.

AB Bakanı Çelik: Tarihi hata, alakası yok 

AB Bakanı Ömer Çelik gazetecilere yaptığı açıklamada “Raporda bahsedilen Türkiye ile gerçekte olan Türkiye’nin alakasının olmadığını” savundu. Çelik’in açıklamaları şöyle:

“Yakın bir şekilde izledik bakanlık olarak. 2004’te denetimden çıkmamızdan sonra, böyle bir kararı yanlış ve haksız buluyoruz. Adil olmayan bir karar. Tartışmaların hiçbiri Türkiye’nin gerçekleriyle örtüşmüyor. Türkiye’de işkence olduğundan, Çin’den daha fazla tutuklu gazeteci olduğundan, tek adam rejimi olduğundan bahsediliyor.

AKPM gibi bir kurumda, bu üyelerin yarısının katıldığı bir toplantıda bu karar alınıyor. Adil olmayan, haksız, yanlış bir karar. Bahsettikleri Türkiye fotoğrafıyla, Türkiye’nin gerçekliğinin bir alakası yok.

Türkiye, bütün dünyanın vicdanını temsil eden bir insan hakları sahiplenmesi içerisinde. 3.2 milyon mülteciye ev sahipliği yapıyor. Böyle bir ülkeye teşekkür edilmesi lazımdı.

Biz mülteci konusuna insani bir açıdan yaklaşıyoruz. Onlar ise insani sorumluluklarını yerine getirmiyor. Biz bütün dünyanın gözünde bu vicdani sorumluluğu temsil ediyoruz. Beklentimiz, doğru işbirliği mekanizmaları üretmelidir. Türkiye gibi bir ülke bunları yaparken, AP ve AKPM gibi kurumlar demokrasiyle sahip çıkmalıdırı. Bunun yerine dışlayıcı ve ötekileştirici politikalar üretmeleri kimsenin faydasına olmaz. Türkiye ile hiçbir işbirliği, dayanışma mekanizması üretilmemiştir. Özgürlük-güvenlik dengesini koruyan bir ülkeyle terörle mücadelesinde bir dayanışma üretilmesi gerekirdi. Şimdi yapılan şeyler, zor koşullardan geçen ülkemize karşı dışlayıcı bir tutum sergilendiğini gösteriyor. Bu AKPM için tarihi bir hatadır.”

BOSTANCI: HUKUK DEVLETİ OLMA KONUSUNDA EKSİKLİKLER OLABİLİR AMA…

AKP Grup Başkanvekili Naci Bostancı ise katıldığı CNN Türk yayınında, “Bu karar kesinlikle yanlış, haksız, hasmane bir karardır” dedi. Bostancı sözlerini şöyle sürdürdü:

“Demokrasi, insan hakları ve hukukun üstünlüğüne ilişkin hususlar gerekçe gösteriliyor. Türkiye son derecede ilerleme sağlamış bir ülkedir. Hukuk devleti olma konusunda eksiklikler olabilir, ama bu hasmane bir tavır. Türkiye’yi tanımamaktan kaynaklanan bir süreç. Bu ülkede darbe girişimi yaşandığında, o gün bu ülkeler Türkiye’nin yanında olmadılar. “Bekleyelim bakalım ne olacak” dediler. Terör örgütlerine karşı devlet harekete geçmiş, bu her devletin yapması gereken bir şey. Darbe girişiminin ardından OHAL’e girilmiş, KHK’larla bazı düzenlemeler yapılmıştır. Bu doğrultuda yargılamalar yapılıyor. Şimdi bunları gerekçe göstererek böyle bir karar alınması kesinlikle nesnel olmayan, kesinlikle hasmane bir siyasi anlayışın kararıdır.”

Yayınlarımızın devamı adına, sizleri destek vermeye davet ediyoruz.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here